Başvuru, başvurucunun meslekten ihraç edilmesine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma, özel hayata ve aile hayatına saygı, etkili başvuru haklarının; tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluk incelemesinin kanuni süresi içerisinde yapılmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutuklama sorgusunda müdafii bulundurulmaması ve ceza infaz kurumunda yapılan görüşmelerin kayıt altına alınması nedenleriyle savunma hakkının; mal varlığın
Başvuru; başvurucunun meslekten ihraç edilmesine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma, özel hayata ve aile hayatına saygı, etkili başvuru haklarının; tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluk incelemesinin kanuni süresi içerisinde yapılmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutuklama sorgusunda müdafii bulundurulmaması ve ceza infaz kurumunda yapılan görüşmelerin kayıt altına alınması nedenleriyle savunma hakkının; mal varlığına elkoyma tedbiri uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkının; gözaltı sürecindeki bazı uygulamalar nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağının; yeterli delil olmamasına rağmen yurt dışına çıkış yasağı konulması nedeniyle seyahat hürriyetinin; arama işlemleri ve açık görüş hakkının sınırlandırılması nedenleriyle de özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 8/12/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Soruşturma ve Kovuşturma Süreci Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Başvurucu, en son emniyet amiri olarak görev yapmıştır. Darbe teşebbüsünden sonra başvurucu hakkında Bozkır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Bozkır Cumhuriyet Başsavcılığı 23/7/2016 tarihinde soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre şüphelinin ve müdafiinin dosya içindeki belgeleri incelemelerinin ve belgelerden örnek almalarının kısıtlanmasına karar verilmesini Bozkır Sulh Ceza Hâkimliğinden talep etmiştir. Hâkimlik, dosya içeriğinin incelenmesi ve belgelerden örnek alınmasının yürütülen soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle 23/7/2016 tarihinde dosya içeriğinin incelenmesinin veya belgelerden örnek alınmasının kısıtlanmasına karar vermiştir. Başvurucu hakkında Konya Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/7/2016 tarihli kararıyla yurt dışına çıkmamak şeklinde adli kontrol tedbirine karar verilmiştir. Başvurucu, Bozkır Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan başlatılan soruşturma kapsamında 24/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ifadesi 25/8/2016 tarihinde Bozkır Cumhuriyet Başsavcılığınca alınmıştır. İfade alma işlemi sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. İfade tutanağında belirtildiğine göre başvurucuya ifade alma işlemi öncesinde isnat edilen suçlamalar açıklanmıştır. İfade esnasında başvurucu müdafii talep etmediğini, savunmasını kendisinin yapacağını beyan etmiştir. Başvurucunun savunmasının ilgili kısımları şöyledir:"...1993 yılında Kayseri Mimar Sinan Endüstri Meslek Lisesi'nden mezun oldum. Bu tarihten sonra birkaç defa ÖSS'ye girdim. Ancak almış olduğum puanlarla herhangi bir üniversite ve yüksekokula başvurmadım. KPSS'ye hiç girmedim. 1994 yılında polislik sınavına girdim. 1995 yılında Şükrü Balcı Polis Eğitim Merkezi'nde polislik eğitimine başladım. Buradaki eğitimim yaklaşık 6-7 ay sürdü. 1995 yılının Aralık ayında mesleğe başladım. Polislik eğitimim süresince eğitim merkezinde kaldım. Ayrı eve çıkmadım. Eğitim boyunca Fethullah Gülen cemaatinden bana yaklaşmaya çalışan, beni etkilemeye çalışan kimse olmadı. Bu gruba ait gazete, dergi, kitap ve benzeri yayınları hiç bir şekilde takip etmedim. Ben polislik sınavına girerken tamamen kendi emeğimle çalışarak bu sınavı kazandım. Bana soruları veren kimse olmadı. İlk görev yerim Ankara Hassas Bölgeler Koruma Şube Müdürlüğü'ydü. Burada 2 sene kadar görev yaptım. Sonrasında 18 ay boyunca askerlik yaptım. Askerden döndükten sonra 1 sene boyunca aynı yerde aynı göreve devam ettim. Devamında 3-4 ay kadar asayiş şubede çalıştım. 2000 yılında Devlet Büyüklerini Koruma Şube Müdürlüğü'ne geçtim. Burada 7-8 ay kadar çalıştım. 