7. Hukuk Dairesi 2011/96 E. , 2011/2833 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 1-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen ger…
**7. Hukuk Dairesi 2011/96 E. , 2011/2833 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 1-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere, yargılama sırasında dava konusu muhdesatların keşifte belirlenen değeri üzerinden eksik harcın davacı tarafça tamamlanmış olmasına göre davalı tarafın buna ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Davalı tarafın oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece bir kısım istek kalemlerinin de kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç ve oluşturulan hüküm yasal düzenlemelere ve yerleşik uygulamaya uygun düşmemiştir. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; mevcut bir muhdesata sonradan yapılan imalatlar yeni bir muhtesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bu amaçla yapılan giderler de mevcut muhtesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Henüz tamamlanmamış yapıların da muhdesat olmadığı tartışmasızdır. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhtesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanununun 61 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez. Hemen belirtmek gerekir ki hukuki yarar dava koşuludur. Öte yandan; gerek yürürlükten kaldırılan 743 sayılı eski Medeni Kanun ve gerekse halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu, muhtesatların üzerinde bulunduğu taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin olamayacağı gözönünde tutulduğunda sadece davaya konu muhtesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi, mülkiyet tespiti isteminin ise reddine karar verilmesi zorunlu olduğu gibi, yargılama sonunda kabulüne karar verilen her bir istek kalemi yönünden de infaza elverişli hüküm oluşturulması gerektiği kuşkusuzdur. Az yukarıda açıklanan hukuki olguların ışığı altında somut olaya gelince;