1. Hukuk Dairesi 2024/3432 E. , 2025/3047 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava konusu taşınmazın 2/3 …
**1. Hukuk Dairesi 2024/3432 E. , 2025/3047 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava konusu taşınmazın 2/3 payının davacıya miras yolu ile intikal ettiğini, davacının uzun yıllardır yurt dışında yaşadığını, davalının kendisini arayarak taşınmazı satın almak istediğini söylediğini, davacının tecrübesizliği, bilgisizliği, düşüncesizliğinden piyasa araştırması yapmadığını ve teklifi kabul ederek satış işlemi için Türkiye'ye geldiğini ancak taşınmazın gerçek değeri hakkında bilgi sahibi olmadığını, taşınmazın gerçek değerinin çok yüksek olduğunu ancak davacının aceleye getirilerek davalının verdiği 60.000,00 TL satış bedelini kabul ettiğini, devrin gabin nedeniyle geçersiz olduğunu, olmadığı takdirde hile hukuki sebebine dayandıklarını ileri sürerek dava konusu 980 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 2/3 payın davalı adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı; davacı tarafın herhangi bir baskı altında kalmadan taşınmazı kendisine devrettiğini, taşınmazın geçrek değeri hakkında davacıya bilgi verme zorunluluğu bulunmadığını, araştırma yapmadan taşınmazı temlik etmesinin davacının kusuru olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Fer'i müdahil ... vekili; taşınmazın paydaşı olduğunu ve Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/27 Esas sayılı dosyasında ön alım hakkına dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açtığını, eldeki davanın ön alım davasından sonra açıldığını belirterek davalı yanında davaya katılma talebinde bulunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; edimler arasında fahiş fark olduğu sabitse de bu durumun tek başına gabin olgusunu ispata yeterli olmadığı, bunun yanında müzayaka hali, tecrübesizlik gibi subjektif şartların gerçekleştiğinin de ispatının gerektiği, davacının Türkiye'de bir dönem internet üzerinden ticaret ile uğraştığı, akli melekeleri normal bir kişinin piyasa araştırmasının nasıl yapılacağını bilmediği yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dinlenen tanıkların da davacı hakkında böyle bir durumdan bahsetmediği, davacının Türkiye'de tanıdığı kimsenin olmadığı iddiasının tanık beyanlarına göre gerçeği yansıtmadığı, davacının dava konusu taşınmaz yanında farklı birkaç taşınmazını da davalıya sattığı, bu taşınmazlara ilişkin gabin ya da hileye dayalı bir iddiasının bulunmadığı, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu, sözleşmenin gabin (aşırı yararlanma) nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerektiği, davacının bu şekilde özel bir durumunun olmadığı, gabinin koşullarının oluşmadığı, davacının iradi olarak çekişmeli taşınmazı davalıya devrettiği, davalının ise bu iradenin oluşumu sırasında davacıyı yanıltmadığı, dosya kapsamında aksine bir delilin de bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçelerinde özetle; taraflarınca iddia ve ispat olunan bir çok hususun gerekçede değerlendirilmediğini, davalı tarafın cevap dilekçesindeki beyanları ve davacının yurt dışından gelir gelmez aynı gün taşınmazı devretmesi hususunun dikkate alınmadığını ve gerekçede değinilmediğini, bu iki hususun dahi tek başına gabin, hile, tecrübesizlik, düşüncesizlik, müzayaka halini ispat ettiğini, olayda objektif ve subjektif şartların gerçekleştiğini, davacının gabin halinde olmadığı kanaatine varılması durumunda dava dilekçesindeki talepleri gibi hile nedeni ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, 5952 ve 6075 sayılı taşınmazların tapu kayıtlarına delil olarak dayanılmadığını, taraflarca getirilmeyen delillerin gerekçeye esas alındığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, gabin ve hile hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının dava konusu 980 ada 3 parseldeki 2/3 payını 07.01.2022 tarihinde 46.000,00 TL bedelle davalıya satış suretiyle devrettiği, davalının satış bedeli yanında davacının Türkiye’ye gidiş geliş masrafı olarak satış bedeli ile birlikte 14.000,00 TL’de masraf ödediğini ifade ettiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, sözleşmenin aşırı yararlanma (Gabin) nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Dar ve zor durumda kalmaları nedeniyle sözleşme yapmaya, mallarını çok düşük bedel ile devretmeye sürüklenmiş kişileri korumak, zayıfı güçlüye ezdirmemek için hukukumuzda da düzenlemeler yapılmıştır. TBK’nın 28. maddesi uyarınca aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Somut olaya gelince; davalının cevap dilekçesinde davacının araştırma yapmadan taşınmazdaki payını temlik ettiğini, kendisinin de taşınmazın fiyatı çok uygun olduğu için ticaret yapmak amacıyla taşınmazı satın aldığını, taşınmazın gerçek değerini ise davalıya bildirme yükümlülüğü bulunmadığını, araştırma yapmamasının davacının kusuru olduğunu ve devir için toplamda 60.000,00 TL ödediğini belirttiği, dava konusu taşınmazdaki payın temlik tarihindeki keşfen saptanan değerinin ise 854.264,00 TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmakta olup davacıya ödenen toplam bedel ile taşınmazın gerçek değeri gözetildiğinde gabin hukuki nedeninin de objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık unsurunun somut olayda gerçekleştiği açıktır. Esasen bu husus Mahkemenin de kabulünde olup subjektif unsur yönünden ise davacının Almanya’da yaşadığı, dosyaya sunulan kayıtlardan dava konusu taşınmazı temlik etmek için Türkiye’ye gelip aynı gün satış bedelinin davacıya ödendiği, tanık beyanlarına göre anne ve babasının öldüğü, yalnız yaşadığı, babası ölmeden önce yılda bir iki defa Türkiye’ye gelip gittiği ve Türkçe’yi çok iyi konuşamadığı, tanık ...’in ise davacıyı içine kapanık, sosyal ve ticari hayattaki becerisi çok zayıf biri olarak tanımladığı hususları yukarıdaki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde edimler arasındaki aşırı oransızlığın keşfen saptandığı; bunun yanında, davacının düşüncesizlik halinin tanık beyanları ile açıklığa kavuştuğu, davalının da davacının bu durumundan faydalandığı dikkate alınarak “gabin”in tüm unsurlarının olayda gerçekleştiği sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.