11. Ceza Dairesi 2022/10004 E. , 2023/8072 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1982 E., 2022/444 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Gerekçeli karar başlığında "02.05.2009" olarak hatalı gösterilen suç tarihinin, yüklenen suç yönünden, sanığın kamu görevinden ihraç tarihine göre 15.06.2017 olacağının belirlenmesi neticesinde ... Cu…
**11. Ceza Dairesi 2022/10004 E. , 2023/8072 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1982 E., 2022/444 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Gerekçeli karar başlığında "02.05.2009" olarak hatalı gösterilen suç tarihinin, yüklenen suç yönünden, sanığın kamu görevinden ihraç tarihine göre 15.06.2017 olacağının belirlenmesi neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığının 03.09.2019 tarihli ve 2020/3816 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık hakkında örgüt faaliyeti çerçevesinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 220 nci maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesi uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmış olup, atılı suç için sübutu halinde suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası da uygulanma alanı bulacağından Kanun maddesinin öngördüğü cezanın yukarı haddi ve uygulanması gereken artırım maddeleri de üst sınırdan dikkate alındığında, suçun gerektirdiği cezanın herhalde 10 yıl hapis cezasından fazla olacağı, bu nedenle sanık hakkında ilk derece mahkemecince verilen beraat kararıyla ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının, Üyeler ... ve ...'ın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi kapsamında hükmün kesin olup temyizinin mümkün olmadığı yönünde karşı oylarıyla- oy çokluğuyla temyiz incelemesine tabi olduğu belirlenerek inceleme yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2021 tarihli ve 2020/323 Esas, 2021/263 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.03.2022 tarihli ve 2021/1982 Esas, 2022/444 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle, sanık hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği, dosya kapsamı ile sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediği halde cezalandırılması yerine beraatine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, anılan ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık hakkında, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü tarafından, Emniyet Genel Müdürlüğünün 13.03.2009 tarihli oluru ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan 02.05.2009 tarihli Komiser Yardımcılığı sınavında yapılan usulsüzlükler ile ilgili olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında alınan bilirkişi raporları ve iddianamede açıklanan çeşitli kriterlere göre sınav sorularını sınav tarihinden önce temin etmek suretiyle 2009 yılı Komiser Yardımcılığı sınavını kazanıp, komiser yardımcısı kadrosuna atanarak haksız menfaat temin ettiği iddiasıyla nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında, sanığın örgüt üyesi olduğunun sabit olduğu ancak anılan sınavda önceden sınav sorularını aldığına ilişkin aşamalarda atılı suçu işlemediğine dair istikrarlı ve tutarlı savunmasının aksine tanık beyanı veya başkaca her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği değerlendirilerek yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kanaatine varılmakla, sanığın beraatine ilişkin hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığından, istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin temyize konu hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1."Fetullahçı Terör Örgütü" (FETÖ) ve/veya "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak isimlendirilen yapılanmanın örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olarak ülke çapında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında bu yapılanmaya mensup kişilerin -yapılanmanın amaçları doğrultusunda- birçok eylemlerinin yanında kamu görevine giriş veya görevde yükselme sınavlarına ilişkin soruları önceden elde edip mensuplarına verme eylemlerinde de bulundukları belirlenmiş, yargı organları tarafından Dairemizce de benimsenen birçok kararda FETÖ/PDY'nin devletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi, oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari sisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğu ve gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma gibi birçok özelliğinin bulunduğu ve bu örgütün diğerlerine nazaran çok daha zor ve karmaşık bir yapı olduğu ortaya koyulmuştur. 2. 