3. Ceza Dairesi 2016/6995 E. , 2016/12565 K. Kasten yaralama suçundan sanık ...’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-e, 29. 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.240,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/09/2015 tarihli ve 2014/748 esas, 2015/1140 sayılı kararına yöneli…
**3. Ceza Dairesi 2016/6995 E. , 2016/12565 K.** **"İçtihat Metni"** Kasten yaralama suçundan sanık ...’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-e, 29. 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.240,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/09/2015 tarihli ve 2014/748 esas, 2015/1140 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/09/2015 tarihli ve 2015/991 değişik iş sayılı kararına karşı ... Bakanlığı'nın 17.03.2016 tarih ve 2015/15041 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25.03.2016 tarih ve 2016/113068 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede; Dosya kapsamına göre; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş bulunulması karşısında, kurulan hükmün henüz hukukî bir sonuç doğurmadığı, sanık tarafından denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi hâlinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesi uyarınca mahkemece geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verileceği ve söz konusu hükmün açıklanmasından sonra kanun yollarına tâbi olduğu kabul edilmekte ise de; Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 06/02/2014 tarihli ve 2013/33244 esas, 2014/1694 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun başdenetçi ve denetçilerin niteliklerini düzenleyen 10. maddesinin (f) bendinde “ 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına ya da affa uğramış olsa veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olsa bile Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının birinci kısmının bir ve ikinci bölümündeki suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ile yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlardan veya zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.” şeklindeki düzenleme ile son zamanlarda yapılan kanun değişiklikleri ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına hukukî sonuç bağlandığı gibi, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilerek 5 yıl boyunca denetim süresine tabi tutularak özgürlüğünün kısıtlanması, yaptırımlara tabi tutulması da İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Koruma Sözleşmesinin (AİHS) 6. maddesinde adil yargılanma hakkı başlığında düzenlenen, “1. Her şahıs gerek medeni hak ve vecibeleriyle ilgili nizalar gerek cezai sahada kendisine karşı serdedilen bir isnadın esası hakkında karar verecek olan, kanuni, müstakil ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde hakkaniyete uygun ve aleni surette dinlenmesini istemek hakkını haizdir. Hüküm aleni olarak verilir, şu kadar ki demokratik bir toplulukta âmme intizamının veya millî güvenliğin veya ahlâkın yararına veya küçüğün menfaati veya dâvaya taraf olanların korunması veya adaletin selâmetine zarar verebileceği bazı hususi hallerde, mahkemece zaruri görülecek ölçüde, aleniyet dâvanın devamınca tamamen veya kısmen Basın mensupları ve halk hakkında tahdid edilebilir. 2. Bir suç ile itham edilen her şahıs suçluluğu kanunen sabit oluncaya kadar masum sayılır. 3. Her sanık ezcümle: a) Şahsına tevcih edilen isnadın mahiyet ve sebebinden en kısa bir zamanda, anladığı bir dille ve etraflı surette haberdar edilmek, b) Müdafaasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara malik olmak, c) Kendi kendini müdafaa etmek veya kendi seçeceği bir müdafii veya eğer bir müdafi tâyin için mali İmkânlardan mahrum bulunuyor ve adaletin selâmeti gerektiriyorsa, mahkeme tarafından tayin edilecek bir avukatın meccani yardımından istifade etmek, d) İddia şahitlerini sorguya çekmek, veya çektirmek, müdafaa şahitlerinin de iddia şahitleriyle aynı şartlar altında davet edilmesini ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek, e) Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından meccanen faydalanmak,” şeklindeki düzenlemeye aykırı olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesi uyarınca “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarda kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” düzenlemesi birlikte değerlendirildiğinde AİHS iç hukukumuzun uyulması zorunlu bir parçası olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanun yararına bozma konusu olacağı anlaşılmakla, Sanık ... hakkında her ne kadar kasten yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de, somut olayda müştekinin Almanya'da üniversite öğrencisi olduğu, sanığın ise ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğrenci olduğu, olay tarihi olan 26/12/2013 tarihinde gece vakti diğer müşteki ... ile tanıklar...ve ...ün de bulunduğu bir ortamda her ikisinin de tanıdığı kız arkadaşları nedeni ile müşteki ile sanık arasında tartışma yaşandığı ve daha sonra oradan ayrıldıkları, ancak müşteki ...’ın 28/12/2013 tarihinde hastaneye giderek adli rapor aldığı ve Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek olay tarihinde sanık ... tarafından darp edildiğini iddia ettiği, sanığın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde suçlamayı kabul etmediği, olay anında sadece konuştuklarını beyan ettiği, ancak sanık hakkında kasten yaralama suçundan dava açıldığı ve mahkumiyetine karar verildiği, bununla birlikte tanıklar ... ve... Esas No : 2016/6995 Sarıgül'ün mahkeme huzurunda alman ifadelerinde sanığın müştekiye vurduğunu görmediklerini, aksine müşteki ...'ın sanık ...'e elindeki teneke bira kutusu ile vurduğunu beyan ettikleri cihetle, sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi karşısında, müştekiye isnat edilen eyleme ilişkin olarak da kamu davası açılıp açılmayacağı konusunda gereğinin takdir ve ifasının sağlanması gerektiği cihetle, sanığın kasten yaralama suçunu işlediğinin sabit olmadığı gözetilerek beraat kararı verilmesi amacı ile itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: Katılan ...'ın ve diğer katılan ...'ın aşamalardaki beyanlarında sanık ...'in katılan ...'ın yüzüne kafa attığını, elindeki teneke bira kutusu ile sol kulağına doğru vurduğunu, tokat attığını, tekme vurmaya çalışırken düşüp çenesinden yaralandığını beyan etmeleri, bu beyanlarının 28.12.2013 tarihinde ... Üniversitesi ... Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nca düzenlenen raporla da doğrulandığı anlaşılmakla; açıklanan bu nedenlerle mahkemenin kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından ... Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE; 25.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.