10. Hukuk Dairesi 2024/2801 E. , 2024/3716 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2306 E., 2023/2444 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya İş Mahkemesi SAYISI : 2022/413 E., 2023/271 K. Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince b
**10. Hukuk Dairesi 2024/2801 E. , 2024/3716 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2306 E., 2023/2444 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya İş Mahkemesi SAYISI : 2022/413 E., 2023/271 K. Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının Amasya İli Suluova İlçesinde bulunan ...'a ait tamirhanede 10.01.1986 tarihinde, ilk defa sigortası yapılarak çalışmaya başladığını, ancak müvekkili işçinin işe giriş bildirgesinin, davalı Kuruma verilmesine rağmen sigorta primi ödenmediği için sigorta kaydının yapılmadığını, müvekkilinin, 10.01.1986 tarihinde, asgari ücretle, 1 gün çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesi için işbu davanın ikame olunduğunu, bu hususta tanık dinletileceğini, bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olduğundan kendiliğinden araştırma ilkesi gereğince resen araştırılması gerektiğini, yukarıda izah edilen nedenlerle müvekkili işçinin 10.01.1986 tarihinde asgari ücretle 1 gün çalışmış olduğunun tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, yetkisizlik itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemelerin HMK'nın 5 ve 6 ile 14 üncü maddeleri gereğince Ankara, Amasya ve Suluova Mahkemeleri olduğunu, davacının gerçekte böyle bir çalışmasının bulunmadığını, salt erken emekli olabilmek için mevcut davanın açıldığı izlenimi olduğunu, bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için işe giriş bildirgesi değil çalışma olgusunun varlığının gerektiğini, Mahkemece bu hususun kamu düzeni gereğince resen araştırılması gerektiğini, çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı olarak kanıtlanması gerektiğini,belirterej davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının ... unvanlı 2 3841 12185 03 05 sigorta sicil nolu iş yerinde hizmet sözleşmesine tabi olarak asgari ücret ile 10.01.1986 tarihinde 1 gün süreyle çalıştığının tespitine, 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi uyarınca sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 14.11.1987 tarihi olduğunun ve davalı işyerinde bir günlük çalışması yönünden sigorta prim ödeme gün sayısının hesabına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, işe giriş bildirgesinin tek başına yeterli olmadığının, fiili çalışma olduğunun ispat edilemediğini, talebin hak düşürücü süreye uğradığını, davacının davasını ispatlayamadığını, belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".. davacının çıraklık kaydının bulunmaması, davacının iş yerinde çalışmaya başladığına dair işe giriş bildirgesinin bulunduğu, davacının söz konusu işe giriş bildirgesinde bulunan sigorta sicil numarası ile çalışmalarına devam ettiği, işyeri sahibinin davacıyı tanımasa da imzayı kabul etmesi, tanık beyanlarından nizalı dönemdeki çalışmanın doğrulandığı anlaşıldığından.." gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2 nci, 3/II-B, 6 ncı, 108 inci, 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü, 5 inci, 16 ncı maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesi, 14 üncü maddesi, Geçici 4 üncü maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108 inci maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanunu'nun 5 inci maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16 ncı maddesinde ise işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 inci maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14 üncü maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4 üncü maddesinde ise Kanun'un 25 inci maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (... Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 3. Değerlendirme 1.Eldeki davada, 14.11.1969 doğumlu davacı adına dava dışı ... unvanlı işverenin 12185 sicil numaralı işyerinden 10.01.1986 tarihinde işe giriş bildirgesi verildiği, davacının işe giriş bildirgesi verildiği tarihte 16 yaşında olduğu olduğu, oto tamiri mahiyetli iş yerinin 10.01.1986 - 30.01.1986 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, iş yerinden hiç bordro verilmediği, Mahkemece davacı tanıklarının dinlendiği, öte yandan sadece emniyet vasıtasıyla komşu işyeri ve çalışanı araştırması yapıldığı ve komşu işyerine rastlanılamadığının bildirildiği,buna göre eksik inceleme ve değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. 2.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davacının da beyanı alınmak suretiyle dava konusu dönemde çalıştığını iddia ettiği iş yerinde hangi işleri yaptığı, kimlerle birlikte çalıştığı, hakkında çıraklık sözleşmesi düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalı, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, iş yerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği belirlenmeli, işyeri bordrosunun bulunmaması nedeniyle bozma öncesi sadece emniyet vasıtasıyla araştırma yapılmış olduğundan daha geniş bir şekilde SGK, vergi, belediye vasıtasıyla dava konusu dönemde iş yerine komşu iş yerleri ve kayda geçen çalışanları çalışanları sigortalılık kayıtları ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle dinlenmeli ,dinlenen tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeli, öte yandan dava konusu iş yerinin vergi mükellefiyet dönemi de araştırılmalı, bozma öncesi dinlenen ...'un sigortalılık kaydı ile vergi kaydının istenmek suretiyle komşu iş yeri olup olmadığı ile beyanları denetlenmeli,böylelikle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 3. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.