2001 yılında Muş Emniyet Müdürlüğü'ne tayinim çıktı. Burada koruma şubesinde göreve başladım. Daha sonra EKKM Şube Müdürlüğü'ne geçtim. 2008 yılına kadar bu ilde görev yaptım. 2008 yılında komiser yardımcısı olarak Konya Ereğli Polis Meslek Yüksekokulu'na tayinim çıktı. 2015 yılında Ahırlı İlçe Emniyet Amirliği'ne tayinim çıktı. 18/07/2016 tarihinde açığa alınana kadar burada fiili olarak görev yaptım. Mesleğe başladıktan sonra da bu veya başka bir cemaatten bana yaklaşmaya çalışan herhangi bir kimse olmadı. Hiçbir zaman zaman gazetesi, sızıntı dergisi vb yayınları takip etmedim. Bunlara abone olmadım. Ben Kimse Yok Mu Derneği'ne hiçbir zaman bağışta bulunmadım. Bu dernek adına hiçbir zaman para veya yardım toplamadım. Bunların düzenlendiği veya bunlardan farklı olarak herhangi bir evde düzenlenen hiçbir toplantı veya sohbete katılmadım. Eşim ev hanımıdır. Ben eşimle 2001 yılında görücü usulüyle evlendim. Eşimi ilk olarak ailem buldu ve evlenmemi tavsiye etti. Bu evliliğin meydana gelmesinde dışarıdan herhangi bir kimsenin telkini, tavsiyesi veya baskısı kesinlikle olmamıştır. Ben bana sormuş olduğunuz ByLock isimli uygulamayı ilk defa 15 Temmuz darbe girişiminden sonra basından duydum. Bu programı mobil cihazıma kesinlikle yüklemedim ve kullanmadım. Benim kullandığım sohbet programı olarak sadece Whats App vardır. 15 Temmuz gecesi ben Seydişehir'deki ikametimde bulunuyordum. O sıralar senelik iznimi kullanıyordum. Darbe teşebbüsünü ilk olarak televizyondan öğrendim. Görev yaptığım Emniyet Amirliği'ne çağrılmamla birlikte hemen görev yerime hareket ettim. Buradaki arkadaşlarıma silahlarını teslim almaya gelenler olması halinde asla teslim olmamalarını ve çatışmaya girmelerini söyledim. Bana veya bir başkasına silahlarımızı teslim etmemiz yönünde talimat veren hiç kimse olmadı. 15 Temmuz gününden önce veya sonra ifadeye çağrılmam halinde nasıl ifade vereceğimle ilgili tavsiyede bulunan veya talimat veren hiç kimse olmadı. Ben 7-8 sene önce kredi kartı ücreti talep etmedikleri için Bank Asya'dan kredi kartı almıştım. Faturalarımı otomatik ödeme talimatı vererek bu banka aracılığıyla ödedim. Ayrıca bu bankada o dönem açtığım hesaplar da mevcuttur. Bu bankayı tercih etmemdeki sebepler herhangi bir EFT, havale ücreti talep etmemesi, hesap işletim ücreti kesmemesi vb. sebeplerdir. Ben bana sormuş olduğunuz 17/02/2014 tarihinde açılan 2100 TL miktarlı katılım hesabını açtığımı hatırlamıyorum. 27/02/2014 tarihinde açılan 8000 TL miktarlı katılım hesabını açtığımı hatırlamıyorum. 17/09/2014 tarihinde açılan 18099 $ miktarlı katılım hesabını açtığımı hatırlıyorum. Ben 2013 yılının yaklaşık olarak ayında önceden sahip olduğum Kayseri'deki kooperatifimi satmıştım. Buradan elde ettiğim geliri bahsi geçen hesabı açana kadar elde tuttum. Herhangi bir bankaya yatırmadım. Bu hesapta bulunan miktar size bahsetmiş olduğum paradır. Ben bana sormuş olduğunuz 13/02/2015 tarihinde açılan 7711 $ miktarlı katılım hesabını açtığımı hatırlıyorum. 2015 yılının başlarında Vakıfbank veya Halkbank'tan kredi çekmiştim. Çekmiş olduğum kredinin bir kısmını bu hesaba yatırdım. Ben bu bankaya bahsi geçen miktarları yatırım amaçlı olarak yatırdım. Bank Asya'yı tercih etmemde özel bir sebep yoktur. Ben o dönem adı geçen bankanın Fethullah Gülen cemaati ile bağlantılı olduğunu biliyordum. Fakat bu bankada hesap açmamın, bu hesaplara para yatırmamın, bu banka aracılığıyla döviz alıp satmamın beni zan altında bırakacağını düşünmemiştim. Ben her ne kadar bu bankanın kimlerle bağlantılı olduğunu bilsem de bu bankayı herhangi bir banka olarak görmüştüm. Ben bana sormuş olduğunuz FETÖ/PDY örgütü lideri Fethullah Gülen'in çağrısı üzerine bu bankada hesap açmadım ve para yatırmadım. Hatta bu çağrı hakkında hiç bir duyumum dahi yoktur. Sadece sahip olduğum birikimi değerlendirmek istedim. Benim tanıdığım veya duyduğum FETÖ/PDY örgütü ile irtibatlı hiç kimse bulunmamaktadır. Üzerime atılı FETÖ/PDY örgütü üyeliği suçlamasını kabul etmiyorum. Benim 20 yıllık görevim süresince kanunlarla ve üstlerimle hiçbir problemim olmamıştır. Hayatım boyunca ilk defa şüpheli sıfatıyla ifade veriyorum. Ben