T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1220 - 2025/1495 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1220 KARAR NO : 2025/1495 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2024 NUMARASI : 2017/883 Esas 2024/501 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 27/11/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 11/12/2025 Mahalli mahkemesince verilen…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1220 - 2025/1495 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1220 KARAR NO : 2025/1495 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2024 NUMARASI : 2017/883 Esas 2024/501 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 27/11/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 11/12/2025 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerince süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; 12.07.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkilinin sakatlanarak kısmi kalıcı şekilde iş göremez hale geldiğini, bu nedenle gerek maddi gerek manevi olarak hezeyana uğradığını, söz konusu kazanın oluşumunda davalıya sigortalanan ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu ve sorumlu olduğunu, müvekkilinin ise ... plakalı araçta sürücü konumunda olduğundan herhangi bir kusuru bulunmadığını, ZMMS poliçesinde daimi maluliyet tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve daimi ve/veya geçici bakım ve/veya bakıcı gideri limitlerinin belirli olduğunu, müvekkilinin sigorta şirketine yaptığı yazılı başvuru sonucunda herhangi bir ödeme yapılmadığını, 27.03.2017 tarihinde kazanın ihbar edildiğini ve dosyanın *********** dosya nosu ile şirkete kaydedildiğini, müvekkillerinin şirketle yaptığı şifai görüşmelerinde tazminat miktarını 9.000,00-TL olarak belirlediklerini ama ödeme yapabilmeleri için dava açıp feragat etmeleri halinde ödeneceğini, söz konusu teklifin yasalara aykırı olduğunu, poliçe üst limitinden ödeme yapılması gerektiğini, müvekkilinin yaşı, geliri, olayda kusursuz oluşu ve tüm diğer faktörler değerlendirildiğinde limit dahilinde zararın tümünden davalının sorumlu olacağını, davalı sigorta şirketinin tacir olduğunu, müvekkilinin miktarı belirsiz olan ZMMS daimi maluliyet, geçici maluliyet tazminatının tedavi ve bakım giderinin hesap edilmesini, 3,00 TL daimi maluliyet tazminatı alacağı, 3,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı alacağı, 2,00 TL daimi ve/veya geçici bakım ve/veya bakıcı gideri alacağı, 2,00 TL tedavi gideri alacağı olmak üzere toplamda şimdilik 10,00 TL taraflarına ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/192 Esas sayılı dosyasına ilişkin dava dilekçesinde; davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki aracın çift taraflı olarak karıştığı 12.07.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, müvekkili tarafından sürekli, geçici iş göremezlik zararı ve tedavi giderlerinin tazmini talebi ile Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/883 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, ancak anılan dosyada faiz talep edilmediğini belirterek, iş bu davayı o davada talep edilmeyen faiz, dava masrafları ve vekalet ücreti yönünden açtıklarını belirterek 1,00 TL faiz talebinin mahkeme masrafı ve vekalet ücreti ile birlikte kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, davasının Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/883 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 11/01/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile; müvekkili için daimi maluliyet tazminatını 93.503,09-TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatını 11.120,17-TL'ye, bakıcı giderini 60.235,55-TL'ye, tedavi giderini 660,00-TL'ye yükselttiğini ve toplam 165.518,81-TL talep ettiklerini beyan etmiştir. Davacı vekili 07/02/2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile; sürekli iş göremezlik tazminatını 83.107,75-TL, geçici iş göremezlik tazminatını 2.476,34-TL bakıcı gideri tazminatını 123.853,19-TL, tedavi gideri zararını 660,00-TL olmak üzere toplam 210.097,28-TL olarak artırdıklarını beyan etmiştir. Davacı vekili 09/05/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; sürekli iş göremezlik tazminatını 310.000,00-TL, geçici iş göremezlik tazminatını 2.476,34.