T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/156 - 2026/316 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/156 KARAR NO : 2026/316 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2023 NUMARASI : 2022/176 E. - 2023/233 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Ha…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/156 - 2026/316 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/156 KARAR NO : 2026/316 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2023 NUMARASI : 2022/176 E. - 2023/233 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/05/2023 tarih ve 2022/176 E. - 2023/233 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin tütün sektöründe faaliyet gösteren, ..., ..., ... ve ... gibi tanınmış markaların üreticisi ve tescilli tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, “...” markasının Türkiye pazarına ilk olarak 1994 yılında girdiğini, markanın TÜRKPATENT nezdinde T/02097 numarası ile tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, davalıya ait 2020/128014 numaralı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca markalar benzer görülmekle birlikte mal ve/veya hizmet benzerliği bulunmadığından bahisle SMK m.6/1 hükmü uyarınca karıştırma ihtimalinin bulunmadığı ve 6/4, 6/5 ve 6/9 hükümlerinin koşullarının karşılanmadığı kanaatiyle itirazın reddedildiğini, karara karşı müvekkili şirket itirazının YİDK’nın 2022-M-2900 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa SMK’nın 6/5. maddesi kapsamında mal ve hizmet benzerliğinin aranmadığını, taraf markalarının benzer olduğunun YİDK tarafından da ikrar edildiğini, markaların görsel ve işitsel olarak ayırt edilemez derecede benzerlik gösterdiğini, “...” ibaresinin ayırt ediciliği yüksek bir ibare olduğunu, markayı duyan ortalama tüketicinin zihninde görünüm, okunuş, anlam ve genel izlenim olarak doğrudan çağrışım yapması sayesinde aynı ibarenin farklı emtialarda kullanılması durumunda dahi ülkemizde “...” denilince ilk akla gelenin müvekkilinin markaları olacağını, davaya konu marka başvurusunun tescil edilmesi durumunda 6 adet marka başvurusunu 9 farklı sınıf bakımından yoğun bir şekilde “...” ibaresinin kullanılacağı hususları göz önünde bulundurulduğunda, davalının müvekkili şirket markasının tanınmışlığından ve itibarından haksız yarar sağlayabileceğini ve markanın ayırt edici niteliğine zarar verilebileceğini, dava konusu “... ...” ibareli marka başvurusunun esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, markada yer alan “...” ibaresinin sunulacak mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı ve jenerik mahiyette, ayırt ediciliği olmayan ve tek kişinin tekeline verilemeyecek bir ibare olduğunu, dava konusu markada müvekkili şirket markasından tamamının aynı sıra ve harflerle tekrar edildiğini, ortasından “S” harfinin çıkartılmasının markayı ayırt edici kılmakta yeterli olmadığını, müvekkili şirket markasının Paris Sözleşmesi bağlamında da tanınmış olduğunu, dava konusu markanın SMK m. 6/4 kapsamında reddinin gerektiğini, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, Türk Patent ve Marka Kurumu YİDK’nın 2022-M-2900 sayılı kararının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, ilgili uzman veya uzman olmayan tüketicilerin sigara markası olan “...” ile müvekkilinin tanker, treyler markası olan “...”u karıştırmayacağını, müvekkili markasının 4, 6, 7, 12, 19, 35, 37, 39, 42’nci sınıflarda, davacı mesnet markalarının ise 34’üncü sınıfta tescilli olduğunu, markalar arasında sınıf benzerliğinin bulunmadığını, davacının SMK m.6/5 kapsamındaki iddialarını ispatlar nitelikte delil sunmadığını, “...” ibaresinin “...” markası ile yan yana geldiğinde büyük bir anlam, belirleyicilik ve ayırt edicilik içerdiğini, “...” kelimesinin müvekkilinin üretim alanını da bildirir bir kelime olduğunu, müvekkilinin LPG için endüstriyel araçlar, susuz amonyak, petrol ürünleri, toz granüller, gıda ürünleri, kimyasal ürünler ve ayrıca LPG ve basınçlı hava uygulamaları için endüstriyel depolama tankları tasarlayıp ürettiğini, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mümkün olmadığını, markaların yazılışları ve okunuşlarının birbirinden farklı olduğunu, davacının sulandırma iddiasının gerçekleşme ihtimalini ispata yeterli ve geçerli delil sunmadığını, davacının kötü niyet iddialarını ispatlayamadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı kurum vekili, markalar arasında sınıfsal benzerlik bulunmadığını, aralarında karıştırılma olasılığının olmadığını, tüketicinin markaların kaynağının farklı olduğunu algılayacağını, davacı markalarının hem kapsadığı mal ve hizmetler açısından hem farklı unsurlar kullanılarak oluşturulan genel görünümleri itibarıyla davalı markasından farklılaştığını, davacının SMK 6/5 kapsamında sunduğu bilgi ve belgelerin yetersiz olduğunu, buna bağlı olarak SMK 6/4 kapsamında yapılan