10. Hukuk Dairesi 2024/3336 E. , 2024/4068 K. MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2316 E., 2024/144 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/445 E., 2022/460 K. Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkeme…
**10. Hukuk Dairesi 2024/3336 E. , 2024/4068 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2316 E., 2024/144 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/445 E., 2022/460 K. Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.11.1985 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 01.11.1985 tarihinde günün asgari ücreti ile 1 gün çalışması bulunduğunun ve 18 yaşını dolduruğu tarih olan 16.05.1989 tarihi itibari ile sigortalı hizmetinin başladığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde, bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için işe giriş bildirgesi verilmiş olmasının tek başına yeterli olmadığını, aynı zamanda eylemli olarak çalışmanın varlığının gerektiğini, iş yeri tarafından dönem bordrosu verilmediğini, eylemli çalışma olgusunun kuşkuya ve duraksamaya yer kalmayacak şekilde ispat edilemediğini, davanın reddi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davacı adına işe giriş bildirgesi düzenlenerek Kuruma verilmesi, Kurumun da bu işe giriş bildirgesi üzerine davacıya sicil numarası vermesi ve davacının daha sonraki hizmetlerinin de yine bu sicil numarası ile kayıt altına alınması, davacının tespiti istenen tarihte fiili olarak çalıştığının dinlenen tanıkların beyanları ile doğrulanması, işe giriş bildirgesi verilmesinin en azından bir gün çalışıldığına karine teşkil etmesi, işverenin üzerine düşen yasal yükümlülükleri yerine getirmeyerek aylık bildirge ve dönem bordrolarını Kuruma vermemesinde veya bunlarda davacının adına yer vermemesinde ya da primleri ödememesinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmaması, bu gerekçelerle davacıyı anayasa ile güvence altına alınmış olan sosyal güvenlik hakkından yoksun bırakmanın sosyal hukuk devletinin ilkeleriyle bağdaşmaması, esasen Kurumun da kendi üzerine düşen denetim ve gözetim görevini yerine getirmediğinin açıkça ortada bulunması, yapılan işin özelliği ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında tespiti istenen çalışmanın çıraklık kapsamında olmayıp, davacının üretime bilfiil katılması niteliğinde olduğunun açıkça anlaşılması karşısında davacının 01.11.1985 tarihinde 1 gün çalıştığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Her ne kadar; davacının 06.05.1971 doğumlu olması ve 06.05.1989 tarihinde 18 yaşını doldurması nedeniyle sigortalılık başlangıç tarihinin 06.05.1989 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken maddi yanılgı sonucu 16.05.1989 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesi hatalı bulunmuş ise de; davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmaması ve bu durumun resen nazara alınmasının da mümkün olmaması nedeniyle davalı Kurumun yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir...." gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık 14.06.1984 tarihindeki (1) günlük çalışmasına istinaden 18 yaşını ikmal ettiği tarih olan 07.10.1987 tarihinin sigorta başlangıcı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2 nci, 3/II-B, 6 ncı, 108 inci, 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4, 5 ve 16 ncı maddeleri, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesi, 14 üncü maddesi, Geçici 4 üncü maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108 inci maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanunu'nun 5 inci maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16 ncı maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14 üncü maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4 üncü maddesinde ise Kanun'un 25 inci maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (... Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 3. Değerlendirme 1.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, 06.05.1971 doğumlu davacı adına dava dışı ... unvanlı işverene ait 52121 sicil numaralı işyerinden 01.11.1985 tarihinde işe giriş bildirgesi verildiği, 52121 sicil numaralı işyerinin 01.11.1985-28.02.1987 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu, iş yeri tescil bilgilerinin gelmediği, ancak tanık anlatımlarından iş yerinin oto tamiri konulu olduğunun belirtildiği, işyerinin 1985/3 üncü bordrolarının geldiği, 7 kişinin bildirilmiş olduğu, davacının işe giriş bildirgesi verildiği tarihte 14 yaşında olduğu, dinlenen bordro tanıkları ... ... ve ...'ün davacıyı tanımadıkları, davacı tanıklarının ise dava konusu dönemde iş yerinden çalışmalarının olmadığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; öncelikle işyerinde yapılan işin niteliği işyeri tescil bilgileri de celbedilmek suretiyle açıkça belirlenmeli, davacıya ait işe giriş bildirgesinde davacının çırak olarak çalıştığı hususunda bir yazı olmaması karşısında hakkında çıraklık sözleşmesi düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalı, bir meslek eğitim merkezinde çıraklık kaydı olup olmadığı araştırılmalı, var ise buna ilişkin kayıtlar getirtilmeli, yukarıda anılan çalışma ilişkisi aydınlatılarak, dava dışı iş verene ait iş yerinde davacının tam olarak hangi işleri yaptığı, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, iş yerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği belirlenmeli, dinlenebilecek başkaca bordro tanıkları varsa bu tanıklar da dinlenmeli, dinlenen tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeli, SGK, emniyet, vergi ve belediye marifetiyle dava konusu dönemde işyerine komşu işyerleri ve kayıtlı çalışanları yöntemince tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle dinlenilmeli, böylelikle, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 2.Kabule göre de sigorta başlangıcı tarihi olarak davacının 18 yaşını tamamladığı tarih olan 06.05.1989 tarihi yerine 16.05.1989 tarihinin sigorta başlangıcı olarak tespit edilmesi ile 18 yaşından önceki 1 günlük çalışmasının prim gün sayısına ilave edilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur. 3.Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeple 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.