T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:16/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:12/09/2025 DAVANIN KONUSU:Konkordato GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:16/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:16/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:12/09/2025 DAVANIN KONUSU:Konkordato GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:16/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Antalya Ticaret Sicil Memurluğuna 2021 yılında tescil edilmiş olmakla; tescil öncesi kaydı “... Dizayn” şahıs işletmesinin 2021 yılında ticari nevi değişikliği yapıldığını, 2021 itibari ile ... Üretim Ve Ticaret Ltd. Şti. tek ortaklıdır ve şirket ortağı ... olduğunu, şirketin “... Şirket, bünyesinde bulunan gelişmiş makine parkı ile de bölgedeki 5 yıldızlı otellerin, villa projelerinin, müteahhitlerin üretim tedarikçisi olduğunu, ağırlıklı olarak mutfak dolabı, kapı, banyo dolabı, vestiyer, tv ünitesi, büro mobilyaları ve otel tadilat yüklenicisi olduğunu, yine Antalya Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere tabut üretimi şirketin Antalya Kurumlar Vergi Dairesi ... Numaralı vergi mükellefi olup; ... Mersis No ile Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... no ile kayıtlı olduğunu, şirketin halihazırda Kepez üretim merkezli olarak faaliyetini sürdürdüğünü, şirketin borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında olan müvekkili şirketin, İİK m. 285 vd. hükümleri uyarınca borçlarını ödeyebilmesi ve muhtemel bir iflastan kurtulmasına yönelik olarak alacaklılarıyla borçların ertelenmesine yönelik vade konkordatosu yapabilmesi için; İİK m. 286 hükmüne ve mahsus yönetmeliğe göre konkordato talebinin içermesi gereken Konkordato Ön Projesi ile diğer tüm belgelerini dilekçe ve ekinde eksiksiz olarak sunulduğunu, İİK m. 287 uyarınca müvekkili hakkında üç aylık süre ile geçici mühlet verilmesini, İİK m. 289/1 hükmü uyarınca geçici mühlet içinde olmak kaydıyla, kesin mühlet verilmesine ve kesin mühlet kararı ile birlikte geçici komiser ya da komiserlerin görevlerinin devamı ile İİK m. 294 vd. hükmünde belirtilen kesin mühletin tüm sonuçlarına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... Dava dosyasındaki deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davacı tarafından İİK'nın 285.maddesi uyarınca konkordato istemiyle mahkememize başvuruda bulunulduğu, aşamalarda aldırılan komiser raporları uyarınca geçici mühlet kararı verildiği, geçici mühlete karar verildikten sonra aldırılan komiser heyeti raporu göz önüne alındığında davacı şirketin gerek kaydi değerlere, gerekse rayiç değerlere göre TTK 376 madde uyarınca borca batık durumda olmadığı, sunulan nihai raporda şirketin hedeflenen kara ulaşmadığı bu nedenle sunulan konkordato projesinin gerçekçi, uygulanabilir ve başarıya ulaşmasının mümkün olamayacağının değerlendirildiği, ayrıca 20/06/2025 tarihli celsede çekişmeli alacaklar yönünden inceleme yapılması yönünde bilirkişi incelemesi için ara karar tesis edilerek hem davacı şirket vekiline hem de davacı şirket temsilcisine tefhim edilmiş olmasına rağmen bilirkişi ücretinin verilen kesin süreden sonra yatırılması nedeni ile planlanan alacaklılar toplantısının yapılmadığı gibi kesin mühlet sürecinde de komiser ücretlerinin de duruşmadan hemen önce ve eksik olarak yatırıldığı, davacı şirketin ara karar gereklerini süresinde yerine getirmemesinin sürecin 6 aya kadar daha uzamasına sebebiyet verecek şekilde hareket ettikleri yönünde mahkememizce kanaat oluştuğu ve bu durunun adi alacaklar yönünden hakkaniyetle bağdaşmadığı, hükme esas alınan komiser raporlarının ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gözetilerek, komiser raporlarına itibar