itirazın da reddinin gerektiğini, davacının SMK 6/9 maddesi bağlamında kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; dava konusu marka başvurusunun 04 / 06 / 07 / 12 / 19 / 35 / 37 / 39 / 42. sınıfta tescil edilmek üzere başvuruya konu edildiği, davacıya ait markaların ise 34. sınıfta tescilli olduğu, dava konusu başvuru ile davacı markalarının, aynı veya aynı tür mal veya hizmetleti kapsamadığı, davacının markaları kapsamında yer alan emtiaların gündelik olarak tüketilen, herkes tarafından satın alınan, pahalı olmayan ve özel bir tüketici kitlesine hitap etmeyen, nihai tüketicinin satın aldığı emtialar olduğu, dava konusu marka kapsamında ise çeşitli sektörlere ilişkin elektronik, mekanik her türlü emtianın bulunduğu, özellikle üretici kesimine hitap eden, pahalı olarak nitelendirilebilecek ve üzerinde araştırma yapılarak satın alınan ürünlerin olduğu, taraf markalarının esas unsurları arasında benzerlik bulunduğu, fakat taraf markalarında yer alan mal ve hizmetlerin birbiri ile benzer/ilişkilendirilebilir olmadığı, davacının Türk Patent ve Marka Kurumu’na sunduğu belgelerin “...” ibareli markanın tanınmışlığını ispatlar nitelikte olduğu ve ilgili marka hakkında tanınmış marka kararı verildiğinin tespit edildiği, fakat sunulan belgelerin büyük bir çoğunluğunun 01.11.2010 tarihinden önceye ilişkin olduğu, ancak tanınmışlığın ispatlanması gereken tarihin dava konusu markanın başvuru tarihi olan 20.10.2020 tarihi olduğu, 2010 yılında “...” markasının tanınmış olduğu kabul edilse dahi, dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle markanın tanınmışlığının devam ettiğini ispatlamaya yetmediği, davacı markasının tanınmış olduğu kabul edilse dahi davacının markasını kullandığı “Tütün ve Tütün Ürünleri” sektörü ile davalının markası kapsamında yer alan emtiaların birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu, bu nedenle davalıya ait markanın, davacıya ait “..." ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadığı, davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden, kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkil markalarının tanınmış olduğunu, müvekkiline ait tanınmışlığı sabit “...” markalarının neredeyse aynı “...” markalarını gören herhangi bir tüketicinin aklına, mal ve hizmet benzerliği olup olmadığı fark etmeksizin, müvekkilinin markasının geleceğini, dava konusu markanın 04, 06, 07, 12, 19, 35, 37, 39. ve 42. sınıflar kapsamındaki mal ve hizmetlere yönelik, oldukça geniş kapsamda tescil edilmek istendiğini, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğinin zedelenme ihtimalinin yüksek olduğunu, davaya konu markanın müvekkilinin markasını sulandırma tehlikesini içerdiğini, bilirkişi heyetinde tütün sektörüne özgü mevzuat sınırlamaları ve sektöre özgü marka kullanım sınırlamalarından kaynaklı artan sulandırma riskinin raporda incelenmediğini, kötü niyet iddialarının değerlendirilmediğini, davalının “...” ibareli ürünlerini sosyal medya hesaplarında tanıtımlarının yapılmasının davalının kötü niyetini gösterdiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 6/1. maddesinin uygulanabilmesi için işaret benzerliğinin yanında karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerekmekte olup, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği şartının oluşmadığı, davacının markaları kapsamında yer alan emtiaların gündelik olarak tüketilen, herkes tarafından satın alınan, pahalı olmayan ve özel bir tüketici kitlesine hitap etmeyen, nihai tüketicinin satın aldığı emtialar olup, davalı başvurusuna konu markanın kapsamındaki emteaların ise özellikle üretici kesimine hitap eden, pahalı olarak nitelendirilebilecek ve üzerinde araştırma yapılarak satın alınan ürünler olduğu, her ne kadar davacı markalarının "tütün ürünleri" sektöründe tanınmış bir marka olduğu tespit edilmiş ise de, sunulan belgelerin büyük bir çoğunluğunun 01.11.2010 tarihinden önceye ilişkin bulunduğu, ancak tanınmışlığın ispatlanması gereken tarihin dava konusu markanın başvuru tarihi olan 20.10.2020 tarihi olduğu, 2010 yılında “...” markasının tanınmış bulunduğu kabul edilse dahi, dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle markanın tanınmışlığının devam ettiğini ispatlamaya yetmediği, davacı markasının tanınmış olduğu kabul edilse dahi davacının markasını kullandığı “Tütün ve Tütün Ürünleri” sektörü ile davalının markası kapsamında yer alan emtiaların birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı bulunduğu, taraf markaları kapsamında kalan emtiaların birbirinden tamamen farklı olması, farklı ihtiyaçları karşılamaları, tütün ürünlerine ilişkin tanınmışlığın sair emtia gruplarına sirayet etmesinin beklenmeyecek olması dikkate alındığında, somut uyuşmazlıkta da SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının oluşmayacağı kanaatine varıldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.