9. Ceza Dairesi 2022/15090 E. , 2023/286 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz …
**9. Ceza Dairesi 2022/15090 E. , 2023/286 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2021/97555 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. 2. İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2021/421 Esas, 2022/316 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 62 nci madde uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü madde uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 14.09.2022 tarihli ve 2022/1417 Esas, 2022/1512 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.11.2022 tarihli ve 2022/139366 sayılı, katılanın soruşturmada sanığın eylemin nitelikli halini gerçekleştiremediğini, sürtünerek boşaldığını ifade ettiği, kovuşturma aşamasında ise tecavüz etti şeklinde genel bir anlatımda bulunduğu, nitelikli cinsel saldırıya teşebbüsten kamu davası açıldığı dikkate alındığında, sanık hakkında basit cinsel saldırı suçundan hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, şeklindeki bozma görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiin Temyiz İstemi 1. Katılan, soruşturmada kendisini sıkması nedeniyle, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını beyan ederken; kovuşturmada eylemin tamamlandığından bahsetmesi, talimatla dinlenmesi nedeniyle çelişkinin giderilememiş olmasına, yargılamanın eksik yapılmadığına, 2. Katılan, sanığın boğazına bastırdığını beyan etmesine rağmen darp izine rastlanmaması, eylem sırasında yardım istememesi nedenleriyle rızasının bulunmasının daha olası olmasına, 3. Sürtünme eylemi sonucunda alınan sürüntü örneğinde sanığın DNA'sının çıkmasının nitelikli eylemin gerçekleştiğini göstermeyeceğine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Suç tarihinde katılanın sanığa adres ve yol bilgileri sorduğu ve sanığın bizzat gösterme bahanesiyle katılan ile yürümeye başladığı, birlikte uzunca bir süre yürüdükleri sırada, evli olup olmadığını, ınstagram hesabı bulunup bulunmadığı gibi sorular sorduktan sonra da bu kez, kestirme yoldan götüreceği gerekçesiyle tenha bir bölgede boş alandaki çalılığa sürükledikten sonra "Bağırma, senin için kötü olur, seni öldürürüm." diyerek üzerindeki elbiseleri çıkarıp fiziksel ve psikolojik direncini kırdıktan sonra tenasül uzvunu katılanın cinsel organına sokarak "Nitelikli cinsel saldırı" suçunu işlediği iddia olunan olayda, katılanın olayın hemen sonrasında sıcağı-sıcağına tespit edilen ve birbirini izleyen maddi olgular örgüsünü ayrıntılı ve tutarlı biçimde aktarmış olduğu kolluk ifadesi ve aşamalarda da yine bununla uyum ve bütünlük arz edecek şekilde talimat mahkemesi marifetiyle tespit edilen beyanları ve yine olayın akabinde yöntemince yaptırılan canlı teşhiste sanığı duraksamasız biçimde teşhisi; sanığın ise, soruşturmada önceden tanımadığı, katılanı ilk kez olay günü Pendik Köprüsü'nde gördüğü, kendisine minibüslerinin kalkış yerini sorunca da tarif edip oradan ayrılarak evine gittiği açıklamasında bulunmuş ise de; Mahkeme beyanlarında bu kez, mağdurenin önerisiyle, para karşılığı cinsel ilişkiye girdikleri, bunun sonrasında verdiği 200 lira parayı yetersiz bulan mağdureyle aralarında tartışma yaşandığı yönünde yine maddi olgular ve oluşa ilişkin esaslı ve külli tenakuzlar barındıran bir söylem kullandığı; ayrıca, İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün Uzmanlık Raporu'nda, mağdureden alınan sürüntü ve yine mağdurenin külotu üzerindeki meni lekesinde (Kodlanan) şahısların vücut sıvısı örneklerinin karışık durumda bulunduğu hususundaki kesin tespit karşısında, sanığın soruşturma aşamasındaki külliyen inkara müteveccih beyanlarını huzurda, tıbbi raporla uyumlu olacak biçimde tevil ve tebdil ettiği; dosyada mevcut ciddi tıbbi belge ve bulgularla sabit olduğu üzere önemli rahatsızlıkları ve engellilik durumu mevcut olup, evli ve on sekiz yaşında çocuk annesi olan mağdurenin önceden aralarında hiçbir tanışıklık ve irtibat bulunmayan sanıkla, adres tarifi sonrasında kısa süreli olarak birlikte yürüdükleri sırada aniden para karşılığı cinsel ilişkiye girme şeklinde irade ortaya koyarak bunu kentiçi trafiğin akış halinde olduğu, ana artere yakın açık arazide uygulamaya geçirmesinin tüm dosya kapsamındaki kahir delil ekseriyetine, ortaya konulan tıbbi bilgi ve bulgularla nihayet hayatın olağan akışına ciddi biçimde aykırı düştüğü ve bu bağlamda, sanığın (Soruşturma aşamasındaki külli inkarı sonrasında) mağdureyle para karşılığı olmak üzere (Tamamlanan) cinsel ilişkide bulundukları ancak sonrasında ödediği miktarın yetersiz bulunması üzerine tartıştıkları şeklindeki beyanlarında yer alan doğrudan ikrarı karşısında, suç tarihinde kendisine yol sorulması üzerine adres tarifi bahanesiyle refakat ettiği katılanı zorla sürüklediği çalılık alanda cebren direncini kırdıktan sonra (Katılanda sanık tarafından öldürülebileceği zehabını yaratacak ölçüde) rızası hilafına ve yine cebren zorlayarak kendi cinsel organını katılanın cinsel organına sokmak suretiyle "Nitelikli cinsel saldırı" suçunu işlediği yönünde tam bir vicdani kanaate ulaşılarak, hukukî süreç başlığı altında iki nolu bentte yer alan şekilde cezalandırılmasına dair karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Tebliğnamedeki Görüş Yönünden Her ne kadar tebliğnamede katılanın, soruşturmada sanığın eylemin nitelikli halini gerçekleştiremediğini, sürtünerek boşaldığını ifade ederken kovuşturma aşamasında ise tecavüz etti şeklinde genel bir anlatımda bulunması, iddianamede de nitelikli cinsel saldırıya teşebbüsten kamu davası açıldığı dikkate alındığında, basit cinsel saldırı suçundan hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmediği belirtilmiş ise de; gerek olayın hemen akabinde katılandan alınan sürüntü örneklerinde sanığın DNA'sının tespit edilmesi, gerekse sanığın kovuşturma aşamasında katılan ile cinsel ilişkiye girdikleri yönündeki beyanları dikkate alındığında eylemin nitelikli halinin gerçekleştiğine dair ilk derece mahkemesinin değerlendirme ve kabulünün hukuka uygun olduğu anlaşıldığından Tebliğnamedeki görüşe itibar edilmemiştir. B. Sanık Müdafiin Temyiz Sebepleri Yönünden Olayın intikal şekli, katılanın aşamalardaki beyanı, adlî raporlar, sanık savunması ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi nazara alındığında; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik sanık müdafiin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 14.09.2022 tarihi ve 2022/1417 Esas, 2022/1512 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2023 tarihinde karar verildi.