2005-2013 yılları arasında yapılan Komiser Yardımcılığı sınavlarında usulsüzlükler yapıldığı, soruların Fethullah GÜLEN cemaati mensuplarınca çalınarak kendi mensuplarına dağıtıldığı ve bu sayede Emniyet Genel Müdürlüğünde çalışan amir kadrosunu kendi cemaatlerinden belirledikleri yönünde ihbar ve soruşturma ifadelerine istinaden her yıl düzenlenen Komiser Yardımcılığı sınavları için soruşturmalar yürütülmeye başlanmıştır. 3. Dava konusu 2009 yılı Komiser Yardımcılığı sınavına ilişkin soruşturma kapsamında soruların yeniden incelenmesi talimatına istinaden ... Yıldırım Beyazıt Üniversitesi görevlilerince tanzim edilen 26.01.2017 tarihli bilirkişi raporunda, soruların zorluk derecesi ve kapsamı, doğru çözülebilme oranları, yanlışta birleşme oranları gibi genel belirlemelere yer verildiği anlaşılmıştır. 4. 2009 Yılı Komiser Yardımcılığı Kursu Sınavına girerek asil ve yedek olarak kazanan 1801 şahıs hakkında Hacettepe Üniversitesi görevlilerince tanzim edilen 19.03.2018 tarihli Ölçme ve Değerlendirme Bilirkişi Raporunda; adayların soruları sınavdan önce elde edip etmediklerine ilişkin önceki yıllara ilişkin sınav başarı oranları, sınavdan önce sızdığı anlaşılan sorulardan yönlendirilen seçeneklere gitme eğilimleri, sınavdan önce sızan soru listesindeki sorular ile birebir aynı olan 47 sorudaki başarı oranı ile farklı olan 27 sorudaki başarı oranları gibi belirlenen bir takım ölçütler kapsamında, %41-%60’ı ile tespit edilen 465 aday hakkında “orta düzeyde şüpheli” %61-%80’i ile tespit edilen 320 aday hakkında “kuvvetli şüpheli” %81 ve üstü ile 70 aday hakkında “çok kuvvetli şüpheli” olduklarına yönelik kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. 5. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı görevlilerince FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü iltisakı ile ilgili yapılan araştırma neticesinde, şüpheli olarak anılan 1801 şahıstan, 550 şahsın BYLOCK kullanıcısı olduğu, 205 şahsın Bank Asya hesabının bulunduğu, 166 şahsın 17-25 Aralık süreci sonrasında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgüt lideri talimatı ile Bank Asya'ya para yatırdığı, 86 şahsın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Tepe Yönetimi ile irtibatının bulunduğu tespit edilmiştir. 6. ... Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarihli ve 2017/68532 sayılı soruşturmasına istinaden Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığımıza teslimi yapılan dijital veriler üzerinde yapılan incelemelerde, Emniyet Mahrem yapılanması kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin FETÖ/PDY üyeleri tarafından fişlendiği ve personelin örgüt mensubiyeti ile ilgili derecelendirmelerin (A5,A4,B5,B4,SAY,SAYA,SAYV,EA,EAV) yer aldığı tespit edilmiş, bu bağlamda 1801 aday içerisinde bulunan 1004 şüpheli şahsın Örgüt içerisinde AKTİF olduğu, 234 adayın 17-25 Aralık süreci sonrasında örgütten ayrıldığı ve 556 şahsın ise Örgüt ile bağlantısının bulunmadığı anlaşılmıştır. 7. Bu açıklamalar ışığında; a) Yukarıda açıklanan raporlar ve raporlarda yer verilen kıstaslar çerçevesinde, polis memuru olarak görev yapmakta iken, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün faaliyet ve amaçları doğrultusunda öncesinde soruların sızdırıldığı tespit edilen 02.05.2009 Komiser Yardımcılığı sınavı puanı ile komiser yardımcısı olarak ataması yapılan ve 692 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edildiği anlaşılan sanık ...'in hakkında, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu nedeniyle yürütülen yargılamaya esas oluşturan ve yukarıda anılan raporlar ve 18.04.2016 tarihli analiz raporuna göre; (4) numaralı bentte belirtilen ölçütler yönünden sanığın çok zor 8 sorudan, 6'sını, zor 3 sorudan 1'ini, çözülmesi imkansız 3 sorudan 2'sini, çözülmesi ve aynı şıkta birleşmesi imkansız 3 sorudan 1'ini, iptal edilen 10 soru içinde aynı şıkta birleşmenin imkansız olduğu 6 sorudan 5'ini, cevaplanması imkansız olan 50 nci soruyu doğru olarak işaretlediğinin belirlendiği, (5) numaralı bentte belirtilen ölçütler yönünden, mahkeme kararıyla iptal edilen 10 sorudaki doğru cevap sayısının 8, Polis Akademisi'nin hazırladığı ilk 80 sorudaki doğru cevap sayısının 61, MEB'in hazırladığı son 20 sorudaki doğru cevap sayısının 17 olduğu, genel değerlendirmede %41-%60’ oran ile “orta düzeyde şüpheli” olarak belirlendiği, dosya kapsamında tanık olarak dinlenen ...'in, örgütün bağlılığını sürdürmek amacıyla devam ettirdiği "sohbet grubu" adı verilen grupta sanığın da yer aldığı, bu sohbet grubunda her hafta daralan bir soru havuzunda komiser yardımcılığı sınavına hazırlandıklarını ve sınavdan kısa süre önce sohbet grubunun abisi olan kişinin evine gelerek kendisine soruları verdiği, ancak