Başvurucu, iş akdinin feshedilmesi üzerine iş mahkemesinde açtığı feshe itiraz davasının, 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirtilen üç aylık süreye rağmen yaklaşık 40 aylık makul olmayan bir sürede tamamlandığı ve davayla ilgili kesin kararın kendi içinde çelişik olduğu gerekçesiyle hak arama hürriyeti ile çalışma ve sözleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Başvurucu, iş akdinin feshedilmesi üzerine iş mahkemesinde açtığı feshe itiraz davasının, 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirtilen üç aylık süreye rağmen yaklaşık 40 aylık makul olmayan bir sürede tamamlandığı ve davayla ilgili kesin kararın kendi içinde çelişik olduğu gerekçesiyle hak arama hürriyeti ile çalışma ve sözleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuru, 11/1/2013 tarihinde Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 22/4/2013 tarihinde, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölümün 20/5/2013 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığının 19/7/2013 tarihli görüş yazısı 23/7/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekili Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını 15/8/2013 tarihli dilekçesiyle Anayasa Mahkemesine gönderilmek üzere Aksaray Ağır Ceza Mahkemesine on beş günlük yasal süresinden sonra ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Şekerbank T.A.Ş.’nin Aksaray Şubesinde, 1/8/2006 tarihinden itibaren işçi statüsünde operasyon yöneticisi unvanıyla çalışan başvurucunun işveren banka teftiş kurulu tarafından 25/3/2009 tarihinde düzenlenen teftiş raporuyla mudilerin haberi olmaksızın hesaplarında tediye ve tahsil işlemleri yapıldığı halde gerekli kontrolleri yapmadığı, otorizasyon şifresini diğer kullanıcılarla paylaştığı, ayrıca şubenin güvenlik görevlisi R. G.’nin müşterilere borç para temin ederek maddi menfaat sağladığını ve gişe yetkilisi Ö.’nün ise müşteri hesaplarını kullandığını bildiği halde gerekli bildirimleri yapmadığı ve durumu gizlediği tespit edilmiş; ardından banka disiplin kurulunun 27/3/2009 tarihli kararına istinaden Beşiktaş Noterliğince düzenlenen 3/4/2009 tarih ve 31857 sayılı ihbarnameyle ihbar öneli ve kıdem tazminatı ödenmeksizin iş akdi feshedilmiştir. Başvurucu, iş akdinin feshinin haklı veya geçerli bir sebebe dayanmadığı gerekçesiyle, Aksaray İş Mahkemesinde 6/5/2009 tarihinde feshin geçersizliği iddiasıyla feshe itiraz /işe iade davası açmıştır. Mahkeme, 8/5/2009 tarihli müzekkereyle başvurucunun özlük dosyasıyla birlikte iş akdi feshine ilişkin evrakı, banka personel yönetmeliğini ve toplu iş sözleşmelerini davalıdan istemiştir. Davalı vekili, 8/6/2009 tarihli dilekçesiyle, Mahkemeden işin esasına girilmesi durumunda başvurucunun iş akdi haklı nedenle feshedildiğinden davanın reddedilmesini talep etmiştir. Başvurucu vekili ise 26/6/2009 tarihli dilekçesiyle Mahkemeye tanık listesi sunmuş ve delillerin toplanmasını Mahkemeden talep etmiştir. 14/7/2009 ve 18/8/2009 tarihli duruşmalarda, Mahkeme, tanıkları dinlemiş, 15/7/2009 tarihinde ise noterden ihbarnamenin tebliğ tarihi hakkında bilgi istemiştir. 17/7/2009 tarihinde davalı Banka vekili, başvurucunun cevaplarına karşı beyanlarını Mahkemeye sunmuş ve haklı nedenle fesih iddiasını tekrarlamıştır. Aksaray İş Mahkemesi, 19/11/2009 tarihli duruşmada bilirkişi raporu alınmasına karar vermiş ve 14/1/2010 tarihinde resen belirlediği üç kişilik bir bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu hazırlanması talebiyle dosyayı Ankara Nöbetçi İş mahkemesine göndermiştir. Dosyanın geldiği Ankara İş Mahkemesi, 25/1/2010 tarihinde bilirkişilere bir ay süre vererek raporlarını hazırlamalarını istemiştir. Mahkeme, resen görevlendirdiği bankacı bilirkişiye ulaşılamaması nedeniyle 10/6/2010 tarihinde, Ankara İş