14. Hukuk Dairesi 2010/1007 E. , 2010/3648 K. "" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.09.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil ve alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 24.09.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar ince…
**14. Hukuk Dairesi 2010/1007 E. , 2010/3648 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.09.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil ve alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 24.09.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, yüklenici davalı ... Sanayi A.Ş.’nin temlik işlemi nedeniyle 1122 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki Y26 no’lu villaya ait arsa payının iptali ile adına tescilini, davalı şirketten eksik yapılan işlerin bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı yüklenici savunmada bulunmamış, davalı arsa sahipleri ise yüklenicinin edimlerini yerine getirmediğini, 14.10.2005 tarihli sözleşmenin de feshedildiğini, davacının akidi olmadıklarını, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, görevsizlik kararı verilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Davada, alacağın temliki hükümlerine dayanılmaktadır. Bir tanımlama yapmak gerekirse alacağın temliki; alacaklı (yüklenici) ile onu devralan üçüncü şahıs (davacı) arasında borçlunun (arsa sahibinin) rızasına ihtiyaç göstermeden yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir akittir. Davacının temlik işleminden yararlanabilmesi, yüklenicinin arsa sahiplerine karşı edimini bütünüyle yerine getirmesi koşuluna bağlıdır. Zira, başlangıçta temlik işlemine yabancı olan borçlu (arsa sahibi) temlik işlemine vakıf olduktan sonra Borçlar Kanununun 167.maddesinden yararlanarak asıl alacaklıya (yükleniciye) karşı ne gibi def’ilerde bulunacaksa bu def’ileri yeni alacaklıya (davacı üçüncü kişiye) karşı da ileri sürebilir hale gelir. Nitekim somut uyuşmazlıkta, arsa sahibi davalılar 14.10.2005 günlü ve niteliği itibariyle arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi özelliğini gösteren sözleşmeyi yüklenicinin edimlerini yerine getirmediğini belirterek feshettiklerini ileri sürmüştür. Sözleşme feshedildiğinden, ne yüklenici ne de onun şahsi hakkını temlik ettiği üçüncü kişi (davacı) ayın talebinde bulunamaz.