sanığa soruların verilip verilmediğini bilmediği yönünde beyanları bulunduğu anlaşılmıştır. b.Dava konusu nitelikli dolandırıcılık suçu ile örgüt üyeliği suçlarının birbiriyle bağlantılı olup biri hakkındaki delilin diğer suçun sübutuna da katkı sağlayacağı gözetilerek; sanık hakkında örgüt üyeliği suçundan Yargıtay 16.Ceza Dairesinin, 30.04.2020 tarihli ve 2020/433 Esas 2020/2063 Karar sayılı ilamı ile kesinleşen mahkumiyet hükmüne ilişkin Düzce 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli ve 2018/120 Esas ve 2019/172 sayılı dosyasının incelenmesinde, yukarıda (7) numaralı bentte ayrıntılarına yer verilen örgütün mahrem yapılanmasıyla ilgili 2017/68532 soruşturma kapsamında ele geçirilen Micro SD kart içeriğindeki dijital verilerde örgüt perspektifiyle A5 (FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişileri ifade ettiği) koduyla fişlendiği, 69129 ID üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan Bylock isimli programını kullandığı, bulunduğu tüm illerde örgüt sohbetlerine aktif ve devamlı olarak katıldığı yönünde itirafçı beyanları bulunduğu belirlenerek örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine bağlı süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren eylemlerde bulunduğu kanaatleriyle örgüt üyesi olduğuna dair karar verildiği anlaşılmıştır. c.Fetö/Pdy Silahlı Terör Örgütü bünyesinde süreklilik, çeşitlilik, yoğunluluk gerektiren örgüt faaliyetlerine katıldığı ve örgüt hiyerarşisi içerisinde örgüt üyesi konumunda bulunduğu belirlenen sanık hakkında, anılan örgütün gizliliği, genel yapısı, haberleşme şekli ve faaliyetleri de gözetilerek, gerekçenin 8 inci sırasının (a) bendinde yer verilen sınava ilişkin kuvvetli deliller, mezkur sınav sorularını FETÖ/PDY yöneticileri/üyeleri vasıtasıyla önceden gördüğünü söyleyen tanık ... ile birlikte aynı örgüt evinde, aynı çalışma grubuyla sınava hazırlanmış olması ve bir bütün halinde değerlendirilen dosya kapsamı itibariyle; 2009 Komiser Yardımcılığı sınavı öncesinde sınav sorularını elde ettiği ve örgüt üyeliği kapsamında ve örgüt faaliyeti çerçevesinde soruları önceden temin ederek sınavı kazanıp rütbe farkına istinaden maaş almak suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediğine dair tam bir vicdani kanaat oluşmakla, sanığın yüklenen suçtan cezalandırılması yerine beraatine karar verilmesi, nedeniyle hukuka aykırılık bulunmuştur. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.03.2022 tarihli ve 2021/1982 Esas, 2022/444 Karar sayılı kararında katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği; 1. Kararın temyiz edilebilir olup olmadığına ilişkin ön sorun bakımından, kararın temyiz edilebilir olduğuna, üyeler ... ve ...'nın karşı oylarıyla, oyçokluğu ile, 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 16.03.2022 tarihli ve 2021/1982 Esas, 2022/444 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak oybirliği ile BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2023 tarihinde karar verildi. (Karşı oy) (Karşı oy) KARŞI OY Sanık ... hakkında örgüt faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK'nın 158/1, e, 158/3, 43 maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır. Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesi sanık hakkında beraat kararı vermiştir. Bu kararı Cumhuriyet Savcısı ve katılan vekili istinaf etmiş olup ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 2022/444 Karar sayılı ilamıyla esastan red etmiş olup, red kararının temyizi üzerine dosya dairemize gelmiştir. Sanık hakkında TCK’nın 158/1 e, 158/3 ve 43. maddeleri sevk maddeleri olarak öngörülmüştür. Sevk maddeleri uyarınca sanığa öngörülebilecek ceza miktarı 10 yılı aşmaktadır. Uyuşmazlık konusu 10 yılı aşan beraat kararının temyize tabii olup olmadığına ilişkindir. Dairemiz çoğunluğu bu kararını suçun nitelikli halleri ve artırım maddelerinin de dikkate alınarak temyize şayan olduğuna dairdir. Kanaatimce suçun nitelikli halleri ve artırım halleri dikkate alınmaksızın temel suçtaki cezaya göre temyize şayan olup olmadığına bakılmalıdır. Görev, müdafi mecburiyeti, talimat yasağı, uzlaşma gibi konularda olduğu gibi “ Temyize şayanlık” temel suça göre belirlenmelidir. Bunun tek istisnasını “ Numerus Clausess” ilkesi uyarınca kanun koyucu TCK’nın 66/3 maddesinde öngörülmüştür. Aksi halde Kanun koyucu böyle bir istisnayı öngörmeyebilirdi. Bu nedenle sevk maddeleri uyarınca 10 yılı aşan beraat kararının temyiz edilemeyeceği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Muhalif Üye KARŞI OY UYUŞMAZLIK KONUSU: Ön sorun yapılan ve çözülmesi gereken Uyuşmazlık; ilk derece mahkemesince