devletine, milletine bağlı bir insanım ..." Başsavcılık başvurucuyu tutuklanması talebiyle Bozkır Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Sulh Ceza Hâkimliğince 25/8/2016 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"...Sa[nı]ğın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti.silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun CMK 100/a-ll maddesinde öngörülen katalog suçlardan olmasına, ve bu nedenle kaçma şüphesinin bulunmasına) Bank Asya Bankası'na 2014 Şubat, Eylül ve 2015 Şubat aylarında farklı miktarlarda katılım hesabının açıldığı ve bu katılım ve döviz hesaplarına çok sık ve yüklü miktarlardapara akışı ve döviz alışve[ri]şlerinin akta[rımının] yapılmış olduğu hususları da goz önüne alınarak. delillerin tam toplanmaması ve karartma şüphesi bulunması ve bu aşamada Adli Kontrol uygulanmasının yetersiz kalacağı ve iş bu tedbirin ölçülü olduğu hususları dikkate alınarak şüphelinin üzerine atılı Silahlı Terör örgütüne üye olmak TCK 314/2 suçundan 527l Sayılı CMK 101 maddesi gereğincetutuklanmasına, ...karar verildi." Başvurucu 24/10/2016 havale tarihli dilekçesiyle birlikte farklı tarihlerde sunmuş olduğu toplam yedi dilekçeyle tutuklama kararına itiraz etmiş, Sulh Ceza Hâkimliği 22/11/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu, anılan kararı 25/11/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 8/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bozkır Cumhuriyet Başsavcılığı; başvurucunun üzerine atılı suçun 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrasına uyduğunu,26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un maddesinin fıkrası hükmü uyarınca soruşturma dosyasının yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı olan Konya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesinin gerektiğini belirterek 9/6/2017 tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı 15/6/2017 tarihli iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Konya Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular özetle şöyledir:i. Başvurucunun, iki farklı hat ve iki farklı telefon ile 3/9/2014 ve 18/1/2015 tarihlerinden itibaren FETÖ mensuplarının kendi aralarında kullandıkları haberleşme programı olan Bylock kullandığı belirtilmiştir.ii. Bank Asya tarafından gönderilen 22/8/2016 tarihli cevap yazısında şüpheli İsmail Şahan'ın bankada birhesabınınbulunduğu,konuyla ilgili bilirkişi raporunda; şüphelinin hesabına 2014 yılında toplam 967,00 TL, 2015 yılında toplam898,00 TL, 2016 yılında ise toplam 514,00 TL para yatırdığının tespit edildiği, şüphelinin bu hesaptan düzenli olarak kira ödemeleri gerçekleştirdiği, hesapla ilgili ilk işlem tarihinin 19/2/2009 tarihinde, son işlem tarihinin ise 15/7/2016 olduğu belirtilmiştir.iii. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından FETÖ/PDY'nin yardım kuruluşu gibi çalışan Kimse Yokmu Derneğine bağışta bulunan emniyet personeli hakkında düzenlenen raporda başvurucunun 3/1/2013-12/9/2014 tarihleri arasında 46 SMS ile toplam 230 TL, 6/5/2013 tarihinde de Bank Asya aracılığıyla 200 TL bağışta bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.iv. Başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerle ilişkisi olduğuna dair HTS kayıtlarına yer verilmiştir. Konya Ağır Ceza Mahkemesi 4/7/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve başvurucu hakkındaki yargılama, Mahkemenin E.2017/210 sayılı dosyası üzerinden tutuklu olarak sürdürülmüştür. Yapılan yargılama sonunda Konya Ağır Ceza Mahkemesinin 21/12/2017 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 9 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 8/5/2018 tarihinde yapılan istinaf incelemesinde istinaf başvurusunun esastan reddine, başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen hüküm Yargıtay Ceza Dairesinin 19/2/2019 tarihli kararıyla bozulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 27/5/2019 tarihinde yapılan istinaf incelemesinde hükmün kaldırılmasına, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Daire ayrıca, başvurucunun tutuklu kaldığı süre, delillerin toplanmış olması dikkate alınarak atılı suçtan tahliyesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"Konya Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünden gelen evraklara göre, sanığın ... ve ...numaralı hatlar üzerinden bylock kullandığının tespit edildiği, dosya içerisinde yer alan HİS kayıtlarına göre, ...numaralı hat ile 18/01/2015 - 20/03/2015 tarihleri arasında toplam 72 kez Bylock surver'ine bağlantı yapıldığının tespit edildiği, yine dosya içerisinde yer alan Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı içeriğine göre, sanığın kendisinin kullanımında olduğunu beyan ve ikrar ettiği ... numaralı hat üzerinden... USER ID'li olarak, ... kullanıcı adı, ... adı ile Bylock programı kullandığı, nüfus kaydına göre sanığın... isimli bir oğlunun olduğu, bahse konu program açısından yapılan tespitlerde gelen arama sayısının 8, giden arama sayısının 13 olduğu, ID ekleyenlerin verdikleri isim arasında '...' isminin bulunduğu,Yine sanığın ...numaralı hattı üzerinden... USER ID ile kullanıcı adı:..., şifre:.... bilgileriyle bylock'u kullandığı, buna ilişkin ayrı bir Bylock tespit ve değerlendirme tutanağının dosya içinde bulunduğu, Sanığın örgüt liderinin Bank Asya'yı kurtarmaya yönelik talimatından sonra hesap açılış tarihi çağrı öncesi 27/10/2008 olsa da çağrı sonrası dönemde 17/09/2014 tarihinde 000 TL para yatırıp 55 USD satın alarak 372 günlük katılım hesabı açtığı, yine 13/02/2015 tarihinde kasadan 000 TL yatırıp 04 USD alış yaparak 372 günlük katılım hesabı açtırdığı ve bu dönem içerisinde ciddi bakiye artışlarına gittiğinin tespit edildiği, ayrıca sanığın örgüt bağlantısı nedeniyle kapatılan Kimse Yok Mu derneğine 17/03/2011 tarihinden 03/10/2014 tarihine kadar toplam 46 adet SMS göndermek ve ayrıca Bank Asya üzerinden 200 TL göndermek suretiyle yardımda bulunduğu anlaşılmakla, bu şekli ile sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği kanaatine ulaşılmıştır." Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede dosyanın Yargıtay aşamasında derdest olduğu anlaşılmıştır. Diğer taraftan başvurucu 1/9/2016 tarihli ve 29818 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname (672 sayılı KHK) ile kamu görevinden çıkarılmıştır. B. Tedbir Kararına İlişkin Süreç Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca 3/8/2016 tarihinde başvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararın tazmini amacıyla devir ve temliki ile bunlarla ilgili hak tesisini önlemek veya tasarruf yetkisini kısıtlamak için şüphelilere ait taşınmazlara, kara deniz veya hava ulaşım araçlarına, banka veya diğer mali kurumlardaki her türlü hesaba, gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, kıymetli evraka, ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına, kiralık kasa mevcutlarına ve diğer mal varlığı değerlerine el konulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Talebi kabul eden Konya Sulh Ceza Hâkimliğince 3/8/2016 tarihinde, başvurucu ile diğer şüphelilerin taşınmazları, hak ve alacakları ile vadeli ve vadesiz mevduat hesapları, maaşlı çalışanların ise maaş hesaplarına son aldıkları maaşları kadar paranın aylık harcamalar için kullanılmak üzere o ay içerisinde çekilmesine izin verildikten sonra arta kalan tutar üzerine elkoyma tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararda, 5271 sayılı Kanun'un maddesi ile 27/7/2016 tarihli ve 29783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (668 sayılı KHK) maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi dayanak olarak gösterilmiştir. Başvurucu tarafından Konya Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/8/2016 tarihli ve 2016/3150 Değişik İş sayılı kararı ile konulan tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiş, talep Konya Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/11/2016 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesince başvurucunun mal varlığına konulan tedbirin devam edip etmediği hususunda Mahkemeden bilgi talep edilmiş, Mahkeme 27/12/2018 tarihli yazısı ile mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması yönünde herhangi bir karara rastlanılmadığını bildirmiştir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39 kararı.