-TL, bakıcı gideri alacağını 306.863,66.-TL, tedavi gideri alacağını 660,00-TL olmak üzere toplam 424.297,08-TL'ye yükselttiğini beyan etmiştir. Davalı vekili asıl ve birleşen davayı ilişkin cevap dilekçesinde; ... plakalı aracın 17.02.2016-2017 vadeli 44611661 numaralı ZMMS poliçesi ile davalı şirkete sigortalı olduğunu, davalının sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik ile tedavi ve bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, faiz talebinin reddi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 12.07.2016 tarihinde davacı sürücü ...'nın yönetimindeki ... plakalı araç ile seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu karşı yöne geçerek dava dışı sürücü ...'nun idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu trafik kazasının meydana geldiği, davacının bu kaza neticesinde yaralandığı, Adli Tıp Kurumundan alınan 29/04/2019 tarihli rapor ile davacının kazanın meydana gelmesinde %90 kusurlu olduğu, dava dışı sürücünün %10 kusurlu olduğu, Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğine göre tanzim edilen 07/09/2021 tarihli rapora göre, davacının kazaya bağlı yaralanma nedeniyle %95 maluliyet ve 18 ay geçici iş göremezlik süresinin olduğu, 03/05/2024 tarihli raporda hesaplanan sürekli işgücü kaybından kaynaklanan tazminatı 329.676,28-TL, geçici iş göremezlikten kaynaklanan tazminat alacağı 2.239,58 TL, bakıcı gideri tazminatı 415.387,62 TL ve tedavi gideri tazminatı 660,00-TL olduğu, davacı vekili 11/01/2019, 07/02/2022 ve 09/05/2024 tarihli ıslah ve talep artırım dilekçeleri sunmuş olmakla yapılan incelemede; davacının da sunmuş olduğu Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/10-795 E. ve 2023/641 K. sayılı içtihadı ile de açıklandığı üzere belirsiz alacak davasında iki kez talep artırımda bulunulabileceği kabul edilmiş, davacı vekilinin vermiş olduğu 09/05/2024 tarihli ıslah dilekçesinin dikkate alınmadığı, alınan aktüer rapor ile hesaplanan tazminat miktarlarından davacının 11/01/2019 tarihli ve 07/02/2022 tarihli talep artırım dilekçeleri göz önünde bulundurularak 83.107,75 TL sürekli iş gücü kaybı 2.476,34 TL geçici iş gücü kaybı 123.853,34 TL bakıcı gideri ve 660,00-TL tedavi gideri tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dosya ile talep edilen faiz alacağı yönünden ise; faiz asıl alacağın fer'i niteliğinde olup davacının belirsiz alacak davasında alacağının varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiği gibi ayrı bir davada hükmedilecek faize esas asıl alacak miktarının tam olarak belirlemeyeceği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; meydana gelen kazada müvekkilinin kusursuz olduğunu, belirsiz alacak davası olarak açılan davada 09/05/2024 tarihli ıslah dilekçesinin de ikinci talep artırım mahiyetinde olduğunu, dosyada sekiz kez aktüer rapor alındığını, tek başına bu durumun belirsiz alacak olarak açılan davada alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilir hale gelmediğinin göstergesi olduğunu, 03/05/2024 tarihli aktüer rapor ile alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilir hale geldiğini ve bu rapordan sonra talep artırım dilekçesi sunduklarını, mahkemece bu dilekçenin dikkate alınmamasının doğru olmadığını, öte yandan, birleşen davaya ilişkin olarak ıslah ve talep artırım dilekçesi ile talep edilmeyen faiz alacağının ayrı bir dava ile istenmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile reddedilmesinin doğru olmadığını, yine ıslah ve talep artırım dilekçeleri ile de faiz talep edildiğini, müvekkilinin maluliyetine ilişkin olarak Çalışma Gücü… yönetmeliğinin hükme esas alınması gerektiğini, aktüer raporda müvekkilinin gelirinin çok düşük hesaplandığını, müvekkilinin sigorta şirketine 27/03/2017 tarihinde başvuru yaptığını ve başvuruyu takiben 8 iş günü sonrası olan 07/04/2017 günü itibariyle sigortacının temerrüde düştüğünü, bu hususun aktüer raporda göden kaçırıldığını, raporda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesap yapılması gerektiğini, bilirkişi raporlarının aleyhe olan kısımlarını