T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:08/03/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GERE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:08/03/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacının davalı ile olan ticari ilişkisinden dolayı 01/01/2019 düzenleme tarihli ve 01/03/2019 ödeme günlü 65.000,00 TL bedelli bono verdiğini, davacının ... Bankasında bulunan hesabına senet düzenlendikten sonra 3.000,00 TL gönderdiğini, daha sonra 05/11/2019 tarihinde 10:38 de 15.000,00 TL gönderdiğini ve toplamda davalıya olan bono borcundan dolayı 18.000,00 TL ödeme yaptığını, davalının hesabına 15.000,00 TL gönderildikten yaklaşık 2 saat sonrası davacının vermiş olduğu davaya konu bonoyu ... isimli şahsa ciroladığını ve Konya 12. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile davacıya karşı icra takibi başlatıldığını, davacının bunun üzerine alacaklı vekili ile anlaşma sağladığını ve taksitler halinde borcun ödenmeye başladığını, alacaklı vekili ile yapılan anlaşmada davacı tarafından icra takibi öncesi ödenen 18.000,00 TL'nin borçtan düşülmesinin kararlaştırıldığını ancak alacaklı vekilinin anlaşmaya uymadığını, davacının borcu taksitler halinde ödediğini ve bakiye kalan 30.000,00 TL'yi de ödediğini ve toplamda 95.000,00 TL ödeyerek 18/08/2020 tarihinde dosya borcunu tamamen kapattığını belirterek davacı tarafından davalıya icra takibi öncesi bono için ödenen 18.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, görev ve yetki itirazında bulunmuş, davacı tarafça ödendiği iddia edilen 18.000,00 TL'nin hangi ticari ilişki ve hangi borca ilişkin olduğunun kendileri tarafından sunulan dekontta yazmadığını, davacı tarafın ödeme yapılan 18.000,00 TL'nin ilgili borca ilişkin olduğunu ileri sürse de taraflar arasında süregelen ticari ve borç ilişkisi çerçevesinde birden fazla alacak-borç ilişkisi mevcut olup ödenen bu miktarın hangi borç ilişkisine istinaden ödendiğinin ne dekontta ne de başka bir belgede yazmadığı gibi zaten yapılan ödemenin ilgili borca ilişkin olmayıp davacının haksız ve mesnetsiz bir şekilde bu davayı açtığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacı tarafça davaya konu senede ilişkin önceden 18.000,00 TL ödeme yapıldığı ve senet bu miktar yönünden bedelsiz kaldığı halde haciz baskısı altında fazladan ödeme yapıldığı ve ödenen bu miktarın istirdatının gerektiği hususları kanunun aradığı ispat vasıtaları ile ispatlanamadığından, davanın reddine ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile alacaklı arasında geçen WhatsApp görüşmelerinden, bono bedelinin 18.000,00 TL'lik kısmının ödendiğinin anlaşıldığını, ödemelerin senedin düzenlenmesinden ve vadesinden sonra yapıldığını, WhatsApp yazışmalarının yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, mahkemenin yazışmaların delil başlangıcı sayılabilmesi için davalının kabul beyanını içermesi gerektiği yönündeki kararının hukuka aykırı olduğunu, söz konusu yazışmaların aralarındaki hukuki ve ticari ilişkiyi ortaya koyduğunu ve delil başlangıcı niteliği taşıdığını, bu nedenle senetle ispat kuralının istisnalarının göz önüne alınması gerektiğini, taraflar arasında başka bir ticari ilişkinin bulunmadığını, bu iddianın ispat yükünün davalıya ait olduğunu, yargılama esnasında davalı tarafından ileri sürülen başka ticari ilişkilerin ispatlanmadığını, senedi davalıdan ciro ile devralan ...'ın toplam 18.000,00 TL'lik kısmın ödemesini kabul etmediğini ve icra takibine konu toplam bedeli istediğini belirttiğini, bu nedenle senedin toplam bedelinin hamile icra baskısı altında ödenmek zorunda kalındığını, davalı lehtarın ise 18.000,00 TL ödeme sebebiyle sebepsiz zenginleştiğini, fazla ödenen bu tutardan davalının sorumlu olduğunu, delil dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı halde mahkemece yemin teklif edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, bonodan kaynaklı fazla ödeme sebebiyle lehtara karşı açılmış alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı; davalı ile olan ticari ilişkisi kapsamında 01.01.2019 düzenleme, 01.03.2019 vade tarihli, 65.000 TL bedelli bir bono verdiğini, daha sonra bu bono bedeline mahsuben davalının ... Bankası hesabına 3.000 TL, akabinde 05.11.2019 tarihinde saat 10:38’de 15.000 TL olmak üzere toplam 18.000 TL ödeme yaptığını ileri sürmüştür. Bu ikinci ödemenin yapılmasından birkaç saat sonra davalının bonoyu ciro yoluyla ...’a devrettiğini, bu kişi tarafından aleyhine icra takibi başlatıldığını, lehtara yapılan ödemelerin alacaklı tarafından kabul edilmemesi sebebiyle icra baskısı altında hamile tüm bono bedelini faiz ve masraflarıyla ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle lehtar olan davalıya ödemiş olduğu 18.000 TL yönünden davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürmektedir. Bononun incelenmesinde, davacının keşideci davalının lehtar olduğu, lehtarın cirosu ile bononun ...'a devredildiği, bu kişi tarafından 05/11/2019 tarihinde keşideci aleyhine faiz ve komisyon tutarı ile birlikte toplam 73.753,63 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, alacaklının haricen tahsil bildirimi üzerinde takip dosyasının kapatıldığı anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut davacı tarafından davalıya yapılan 15.000,00 TL tutarındaki ödemeye ilişkin banka dekontu, senedin düzenlenme ve vade tarihinden sonra yapılmış bir ödemeye ilişkindir. Davacının ayrıca 3.000 TL’lik ödeme yönünden banka kayıtlarının getirtilmesini talep ettiği, ancak bu hususta mahkemece araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 102. maddesi uyarınca ödeme, kural olarak muaccel borç yapılmış sayılır. Bu kapsamda, davacının senedin düzenlenmesinden ve vadesinden sonra yaptığı ödemelerin karine gereği senet borcuna istinaden yapılmış olduğu kabul edilmelidir. Karinenin aksini, yani ödemelerin senet borcuna ilişkin olmadığını ve taraflar arasında başka borç ilişkilerinin bulunduğunu ileri süren davalı, bu hususu ispatla yükümlüdür. Mahkemenin, ödeme tarihlerini dikkate almadan ispat yükünü davacıya yüklemesi hatalı olmuştur. O halde Mahkemece yapılacak iş, 3000,00 TL tutarlı ödeme yönünden davacının delillerinin toplanarak bu ödemenin de senedin düzenleme tarihinden sonra yapıldığının anlaşılması halinde, her iki ödeme yönünden ödemelerin senet borcuna ilişkin olmadığı yönündeki iddiası kapsamında davalının delillerinin toplanması ve oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesidir. Davacının yemin deliline yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; yemin delilinin dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesinde açıkça dayanılmayan yemin deliline, sonradan sunulan delil dilekçesi ile dayanılması mümkün olmadığından davacı vekilinin bu konudaki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/03/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...