Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Bakanlığın 18.03.2022 tarihli ve 108488 sayılı yetki tespit yazısı ile davalı Sendikanın müvekkiline ait işyerinde toplu iş sözleşmesi imzalamak için yetkili olduğunun tespitine karar verildiğini, davalı Sendikanın müvekkiline ait işyerinde 17.03.2022 tarihindeki toplam çalışan sayısının yarısından fazla üye kaydetmiş olmasının gerekli olduğunu, müvekkilinin işçi sayısının hatalı şekilde 92 olarak belirtildiğini, ancak başvuru tarihi olan 17.03.2022 tarihi
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Bakanlığın 18.03.2022 tarihli ve 108488 sayılı yetki tespit yazısı ile davalı Sendikanın müvekkiline ait işyerinde toplu iş sözleşmesi imzalamak için yetkili olduğunun tespitine karar verildiğini, davalı Sendikanın müvekkiline ait işyerinde 17.03.2022 tarihindeki toplam çalışan sayısının yarısından fazla üye kaydetmiş olmasının gerekli olduğunu, müvekkilinin işçi sayısının hatalı şekilde 92 olarak belirtildiğini, ancak başvuru tarihi olan 17.03.2022 tarihinde işyerindeki toplam işçi sayısının 91 olduğunu, davalı Bakanlık yazısında işçi sayısının hatalı yazılmış olmasının üye sayısının da hatalı olarak hesaplanmasına neden olabileceğini, açıkça hesap hatası yaptığı anlaşılan davalı Bakanlığın hesaplama usullerine dair başka hatalar da yapmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu ileri sürerek Bakanlığın 18.03.2022 tarihli ve108488 sayılı yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 41. ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.