11. Hukuk Dairesi 2008/13405 E. , 2010/4761 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.06.2008 tarih ve 2006/225 - 2008/164 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki
**11. Hukuk Dairesi 2008/13405 E. , 2010/4761 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.06.2008 tarih ve 2006/225 - 2008/164 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri Milli Eğitim Bakanlığı'nın öngördüğü müfredata uygun, ilköğretim ve lise sınıfları için çeşitli okul kitapları hazırlayarak, yayınlayan sektöründe tanınmış bir şirket olduğunu, 2002/2003 öğretim yılında yeni bir proje ile, okul öncesi çocuklara yönelik çeşitli etkinlikler, oyunlar ve hikayelerin bulunduğu 10 ciltlik bir seri hazırlayarak piyasaya sunduğunu, piyasaya sunulan bu kitapların büyük rağbet gördüğünü, sadece okul öncesi çocuklara yönelik yayınlar yapan ve bu sektörde tekel durumunda bulunan davalının, bu durum karşısında müvekkilini yıpratma ve maddi, manevi zararlara uğratma çabasına girdiğini, davalının bayilerine müvekkilini yıpratıcı yazılar faksladığını, müvekkili şirket yetkilisi ...'un iyiniyetini göstermek ve haksız yere daha fazla yıpranmamak için davalı şirket yönetim kurulu başkanına mektup yazdığını, yapılan görüşmeler neticesinde taraflar arasında sözleşme düzenlendiğini, sözleşme gereği müvekkilinin davalıya 21.300.000.000.-TL ödediğini, ancak davalının ihtarnamesi ile tahsil edilen paranın yeterli görülmediğinin ihtar edildiğini, davalının bilerek ve isteyerek oluşturduğu durum karşısında müvekkilinin iradesinin baştan sakat doğduğunu ve davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, gabin ve hile hallerinin varlığı nedeni ile sözleşmenin iptalini, sözleşmeden dolayı davalıya haksız ve dayanaksız ödenen toplam 21.300.000.000.- TL.'nin davalıdan istirdadını ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin yeni rakiplerin çıkmasından rahatsızlık duymadığını, davacının dava konusu sözleşmeyi serbest iradesi ile imzaladığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davacı tarafın gabin iddiasına itibar edilemeyeceği, sözleşmenin saikte yanılma şeklinde yorumlanamayacağı, aldatmanın unsurlarının bulunmadığı, davalının FSEK'nun 52. maddesi anlamında davaya konu eserlerle ilgili hak sahibi olduğunun anlaşıldığı, dava konusu sözleşmeyi düzenlemeye yetkisinin bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekli temyiz etmiştir. Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin iptali ve bu sözleşmeye dayalı olarak ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından davalı işyerinde yaptırılan delil tespitinden sonra imzalanadığı anlaşılan 03.10.2002 tarihli sözleşmeye konu eserlerde davacının mali hak sahibi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Esasen uyuşmazlığın halli sözkonusu eserler üzerinde davalının hak sahipliğinin kuşkuya yer bırakılmaksızın aydınlatılmasına bağlı olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle davalının iptali istenen sözleşmeyi düzenleme yetkisininin bulunduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Oysa, dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında davacı vekili, iptali istenen sözleşmedeki eserlerle ilgili olarak davalının mali hak sahibi olmadığı halde sözkonusu eserler üzerinde mali hak sahibi olduğu intibaını uyandırdığından dolayı müvekilinin dava konusu sözleşmeyi imzaladığını, aksi halde dava konusu sözleşmenin imzalanmayacağını, davalının sözleşmede geçen eserlerde mali hak sahibi olmadığını açıkça iddia etmiş olup, sözkonusu eserler üzerinde mali hak sahibi olduğu savunulan ve bu eserlere ilişkin olduğu belirtilen çeşitli sözleşmeler davalı yanca dosyaya sunulmuş, ancak mahkemece, davalı tarafından sunulan sözleşmeler tek tek denetime elverişli bir şekilde değerlendirilmemiş, esasen davalı tarafından sunulan sözleşmelerin dava konusu eserlere ilişkin olmadığına ilişkin davacı itirazları da denetime elverişli bir şekilde karşılanmamıştır. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, FSEK'nun 52 ve 53. maddeleri çerçevesinde, davalı tarafından sunulan sözleşmeler denetime elverişli bir şekilde hangi eserlere ilişkin olduğu öncelikle tek tek belirlenmek,bu bağlamada davalının dava konusu eserler üzerinde hak sahibi olup olmadığı karar yerinde tereddütsüz tartışılıp değerlendirilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye dayalı soyut bir biçimde davalının mali hak sahibi olduğunun kabulü doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.