(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/8601 E. , 2010/10438 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.02.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki …
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/8601 E. , 2010/10438 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.02.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine, kadastro çalışmaları sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalı adına tescil edilen Üzengili Köyü 133 ada 1 parselin mera olduğunu, özel mülkiyete konu teşkil etmeyeceğini belirterek kayıtlarının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı, taşınmazı noter senedi ile satın aldığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiştir. Dosyada yer alan kadastro tutanaklarından 133 ada 1 sayılı parselin "çayır" niteliği ile davalı adına tescil edildiği, parselin 133 ada 8 sayılı parsel olarak ve mera niteliği ile sınırlandırılan taşınmaza sınır olduğu anlaşılmaktadır. Ziraatçı bilirkişinin düzenlediği rapordan ise; dava konusu parselin "susuz çayır" niteliğinde olduğu bildirilmiştir. 4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde yapılan tarife göre çayır; taban suyunun yüksek bulunduğu veya sulanabilen yerlerde biçilmeye elverişli yem üretilen ve genellikle kuru ot üretimi için kullanan yerlerdir. Çayır nitelikli bir yerin aynı zamanda mera özelliği taşıyabileceği kuşkusuzdur. Nitekim; anılan kanunun 3. maddesi (i) bendinde çayır, mera, yaylak ve kışlak arazisinin sınırlandırmaya tabi olduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar bir yerin çayır olması mutlak suretle zilyetlikle kazanmaya elverişli olmadığının kabulünü gerektirmez ise de bu yerin özellikleri ve kullanma biçimi, özellikle de taşınmazın mera niteliği ile sınırlandırılan parsel içinde kalması mera bütünlüğünü bozacağından o yerin meradan açıldığını ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğunu gösterebilir. Ne var ki; mahkemece bu konuda yapılan inceleme ve araştırma ile bilirkişi raporu yetersizdir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; taşınmazın mera olarak sınırlandırılan 133 ada 8 sayılı parsel ile sınır olduğu gözetilerek dava konusu parselin özelliği ve bu özelliğinden dolayı mera parselinin bütünlüğünü bozup bozmadığı, meradan açma olup olmadığı yerinde yeniden keşif yaparak incelemek, konusunda uzman olan bilirkişilerden bu konuda ayrıntılı ve gerekçeli rapor almak, HUMK’nun 366. maddesinden yararlanmak suretiyle keşif yerinde çekişmeli taşınmazları fotoğrafla tespit etmek ve bunun sonucuna uygun bir hüküm kurmak olmalıdır. Eksik inceleme ve araştırmayla davanın yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.