kabul etmediklerini, maluliyet raporlarında müvekkilinin bakıcıya muhtaçlık sürelerinin tespit edilmediğini ileri sürerek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, davacının tam ve asli kusurlu olduğunu, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, teknik faiz uygulanmadan hesap yapıldığını, kısmi dava olarak açılan davada karar tarihi itibariyle ıslahla talep edilen tutarlar yönünden zamanaşımının dolduğunu ileri sürerek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine dair verilen karara karşı taraf vekillerince yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamından; olay tarihi olan 12/07/2016 günü davacı ...’nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Lüleburgaz’dan Pınarhisar yönüne seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu karşı yöne geçerek ... sevk ve idaresindeki davalı şirkete sigortalı ... plakalı araca çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, davacının yaralanması nedeniyle belirsiz alacak davası şeklinde eldeki maddi zararların ödetilmesine ilişkin dava ile faiz istemli birleşen davayı açtığı anlaşılmıştır. Mahkemece alınan raporlar ve yapılan incelemeler hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; 1-İlk derece mahkemesi tarafından meydana gelen kazada tarafların kusur durumunun tespiti için alınan 02/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda; kazanın meydana gelmesinde davacının %70 davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün ise %30 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 29/04/2019 tarihli raporda ise davacının kazanın meydana gelmesinde %90 kusurlu olduğu, davalı şirkete sigortalı karşı araç sürücüsünün ise %10 kusurlu olduğu tespit edilmiş olup , alınan raporlar arasında kusur oranına ilişkin çelişki bulunduğu gözetilerek, çelişkinin giderilmesi amacıyla İstanbul Teknik Üniversitesi’nde görevli öğretim görevlileri veya Karayolları Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kurulundan kaza tespit tutanağı, dosya kapsamında alınan kusur raporları da dikkate alınarak dosya kapsamında yer alan kazaya ilişkin tüm raporların irdelendiği, kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edildiği ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir. 2-Dava konusu kazadan kaynaklı davacının yaralanmasına bağlı maluliyet durumunun tespiti için ilk derece mahkemesi tarafından Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan 03/08/2018 tarihli raporda; 12/07/2016 tarihli kazaya bağlı olarak hastada sol temporal kemikte çökme fraktürü, intraserebral hemoraji, sol asetebulumda parçalı fraktür, sol humerus fraktürü, kognitif bozukluk geliştiği dikkate alınarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca özür oranın %78 olduğu, iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayacağı bildirilmiştir. Mahkemece daha sonra Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinden alınan 07/09/2020 tarihli raporda ise; Hasan oğlu, 1962 doğumlu ...’nın 12.07.2016 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, 30.03.2013 tarih, 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, Zihinsel, ruhsal, Davranışsal Bozukluklar, Geçici fonksiyon Kaybına Yol Açan Ruhsal Hastalıklar, B-3’e göre %70, Sinir Sistemi, Demans, Tablo 1, Tablo 2’ye göre %50, Kas İskelet Sistemi, Alt Ekstremite, Tablo 3.3’e göre alt ekstremite %5, tüm vücut %3, Kas İskelet Sistemi, Periferik Sinir Zedelenmesi Tablo 3.35’e göre Peroneal motor %21x1/5=%4.2, duyusal %3, Balthazard formülüne göre %7.07, Kas İskelet Sistemi, Santral ve Periferik Sinir Sistemi Hastalıkları, Tablo 4.3'e göre üriner sistem %60, Balthazard formülüne göre 94.59; kişinin tüm vücut engellilik oranının %95 (yüzde doksan beş) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (on sekiz) aya kadar uzayabileceği mütalaa olunmuştur. İlk derece mahkemesi tarafından, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 30.03.2013 tarih, 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümlerine göre düzenlenen Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen rapor ile, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen maluliyet raporundaki engellilik oranları arasında çelişki bulunduğu gözetilip, Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan; özellikle de davacının geçirdiği kaza ile demans hastalığı arasındaki illiyet bağının da tartışıldığı, dosyadaki raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile raporlar arasındaki çelişki giderilmeden Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapor uyarınca karar verilmesi doğru değildir. 