edilmiş, davacı şirketin iflasa tabi kişilerden olmasına rağmen kaydi ve rayiç değerlere göre borca batık durumda olmadığı, konkordatonun başarıya ulaşma imkanının bulunmadığı ve davacının sürecin uzatılması yönünde hal ve davranışları olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla.." şeklindeki gerekçe ile konkordato talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacaklılar toplantısı yapılmadan konkordato talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, komiser raporlarındaki aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte raporların tamamında şirketin borca batık olmadığının, öz sermayesini güçlendirdiğinin ve faaliyetlerini sürdürdüğünün tespit edildiğini, karar ile konkordatonun amacı ve kamu menfaati işlevinin de göz ardı edildiğini, borçlunun iyi niyetinin göz ardı edildiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, konkordato talebine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK 74. maddesinde açıkça yetki verilmemiş ise vekilin, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlasma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremeyeceği belirtilmiş olup, somut davada, vekilin özel yetkili vekaletnamesinin olduğu anlaşılmıştır. Konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen ya da herhangi bir borçlunun, borcun belirli koşullarda ödenmesi için alacaklılarıyla anlaştığı ve yetkili ticaret mahkemesinin onayı ile geçerlilik kazanan hukukî çözüm işlemidir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 709). Konkordato 2004 sayılı Kanun'da tanımlanmamış ise de; öğretide konkordato, dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından kanunda gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan, haciz ve iflâs gibi klasik ve borçlu bakımından sert cebri icra yöntemlerinin yerine ikame edilmiş bir kolektif icra biçimidir (Baki Kuru, İcra İflas Hukuku, C. IV, İstanbul 1997, s. 3585; Süha Tanrıver, Adnan Deynekli, Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s. 29; Serdar Kale, Sorularla Konkordato (İflas Dışı ve İflas İçi Adi Konkordato), İstanbul 2017, s. 2; Hakan Pekcanıtez, Güray Erdönmez, 7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konkortado, İstanbul 2018, s. 4; Sümer Altay, Ali Eskiocak, Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku, İstanbul 2019, s. 10, 15). Bu genel açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; ilk derece mahkemesinin 15/04/2024 tarihli tensip zaptıyla davacı vekili tarafından İİK. 286 maddede öngörülen tüm belgelerin eksiksiz olarak ibraz edildiği anlaşılarak davacı şirkete İİK'nun 285 ve devamı maddeleri gereğince 3 ay süre ile geçici konkordato mühleti verildiği, İİK'nun 297 maddede öngörülen tedbirlere hükmedildiği ve İİK'nun 287/3 madde gereğince geçici konkordato komiseri görevlendirildiği, 12/07/2024 tarihli duruşmasında davacı şirket yönünden geçici mühletin 2 ay süre ile uzatılmasına karar verildiği, 12/09/2024 tarihli duruşmasında davacı şirket yönünden İİK.289. Maddesi uyarıca 12/09/2024 saat 15:00'den itibaren 1 yıl süre ile kesin mühlet verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, bu süreçte 20/06/2025 tarihinde mahkemece duruşma açıldığı, duruşmada komiser heyetinin, rapor düzenledikleri tarihte inşaat sözleşmelerinin yapıldığını ancak her hangi bir faaliyet ve hayata geçen bir sözleşme olmadığını, kurban bayramından sonra yeni işler alındığının kendilerine sözlü olarak söylendiğini ama sözleşme sunulmadığını, rapor verdikleri tarih itibariyle hedeflerin gerçekleşmediğini beyan etmişler, mahkemece duruşma sonunda; "Davacı tarafın yapmış olduğu yeni sözleşmeler ile ipotekli taşınmazların satılmış olması sebebiyle banka borçlarının büyük oranda azalmış olması en yüksek alacağa sahip olan ... inşaat vekili beyanları ile kesin mühletin bitmesine 2 ay süre kalmış olması dikkate alınarak işletmenin durumunu düzeltebileceği ve borçlarını ödeyebileceği kanaat hasıl olduğundan kesin mühletin devamına" şeklinde karar verildiği görülmektedir. 