Mahkemesinden kendisinin belirleyeceği bir bankacı bilirkişiden rapor almasını istemiştir. Ankara İş Mahkemesi, 14/6/2010 tarihinde ulaşılamayan bilirkişi yerine yeni bir bilirkişi tayin ederek yeni bilirkişi heyetinden bir aylık sürede raporlarını hazırlamalarını istemiştir. Bilirkişiler, başvurucunun ağır kınama cezasıyla cezalandırılması gerektiği kanaatine ulaştıkları 18/6/2010 tarihli raporlarını Ankara İş Mahkemesine teslim etmişlerdir. Aksaray İş Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde, davacının kusurunun işten çıkarma cezasını gerektiren boyuta ulaşmadığı, dolayısıyla fesih için haklı veya geçerli bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle 21/10/2010 tarih ve E.2009/133, K.2010/136 sayılı kararla davanın kabulüne karar verilmiş ve feshin geçersizliği ile davacının işe iadesi yönünde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesinin kararı davalı işveren tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz edilen dava dosyası, önce Yargıtay Hukuk Dairesine gönderilmiştir. İnceleme konusu kararın işe iade isteğine ilişkin olması dolayısıyla işbölümü esası gereği dosya, Yargıtay Hukuk Dairesinin 20/1/2011 tarih ve E.2011/324, K.2011/357 sayılı kararıyla, Yargıtay Hukuk Dairesine gönderilmiştir. Dosya, aynı şekilde Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından Yargıtay Hukuk Dairesine gönderilmiştir. Başvurucunun iş akdi, müfettiş soruşturması sonucunda feshedildiğinden, Yargıtay Hukuk Dairesince, soruşturmaya ait tüm bilgi ve belgeler ile düzenlenen müfettiş raporunun incelenmesi gereği duyulmuş ancak dosyada bu belgeler mevcut olmadığından 13/4/2012 tarih ve E.2011/14369, K.2012/7340 sayılı kararla, gerekli belgelerin getirtilip dosyaya eklenmesi için dosyanın mahalli mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir. Mahkemenin 11/5/2012 tarihli talep müzekkeresi üzerine müfettiş raporu 13/6/2012 tarihinde davacı vekili tarafından mahkemeye sunulmuştur. Mahkeme eksikliği giderdikten sonra 21/6/2012 tarihinde dosyayı tekrar Yargıtay Hukuk Dairesine göndermiştir. Eksiklikleri giderilen dava dosyası, Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından tekrar ele alınmıştır. Yargıtay Hukuk Dairesince yapılan inceleme neticesinde, başvurucunun şube içinde kendisine bağlı personelin rutin denetimlerini ve görevli olduğu diğer kontrolleri yapmadığı, kullanıcı şifresinin başka personel tarafından kullanılmasına izin vererek yolsuzluk yapılmasına elverişli ortam sağlanmasına sebep olduğu, bankacılık sektöründe güven ve itibarın çok önemli olduğu, başvurucunun davranışlarının iş akışını bozucu nitelikte olduğu ve artık iş ilişkisinin iyi niyetle sürdürülmesinin normal ölçülerde beklenemeyeceği hususları belirtilerek başvurucunun davranışlarının haklı nedenle fesih sebebi oluşturacak ağırlıkta olmadığı, fakat geçerli nedenle fesih oluşturacak boyuta ulaştığı gerekçesiyle 12/10/2012 tarih ve E.2012/17314, K.2012/22548 sayılı kararla yerel mahkeme kararı bozma suretiyle ortadan kaldırılmış ve davanın reddine karar verilmiştir. Karar aynı tarihte kesinleşmiştir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Fesih bildirimine itiraz ve usulü” kenar başlıklı maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:“Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.” 4857 sayılı Kanun’un “Feshin geçerli sebebe dayandırılması” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.” 4857 sayılı Kanun’un “İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:I- Sağlık sebepleri:…II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:…e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.…h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.III- Zorlayıcı sebepler:…İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.”