sanık hakkında TCK'nın 158/1-e maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan ... vekili tarafından İstinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilen dosyada; sanığa atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın belirlenmesinde TCK'nın 158/3 maddesinin de dikkate alınıp alınmayacağının, buna bağlı olarak Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının temyiz Kanun yolunu tabi olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. Çoğunluk görüşü özetle; sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen beraat kararıyla ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge adliye mahkemesi kararının temyize tabi olduğu yönündedir. Aşağıda belirtilecek gerekçelerle çoğunluk görüşüne katılmamız olanaksızdır. KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SONUÇ: Çoğunluk görüşü: Sanık hakkında örgüt faaliyeti çerçevesinde 5237 sayılı kanunun 158/1-e, 43/1 maddeleri Uyarınca Nitelikti dolandırıcık suçundan Kamu davası açılmış olup suçun subutu halinde suç tarihi itibarıyla Türk Ceza Kanununun 158 maddesinin 3 fıkrasının uygulanma alanı bulacağından kanun maddesinin öngördüğü cezanın yukarı haddi ve uygulanması gereken arttırım maddeleri de üst sınırdan dikkate alındığında suçun gerektirdiği cezanın her halde 10 yıl hapis cezasından fazla olacağı bu nedenle sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen Beraat kararıyla ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge adliye mahkemesi kararının temyize tabi olduğu görüşündedir. Sayın çoğunluğun referans aldığı Yargıtay ceza Genel Kurulunun 08/11/2022 tarihli 2022/11-436 esas,2022/705 karar sayılı kararı da aynı yöndedir. Bir karar veya hükme ilişkin kanun yolunun belirlenmesi sırasında öncelikle kanunun sistematiği ve normları dikkate alınacak, bu belirleme yapılırken kıyas ve yorum yoluna başvurulabilecektir. Ceza muhakemesinde kıyas ve her türlü yorum mümkün olmakla birlikte, temel hak ve özgürlükleri daraltan normlar ile istisnai normlarda kıyas yasağı mevcuttur. Kanun koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşmaya izin verecek şekilde, kıyas veya yorum yoluyla temel hak ve özgürlüklere ilişkin normları daraltıcı, istisnai normları genişletici şekilde hareket etmek mümkün değildir.(Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/11/2022 tarihli 2022/11-436 esas,2022/705 karar sayılı kararı) TCK'nın 66. maddesinin 3. fıkrasındaki; "Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur." düzenlemesinde “nitelikli hâller” tabiri kullanılırken, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Mahkemenin görevinin belirlenmesi" başlıklı 14. maddesi ise; "Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur." şeklinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu burada bilinçli bir şekilde “ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler” tabirini kullanmıştır. TCK'nın 158/3. maddesi iki durumda uygulanabilmektedir. İki durumda da artırım oranları birbirinden farklıdır. Buna göre verilecek ceza, birinci olarak dolandırıcılık suçlarının üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde yarı oranında, ikinci olarak ise suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde bir kat artırılacaktır. TCK’nın 158 Maddesinin 3 fıkrası, 157. ve 158. maddelerinin ortak arttırım nedenidir. Sanık hakkında düzenlenen iddianamede nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin sevk maddeleri arasında TCK’nın 158/3. maddesinin olması suçun niteliğini değiştirmemektedir.Basit veya nitelikli dolandırıcılık suçunu İşleyen kişiler dikkate alınarak cezada arttırım öngörülmüştür. Dolayısıyla nitelikli hal olarak değil ağırlaştırıcı neden olarak kabul etmek gerekir. 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde on yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların temyiz edilemez olduğu açıkça hükme bağlanmış olup, on yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin cezanın belirlenmesinde hapis cezasında belirli bir oranda artırım yapılmasını öngören ağırlaştırıcı nedenlerin de dikkate alınacağına ilişkin Kanun'da açık bir düzenlemeye de yer verilmemiştir. Anayasa'nın 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu vurgulanmış, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde de yargılamada sanığa tanınması gereken asgari haklar belirtilerek adil yargılanma hakkının kapsamı belirlenmiştir. 