03/09/2025 tarihli konkordato komiser heyeti raporunda ise, davacı Şirketin 30/06/2025 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre aktiflerinin pasiflerinden fazla olduğu ve davacı şirketin rayiç değerlere göre borçlarından sonra 23.772.612,40.-TL. tutarında varlığının kaldığı, yani davacı şirketin 30.06.2025 tarihi itibariyle borca batık olmadığı, davacı şirket konkordato ön projesinde; alacaklardan 11.695.977,45.-TL.tutarında kaynak sağlanacağı öngörülmekle birlikte davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemelerde, konkordato sürecinde alacak hesaplarından kaynak girişi elde edilemediği, projede duran varlık satışlarından 2.762.759,36.-TL.tutarında kaynak sağlayacağını taahhüt edilmiş olup davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemelerde, konkordato sürecinde duran varlık satışlarından kaynak girişi elde edilemediği, taşınmaz mal satışlarından 28.500.000,00.-TL.tuarında kaynak sağlanacağı öngörülmekle birlikte şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemelerde, konkordato sürecinde taşınmaz mal satışlarından kaynak girişi elde edilemediği, ayrıca, davacı şirketin 2024 yılında gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği; net satış tutarının % 25,30’unu gerçekleştirdiği, net kar tutarının % 21,06’sını gerçekleştirdiği, davacı şirketin Davacı şirketin 2025 yılı 6 aylık dönemde gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği; net satış tutarının % 15,03’sını gerçekleştirdiği, net kar tutarının % 33,48’sını gerçekleştirdiği hususları belirtilmiştir. Mahkemece, nihai komiser raporundaki tespitler dikkate alınarak, davacı şirketin gerek kaydi değerlere, gerekse rayiç değerlere göre TTK 376 madde uyarınca borca batık durumda olmadığı, sunulan nihai raporda şirketin hedeflenen kara ulaşmadığı bu nedenle sunulan konkordato projesinin gerçekçi, uygulanabilir ve başarıya ulaşmasının mümkün olamayacağının değerlendirildiği, ayrıca 20/06/2025 tarihli celsede çekişmeli alacaklar yönünden inceleme yapılması yönünde bilirkişi incelemesi için ara karar tesis edilerek hem davacı şirket vekiline hem de davacı şirket temsilcisine tefhim edilmiş olmasına rağmen bilirkişi ücretinin verilen kesin süreden sonra yatırılması nedeni ile planlanan alacaklılar toplantısının yapılmadığı gibi kesin mühlet sürecinde de komiser ücretlerinin de duruşmadan hemen önce ve eksik olarak yatırıldığı, davacı şirketin ara karar gereklerini süresinde yerine getirmemesinin sürecin 6 aya kadar daha uzamasına sebebiyet verecek şekilde hareket ettikleri yönünde kanaat oluştuğu ve bu durunun adi alacaklar yönünden hakkaniyetle bağdaşmadığı, hükme esas alınan komiser raporlarının ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gözetilerek, komiser raporlarına itibar edildiği hususları belirtilerek, konkordato talebinin reddine karar verilmiştir. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, sunulan komiser raporlarında davacının borca batık olmadığının ancak sunulan konkordato projesinin gerçekçi, uygulanabilir ve başarıya ulaşmasının mümkün olamayacağının, davacının iyi niyetli olmadığının anlaşılmasına, mahkemece yargılama aşamalarında konkordato kurumunun amacına uygun şekilde süre ve imkan tanındığının anlaşılmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcı yatırılmış olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılacak inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı İİK 293/2. maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. ...