Başvuru, terör olayı nedeniyle uğranılan zararın tazmin edilmesi talebiyle açılan tam yargı davasında uyuşmazlığın esasına ilişkin iddialar karşılanmadan karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; terör olayı nedeniyle uğranılan zararın tazmin edilmesi talebiyle açılan tam yargı davasında uyuşmazlığın esasına ilişkin iddialar karşılanmadan karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, İstanbul'da bulunan Motorlu Piyade Alay Komutanlığı emrinde astsubay üstçavuş rütbesi ile elektrik ve güç kaynakları teknisyeni olarak görev yapmaktayken 12/5/2016 tarihinde idarece sağlanan servis aracı ile mesai saati bitiminde evine dönerken yol kenarında bulunan sivil aracın terör saldırısıyla patlatılması sonucunda yaralanmıştır. Başvurucu; Özel Via Sancaktepe Hastanesinden yüzeysel kafa yaralanması, boyun yüzeysel yaralanmaları, yüzeysel saçlı deri yaralanması tanısı ile 13/5/2016 tarihinde yirmi gün istirahat raporu almıştır. Ayrıca Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 8/8/2016 tarihli sağlık kurulu raporu ile "Her iki kulakta serös otitis media saptandığı, sağ kulağında işitme kaybının bulunduğu, psikiyatrik açıdan ise üç ay önce patlama sonrası kaygı semptomları olmuş; kısmi olarak devam ediyor, travma polikliniği olan psikososyal kliniklerde takibi önerilir." tespitlerinin yapıldığı görülmüştür. Başvurucu, yaralanma olayında idarenin kusur ve sorumluluğunun bulunduğunu beyan ederek uğradığı maddi ve manevi zararların karşılanması için 19/4/2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığına başvuruda bulunmuştur. Belirtilen idarelere yapılan başvuru cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmiştir. Bunun üzerine başvurucu tarafından yaralanma olayının meydana gelmesinde idarenin kusursuz sorumluluğunun ve hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek 000 TL manevi ve 000 TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle İstanbul İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde olayda meydana gelen zararın gerek hizmet kusuru gerekse idarenin kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca tazmin edilebilir nitelikte olduğunu iddia etmiştir. Mahkeme 18/9/2018 tarihli kararlarıyla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde başvurucuya 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında 657,-TL nakdi tazminat ödendiğini, tüm tedavi giderlerinin karşılandığını ve maddi olarak zarara uğradığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığını belirtmiştir. Mahkeme manevi tazminat talebine ilişkin olarak ise başvurucunun basit tıbbi müdahale ile giderilebilir mahiyette yüzeysel yaralanmalarının bulunduğunu ancak fiziki yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalmasına neden olan bir neticenin söz konusu olmadığını, olay nedeniyle ağır bir elem veya üzüntünün oluşmadığını, şeref veya haysiyetinin rencide edilmediğini, psikiyatri raporu bakımından ise bu tarz olaylar ile her zaman karşılaşması ihtimalinin mesleğinin bir parçası olduğunu, mesleğinin belirtilen riskleri barındırdığını belirterek manevi zararının oluşmadığını vurgulamıştır. Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesi (Daire) 15/1/2019 tarihinde verdiği kararla istinaf talebini kabul ederek Mahkeme kararını kaldırmış ve yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde Mahkemece davalı idarelerin sorumluluğuna ilişkin hukuki irdelemenin yapılmadığını, bir başka ifade ile meydana gelen olayda davalı idarelere atfedilecek bir hizmet kusuru bulunup bulunmadığının ya da kusursuz sorumluluk ilkesinin uygulanmasını gerekli kılacak hâllerin mevcut olup olmadığının değerlendirilmediğini vurgulamıştır. Daire bu yorumdan hareketle, karara gerekçe oluşturacak gerekli hukuki irdeleme yapılmaksızın ve idarelerin sorumluluk sebepleri ayrı ayrı değerlendirilmeksizin verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varmıştır. Dairenin kararı kaldırması üzerine dosyayı yeniden ele alan Mahkeme 30/4/2019 tarihli kararıyla davayı tekrar reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Davacıya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre 657,-TL nakdi tazminat ödendiği ve davacının çalıştığı dönemde özlük ve mali haklarında bir kaybının bulunmadığı, ayrıca davacının tüm tedavi giderlerinin karşılandığı ve davacı tarafından, 000 TL manevi ve 000 TL maddi olmak üzere toplam 000 TL tazminatın olayın meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesi talebiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Maddi Tazminat Talebi Yönünden;Olayda; İdarelere atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından ve zarar ile idari eylem arasında bir nedensellik bulunmamakla birlikte; terör eyleminin Anayasal düzeni hedef alması, bütün toplumu ilgilendirilmesi ve zararın toplumsal nitelikli bir riskin gerçekleşmesi sonucu meydana gelmesi yanında, kişinin sadece toplum üyesi olması sebebiyle zarara uğradığı hususu dikkate alındığında davacının uğradığı zararın sosyal risk ilkesi gereğince tazmin edilmesi gerekmekte ise de söz konusu terör eylemi sonucunda davacıya 2330 sayılı Kanun kapsamında 657,88-TL nakdi ödemenin yapıldığı, davacının tüm tedavi giderlerinin karşılandığı, davacının maddi olarak zarara uğradığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeyi dosyaya sunmadığı ve hali hazırda mesleğine de devam ettiği görüldüğünden, ortada somut olarak gerçekleşmiş maddi bir zararın varlığının davacı tarafından ortaya konulamaması nedeniyle maddi tazminat talebinin karşılanmasına olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Manevi Tazminat Talebi Yönünden;Manevi tazminat ise patrimuanda meydana gelen eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp manevi tatmin aracıdır. Manevi tazminata hükmedilebilmesi içinkişinin fiziki yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünü azalma sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi ve idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylem sonucunda ağır bir elem veya üzüntünün duyulmuş olması veya şeref veya haysiyetinin rencide edilmiş bulunması gerekir. Manevi tazminata hükmedilirken ilgilinin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu elem veya ızdırabın kısmen giderilmesi amaçlanmalı, idarenin hukuka aykırılığı açıkça ortaya konulmalı bu hukuka aykırılık ile zararlı sonuç arasında illiyet bağı kurulmalıdır.Dava konusu olayda, davacının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir mahiyette yüzeysel yaralanmalarının bulunduğu ancak fiziki yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalmasına neden olan bir neticenin söz konusu olmadığı, davacının şeref veya haysiyetinin rencide edilmediği, öte yandan sunulan raporda görülen işitme kaybı ile meydana gelen olay arasında illiyet bağını açıklamaya yarar herhangi bir verinin dosyaya sunulamadığı görülmüş; psikiyatri raporu bakımından ise; davacının dava konusu olay ve benzerleri ile karşılaşması ihtimalinin mesleğinin bir parçası olduğu ve mesleğinin belirtilen riskleri bünyesinde barındırdığı, davacının da bu durumun bilincinde olarak görevini seçtiğinin kabulünün gerektiği sonucuna varılarak, davacının bir cismani zararın neticesi olmaksızın salt bu olay nedeni ile yaşadığı kısmi kaygı semptomlarından ötürü tazmini gereken herhangi bir manevi zararının oluşmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." Başvurucu tarafından karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Daire tarafından istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebep bulunmadığı tespitiyle 14/1/2020 tarihinde istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir. Nihai karar 17/1/2020 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 17/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, başvurunun kabul edilemezliği konusunda oybirliği sağlanamadığı için kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.