Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde çalıştığını, Anayasa Mahkemesinin 30.12.2020 tarihili ve 2020/57 Esas sayılı kararı ile 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 39/4 hükmünün iptaline karar verdiğini, 03.03.2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan iptal kararında sendika seçme özgürlüğünün önündeki engeli kaldırmak için toplu iş sözleşmesi hazırlık aşamasında da verilen dayanışma aidatı başvurularının dikkat
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde çalıştığını, Anayasa Mahkemesinin 30.12.2020 tarihili ve 2020/57 Esas sayılı kararı ile 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 39/4 hükmünün iptaline karar verdiğini, 03.03.2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan iptal kararında sendika seçme özgürlüğünün önündeki engeli kaldırmak için toplu iş sözleşmesi hazırlık aşamasında da verilen dayanışma aidatı başvurularının dikkate alınması gerektiğinin belirtildiğini, Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında müvekkilinin çalıştığı Kuruma verdiği dayanışma dilekçesi ile toplu iş sözleşmesinden faydalanmak istediğini bildirdiğini, Sağlık Bakanlığı ile yetkili Sendika arasında 01.01.2021-31.12.2022 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesi imzalandığını, müvekkili tarafından 05.03.2021 tarihinde dayanışma dilekçesi verilmiş olmasına rağmen davalı işverenin müvekkilini toplu iş sözleşmesinden faydalandırmayarak eksik ödeme yaptığını, böylece Anayasa Mahkemesi kararının aksine bir yorumla, yetkili sendikaya üye olmayan işçiler dayanışma aidatı vermiş olmalarına rağmen yetkili sendika üyesi olan bir işçiden farklı bir mali statüye tâbi tutulmuş olup bu yorumun hem Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine hem de Anayasa'nın 51. maddesinde yer alan sendika hak ve özgürlüğüne aykırı sonuçlar doğurduğunu ileri sürerek ücret, ilave tediye, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ikramiye, gece çalışma ücreti fark alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık bozma gereklerinin yerine getirilip getirilmediği hususuna ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.