4. Hukuk Dairesi 2022/967 E. , 2024/11624 K. MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1918 E., 2021/1994 K. HÜKÜM/KARAR : Red/ Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/265 E., 2020/86 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince…
**4. Hukuk Dairesi 2022/967 E. , 2024/11624 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1918 E., 2021/1994 K. HÜKÜM/KARAR : Red/ Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/265 E., 2020/86 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazları 08.05.2015 ve 10.03.2016 tarihlerinde davalı ...'ye sattığını belirterek, davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesi talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, takip dosyasına dayanak olan senedin bankadan protesto edilmeden saklandığını ve 4 sene sonra çıkartılarak icraya verildiğini, davacı ile diğer davalı ...'ün aralarında yakın bir ilişkiden kaynaklı olarak sonradan düzenlenmiş olduğunu düşündüklerini, davacının, davalı ... hakkında icra cezaya dava açmadığını, maaşlı olarak çalışmasına rağmen haciz işlemi yapmadıklarını, ayrıca müvekkili ile diğer davalı arasında kesinlikle yakın bir ilişki olmadığını, son 3 yıllık HTS kayıtlarının çıkartılarak bu durumun tespit edilebileceğini, dava konusu taşınmazların kök muris ...........'den bu yana devamlı olarak ............. ailesi tarafından kullanıldığını, beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Takip dosyası incelendiğinde takibin dayanağının 01.12.2014 tanzim tarihli ve 12.01.2015 vade tarihli 220.000,00 TL'lik bonodan kaynaklandığı, söz konusu bononun vadesinin 12.01.2015 tarihinde dolmasına rağmen icra takibinin 03.07.2019 tarihinde vade tarihinden yaklaşık 4 yıl 6 ay sonra yapıldığı, icra takibine herhangi bir itiraz ileri sürülmediği, mahallinde haciz icra edilse de haczedilen mallar yine borçlunun eşi...'e yediemin olarak bırakıldığı, icra takip dosyasında 22/07/2019 tarihinde haciz konulması talep edilmiş bu karar 23/07/2019 tarihinde kabul edilmiş ise de söz konusu süreçte takibinin yapılmadığı, borçlunun mal varlığına haciz konulması işlemlerinin etkin bir şekilde yürütülmediği, icra takip dosyası nedeniyle borçlu ...'ün herhangi bir ödeme yapmak zorunda kalmadığı gibi ciddi bir haciz tehdidi de görmediği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklaması yapılan "sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan delil” kavramı içerisinde değerlendirilebilecek davacının alacağının varlığına dair bir delilinin olmaması, 2015 tarihli geçmişe yönelik bononun her zaman düzenlenebileceği, 12.01.2015 vade tarihli bonoya istinaden yaklaşık 4 yıl 6 ay hiçbir işlem yapmaksızın, icra takibine girişmeksizin beklemiş olması, davalının bonoya karşı zamanaşımı iddiasını ileri sürebilecekken sürememiş olması, davacının emekli asker olduğunu belirtmesi karşısında borç tarihi olan 2015 yılı itibariyle 220.000,00 TL gibi çok yüksek meblağlı bir parayı sadece 2 aylık vade ile elden borç vermiş olmasının hayatın olağan akışı içerisinde makul bulunmadığı değerlendirilmektedir. Kaldı ki dinlenen davalı tanıklarının ortak beyanlarından da davalı ...nin babası ...'nin davalı ...'ün babası ...'ya borcu olduğu, dava konusu taşınmazın da evveliyatında bu borç nedeniyle ...'e devredildiği ancak fiilen davalı ... ...'nin babası tarafından 17 yıl boyunca kullanılmaya devam ettiği, daha sonra borçların bitimi karşılığında bu evin ...'ye devredildiğini beyan etmektedirler. Buna göre davacının alacağının gerçek olmadığı bakımından oluşan kuvvetli kanı ile birlikte somut olayda uzun yıllardır süren davalıların babaları arasındaki alacak ve borç ilişkileriyle söz konusu senedin tasarrufun iptali davasına dayanak yaratılmak üzere düzenlenmiş olduğu konusunda vicdani kanı yaratmıştır.." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkilinin alacağının gerçek bir alacak olduğunu, bunun icra müdürlüğünün kesinleşmiş icra takibi ile de sabit olduğunu, davalılar arasında muvazaalı satış tespit edilmesi üzerine işbu icra takibinin başlatıldığını, takibe konu senedin 01/12/2014 tanzim, 12/01/2015 vade tarihli olup taşınmazların borcun doğum tarihinden sonra muvazaalı olarak satıldığını, tapuda gösterilen değer ile gerçek değeri arasında fahiş fark olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 357. ve 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçelerinde, istinaf dilekçelerinde belirttikleri nedenleri yineleyerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2024 tarihinde birliğiyle karar verildi.