3- Kabule göre de; a-Davacının dava açarken talep ettiği alacak kalemleri için faiz talebinde bulunmadığı ancak, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesine açtığı birleşen 2018/192 Esas sayılı dava ile faiz talep ettiği gibi, ayrıca asıl davada 11/01/2019 tarihli dilekçe ile, hüküm altına alınacak tutarlara olay tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi talebinde bulunduğu, mahkemece faizin asıl alacağın fer'i niteliğinde olup davacının belirsiz alacak davasında alacağının varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği gibi ayrı bir davada hükmedilecek faize esas asıl alacak miktarının tam olarak belirlenemeyeceği gerekçesi ile, faiz talepli birleşen davanın reddine karar verilerek asıl dava ile hükmolunan tutarlara da faiz işletilmediği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere faiz; hukuki yönden alacağın hukuki semeresi olarak tanımlanır. Ekonomik yönden ise borçlanılmış sermayenin geliridir. Bu tanımlar doktrinde genel kabul görmüş tanımlar olup kanunlarımızda bir faiz tanımı yer almamaktadır. Bununla birlikte genel bir tanım yapmak gerekirse faiz, konusu para borcunu içeren alacaklarda , alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süreye ve belirli bir orana bağlı olarak gerçekleşen bir alacaktır. Yukarıda tanımlandığı üzere faiz, asıl alacağın feri’si niteliğinde olup, asıl alacak herhangi bir sebeple sakıt olmadıkça zamanaşımı süresi içerisinde her zaman talep edilebilir. Alacağın kısmi ya da belirsiz olması faiz talep edilmesine engel değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olayda, asıl davada talep edilen bedensel zarardan kaynaklı maddi tazminat istemli davada davacının asıl davaya ilişkin dilekçesinde talep etmediği faiz alacağını birleşen dava ile talep etme imkanı bulunduğu gözetilerek, birleşen dava ile talep edilen faiz alacağı yönünden, davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinden birleşen davanın açıldığı tarihe kadar faiz talep edilebileceği, bu tarihten sonrası için ise davacının 11/01/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunduğu gözetilerek asıl ve birleşen davadaki faiz talepleri değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken yasal olmayan gerekçelerle davacı tarafın birleşen davadaki faiz talebi ile asıl davadaki 11/01/2019 tarihli ıslah dilekçesindeki faiz talebinin reddine dair yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir. 4- Davacı taraf 27/12/2017 tarihli asıl davaya ilişkin dava dilekçesi ile cismani zarardan kaynaklı maddi tazminat istemli asıl davayı belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Belirsiz alacak ve tespit davası” başlıklı 107'nci maddesinin 28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (7251 sayılı Kanun) ile değiştirilmeden önceki metninde; “(1)Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2)Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3)Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.” düzenlenmesi bulunmakta iken 7251 sayılı Kanun’un 7'nci maddesi ile madde başlığı “Belirsiz alacak davası”; ikinci fıkrası “(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde değiştirilmiş, maddenin üçüncü fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır. Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır. Hemen belirtilmelidir ki dava, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayan ve bir kararla (veya hükümle) sonuçlanıncaya kadar devam eden çeşitli usul işlemlerinden ve aşamalarından oluşmaktadır. Yargılama sırasındaki her usul işlemi ayrı ayrı ele alınıp değerlendirmeye tâbi tutulmalıdır. Diğer taraftan belirsiz alacak davasını açan davacı, alacağı belirlenebilir hâle geldikten sonra kesin talep sonucunu mahkemeye bildirecektir. Talep sonucunun kesin olarak belirlenmesi genellikle geçici talep sonucunun artırılması şeklinde olacaktır. Kanun talep sonucunun artırılmasına açıkça izin verdiğinden ayrıca karşı tarafın iznine veya ıslah yoluna başvurulmasına gerek bulunmamaktadır. Davacı tarafça talep sonucunun kesinleştirilmesi üzerine geçici talep sonucu değil kesin talep sonucu esas alınmalıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107'nci maddesinin ikinci fıkrası ile tahkikatın sona ermesine kadar davanın başında belirtilen talebin artırılabileceği kabul edilmişken 7251 sayılı Kanun’un 7'nci maddesi ile maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle talep sonucunun belirlenmesi mümkün olduğunda hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacının talebini artırabileceğine dair düzenleme yapılmıştır. O hâlde eldeki davanın yasal dayanağı olan 6100 sayılı Kanun'un 107'nci maddesinin ikinci fıkrasının ilk hâlinde yer alan düzenlemeye göre belirsiz alacak davasını açan davacı, alacağı belirlenebilir hâle geldikten sonra kesin talep sonucunu mahkemeye bildirecektir. Talep sonucunun kesin olarak belirlenmesi genellikle geçici talep sonucunun artırılması şeklinde olacaktır. Somut olayda, davacılar vekilinin 27/12/2017 tarihli dilekçe ile belirsiz alacak davası olarak açtığı asıl davada davacı için 3,00 TL daimi maluliyet tazminatı, 3.00 TL geçici maluliyet tazminatı, 2,00 TL geçici ve/veya daimi bakım gideri tazminatı olmak üzere toplam 10,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, yargılama sırasında alınan kusura ve tazminat hesabına ilişkin 02/01/2019 tarihli ilk bilirkişi raporundan sonra davacı vekili tarafından verilen 10/01/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile rapora itiraz edilmekle birlikte fazlaya ilişkin haklar da saklı tutulmak suretiyle alacak tutarının toplam 165.518,81 TL’ye yükseltilerek belirtilen miktarlara olay tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin talep edildiği, mahkemece taraf vekillerinin kusura ve maluliyet oranına yönelik itirazlarını karşılamak amacıyla Adli Tıp Kurumundan yeni raporlar alınmasından sonra alınan 01/02/2022 tarihli aktüer bilirkişi raporundan sonra bu kez davacının belirsiz alacak olarak açtığı davada talep artırım dilekçesi vermek suretiyle rapora itirazlarını sürdürmekle beraber ıslah dilekçesi ile 165.518TL’ye yükselttiği talebini 210.097,28TL’ye çıkarttığı, mahkemece de tarafların itirazlarını karşılar şekilde 20/04/2022 tarihli ek (aktüer) bilirkişi raporunun alınmasından sonra davacının ikinci kez verdiği talep artırım dilekçesi ile toplam talebini 424.297,08TL’ye çıkarttığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere somut olayda belirsiz alacak davası niteliğinde olan yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemli davada; davacının talebini ıslah etme imkanının yanı sıra talep artırım dilekçesi vermek suretiyle alacak tutarını yükseltme imkanı bulunduğu, mahkemece tahkikat devam ederken alınan bilirkişi raporları sonrası alınan raporlara itiraz etmekle beraber talep artırım dilekçesi veren davacı yönünden alacağın tam ve kesin olarak belirlendiğinden söz edilemeyeceği ve bu suretle davacının vermiş olduğu ıslah ve iki ayrı talep artırım dilekçesi de değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesinde, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapılmadan kesin olarak karar verileceği hususu düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6. maddeleri uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği vicdani kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle 1-Davacı vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, 04/07/2024 tarihli, 2017/883 Esas - 2024/501 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre istinaf eden davacı vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden taraflarca yatırılan "istinaf karar harcının" istek halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 7. Genel İcra Dairesi'nin 2024/60251 Esas sayılı dosyasına depo edilen 350.000,00 TL bedelli teminat mektubunun YATIRAN TARAFA İADESİNE, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.