1. Hukuk Dairesi 2012/10074 E. , 2012/10691 K. "" MAHKEMESİ : KARTAL 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tüm mirasçılar ad…
**1. Hukuk Dairesi 2012/10074 E. , 2012/10691 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KARTAL 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tüm mirasçılar adına tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan H.A.'ın 213 parsel sayılı taşınmazdaki 201/6226 payını 17.08.2000 tarihinde dava dışı ara malik M.H.'na, M.'in de 22.12.2000 tarihinde murisin ilk evliliğinden olma davalı oğluna satış suretiyle devrettiği, miras bırakanın 07.06.2007 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak davacı eşi ile ilk evliliğinden olma davalı oğlu ile dava dışı kızı Y.A.'ın kaldığı, çekişme konusu taşınmazın imarla 555 ada 5 parsel olduğu ve davalının imar parselinde 188/380 pay sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, anılan temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, yargılama sırasında murisin terekesine temsilci olarak M.M. Ö. temsilci tayin edilmiş ve dava tereke temsilcisinin vekili tarafından yürütülmüştür. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide " muris muvazaası " olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını tapuda yaptığı resmi sözleşmede, iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 Sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, 818 sayılı Borçlar Kanununun 213. maddesi (01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 237. maddesi) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.