7. Hukuk Dairesi 2011/6714 E. , 2012/4006 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 118 ada 197, 213 ve 116 ada 17 parsel sayılı sırasıyla 4217,01 m2, 1349,58 m2, 2597,06 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 118 ada 197 ve 213 parsel sayılı taşınmazla…
**7. Hukuk Dairesi 2011/6714 E. , 2012/4006 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 118 ada 197, 213 ve 116 ada 17 parsel sayılı sırasıyla 4217,01 m2, 1349,58 m2, 2597,06 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 118 ada 197 ve 213 parsel sayılı taşınmazlar davalı ... adına, 116 ada 17 parsel sayılı taşınmaz ise davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, yargılama sırasında paylaşmaya da dayanmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Somut olayda kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, davacı tarafa verilen kesin önel gerekli koşulları içermemektedir. Verilen ara kararında keşif için davacıya verilen süre içinde belirtilen giderler yatırılsa dahi, yerel bilirkişi ve tanıklar adına keşif gün ve saatini bildirir meşruhatlı davetiyenin ilgililere tebliğinin mümkün olmadığı dikkate alındığında söz konusu keşfin baştan sonuçsuz kalma ihtimalinin yüksek olduğu, ayrıca kesin sürenin verildiği 18.03.2010 tarihli celseden önce dosyaya getirtilen nüfus kayıtlarına göre ölü olduğu anlaşılan davalı ...’nun davacı dışındaki diğer mirasçıları adına dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilerek taraf koşulunun sağlanması gerekirken somut olayda taraf koşulu oluşturulmadan ve bu yolla dosya keşfe hazır hale getirilmeksizin keşif ara kararı kurulması, yine davacı tarafından 12.06.2008 tarihli celsede belirlenen 186,12 TL keşif ücretinin mahkeme veznesine yatırıldığı gözönüne alınmaksızın ve bu miktar 18.03.2010 tarihli celsede belirlenen toplam ücretten düşülmeksizin davacıya ek maddi külfet getirecek şekilde ara karar oluşturulması, ayrıca mahkeme heyetine verilecek ücretler kalem kalem ve ayrıntılı olarak gösterilmeden, keşif aracı için ücret belirlenmeden, yerel bilirkişi ve tanıklar adına çıkarılacak davetiye giderleri dahi hesaplanmaksızın keşif giderlerinin belirlenmiş olması karşısında mahkemece oluşturulan ara kararının kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte değildir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...’nun temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 29.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.