25.03.2016 tarihi itibarıyla iç hukukumuzun bir parçası hâline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) Ek 7 numaralı Protokolü'nün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında;"Mahkeme tarafından ceza gerektiren bir suç nedeniyle mahkûm edilen herkes, mahkûmiyetinin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanımı, kullanımın dayanakları dâhil kanunla düzenlenir." hükmüyle ilgili kişinin hakkında kurulan hükmü daha yüksek bir mahkemeye inceletme hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Yine Türkiye'nin taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 14. maddesinin 5. fıkrasında da "Bir suçtan hüküm giyen herkes, mahkumiyet ve cezanın yasalara uygun olarak daha yüksek bir yargı organınca yeniden incelenmesi hakkına sahip olacaktır." biçiminde benzer bir kurala yer verilmiştir. Ancak somut olayda Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı değil beraat kararı verilmiştir.Ceza kanununun esas itibari ile Mağdurun haklarını korurken, Ceza Muhakemesi Kanununun sanığın haklarını koruduğu söylenebilir. 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf kanun yolu uygulamaya girmiş, böylece ülkemizde fiilen üç dereceli bir yargı sistemine geçilmiştir. İstikrar kazanmış Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında adil yargılanma hakkının tesisi için hüküm veren mahkeme dışında bir merciye müracaatın yeterli olduğu ifade edilmiştir. Yargıtay ceza Genel Kurulunun 08/11/2022 tarihli 2022/11-436 esas,2022/705 karar sayılı Kararında, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının temyiz kanun yoluna tabi olup olmadığının belirlenmesi bakımından nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın belirlenmesinde;Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat kararı verilmesi ve kesinleşmesi halinde TCK'nın 158/3. maddesinin uygulanma imkânı bulunmadığından nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanıın belirlenmesinde de dikkate alınmayacağı,Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi ve kesinleşmesi halinde ise TCK'nın 158/3. maddesinin uygulanma imkânı olacağından nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın belirlenmesinde de dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşmıştır.Bu kabul uygulamada bir çok sorun ve belirsizliği beraberinde getirmektedir. Örneğin sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmiş olması halinde bu hükmün açıklanması mı beklenecek? Belirlenen 5 yıllık denetim süresi içerisinde sanığın kasıtlı suçtan mahkum olmaması ve şartları oluştuğunda veya zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi halinde ne yapılacaktır? Henüz soruşturması, kovuşturması devam eden veya kanun yolu aşamasında bulunan dosyaların sonucu mu beklenecek. Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararının temyiz kanun yoluna tabi olup olmadığını,sanık hakkında başka bir suçtan verilen bir kararın niteliğine ve sonucuna bağlamak cezada belirlilik, öngörülebilirlik ve kanunilik ilkelerine de aykırılık teşkil eder. Sonuç olarak; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında adil yargılanma hakkının tesisi için hüküm veren mahkeme dışında bir merciye müracaatın yeterli görülmesi, 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde on yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların temyiz edilemez olduğu açıkça hükme bağlanmış olması, on yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin cezanın belirlenmesinde hapis cezasında belirli bir oranda artırım yapılmasını öngören ağırlaştırıcı nedenlerin de dikkate alınacağına ilişkin Kanun'da açık bir düzenlemeye yer verilmemiş olması, Sanık hakkında düzenlenen iddianamede nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin sevk maddeleri arasında TCK’nın 158/3. maddesinin olmasının suçun niteliğini değiştirmemesi,suçun nitelikli hali olarak değil ağırlaştırıcı nedeni olarak düzenlenmesi,istisnai normlarda kıyas yasağının bulunması,Kanun Koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşmaya izin verecek şekilde, istisnai normları genişletici ve sanığın aleyhine sonuç doğuracak şekilde kıyas ve yorumun adil yargılanma hakkına da aykırılık teşkil etmesi,cezada belirlilik ve öngörülebilirlik, kesin hükümden sanık yararlanır ilkeleri birlikte değerlendirildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının temyiz kanun yoluna tabi olup olmadığının belirlenmesi bakımından nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın belirlenmesinde; TCK'nın 158/3. maddesinin dikkate alınamayacağı, buna bağlı olarak Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin istinaf isteminin esastan reddi kararının temyiz kanun yoluna tabi olmadığı ve Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararın kesinleştiği görüşünde olduğumdan Sayın çoğunluğun aksi yönündeki kabulüne muhalifim.