8. Hukuk Dairesi 2013/22012 E. , 2014/22509 K. MAHKEMESİ : Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 09/04/2013 NUMARASI : 1997/11-2013/144 Hazine, müdahil davacı K..Köyü Tüzel Kişiliği ile İ.. Ç.., birleşen dosya davalısı M.. K.., birleşen dosya dahili davalısı A.. Ç.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 09.04.2013 gün ve 11/144 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili ile müdahil davacı ve…
**8. Hukuk Dairesi 2013/22012 E. , 2014/22509 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 09/04/2013 NUMARASI : 1997/11-2013/144 Hazine, müdahil davacı K..Köyü Tüzel Kişiliği ile İ.. Ç.., birleşen dosya davalısı M.. K.., birleşen dosya dahili davalısı A.. Ç.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 09.04.2013 gün ve 11/144 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili ile müdahil davacı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, davalı İ.. Ç.. adına kayıtlı .. ve .. parsel sayılı taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altındaki göl yatağı niteliğinde bulunduğundan davalı üzerindeki kaydın iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilmesini, asli Müdahil K.. Köyü vekili, dava konusu taşınmazların mera vasfında olup davalının herhangi bir hakkı bulunmadığından taşınmazların davalı üzerindeki kaydın iptalini istemiştir. Davalı dava konusu taşınmazların göl yatağı niteliğinde bulunmadığı ve davalının dayanak tapu kaydı kapsamında kaldığından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Birleşen aynı mahkemenin 2002/64-374 Esas, Karar sayılı dosyası ile davacı K. Köyü, kadastro çalışmaları sonucunda İ.. Ç.. adına tescil edilen ve sicil oluştuktan sonra M.. K.. ve M.. K.. tarafından İ.. Ç..'ın oğlu A.. Ç..'a devredilen .. ve .. parsellerin köy merası olduğundan tapusunun iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiş, davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu taşınmazlar davalının dayanmış olduğu Nisan 1289 tarih .. sıra numaralı tapu kaydı, Nisan .. tarih. sıra nolu tapu kaydı kapsamında kaldığından asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi üzerine; Hüküm, davacı Hazine vekili ve birleşen davacı K.. Köyü vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazların öncesinin devletin hüküm ve tasarrufu altında olan göl yatağı niteliğinde bulunduğunu ve asıl davanın asli müdahili ve birleşen davanın davacızı K. köyü ise dava konusu taşınmazların kadim mera vasfında olduğunu iddia etmektedir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi uyulan bozma ilamının gerekleri de yerine getirilmemiştir. Dava konusu taşınmazlar 1981 yılında yapılan kadastro çalışmalarında öncesinde göl yatağı vasfında bulunduğundan Hazine adına tespit edilmişken davalının itirazı sonucunda komisyon kararı ile hazine adına olan tespitin iptaliyle davalı adına tespitine karar verilmiş ve komisyon kararına karşı üçüncü kişinin itirazı sonucunda Kadastro Mahkemesine intikal etmiş ve davacının feragatı nedeniyle herhangi bir inceleme yapılmadan davanın reddiyle taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin uyulan bozma ilamında davacının dayanmış olduğu kaydın sınırında çay bulunduğu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunun 20/C maddesi gereğince bu kayıtların miktarına itibar edileceğine işaret edilmiş, ancak mahkemece değişik tarihlerde yapılan keşiflerde dayanak kayıtların dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı hakkında çelişkili beyanlar alınmasına rağmen teknik bilirkişinin önceki keşiflerde düzenlemiş olduğu raporlara aykırı 30.01.2012 tarihli raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Öte yandan, gerek asıl dava da gerekse de birleşen dava da dinlenen davacı tanıkları ve yerel bilirkişiler dava konusu taşınmazların DSİ tarafından 1975-1976 tarihine kadar kar ve yağmur suları ile ayrıca tabandan kaynayan suyun birikiminden oluşan göl ve kısmen bataklık niteliğinde bulunduğunu, taşınmazların ancak DSİ'nin çalışmaları sonucunda mevcut halini aldığını mevcut durumda dahi yağışın bol olduğu yıllarda aynı şekilde uzun bir süre su altında kaldığını ve suyun çekilmesinden sonra oluşan çayırlık nedeniyle köy hayvanlarının otlatıldığını bildirmiştir. Hal böyle iken uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğraflarından yararlanılmadığı gibi usulüne uygun kadim mera araştırması da yapılmamıştır. 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 3/d maddesinde, meralar, hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerler olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 4. maddesi, meraların özel mülkiyete geçirilemeyeceğini, amaçları dışında kullanılamayacağını, kazandırıcı zamanaşımının uygulanamayacağını ve sınırlarının daraltılamayacağını düzenlemiştir. Böyle yerlerin mera niteliği kanunlarda belirtilen yetkili organlarca değiştirilmedikçe özel mülkiyete konu olamaz ve tapu siciline tescil edilemez. Dava konusu taşınmazın öncesinin mera niteliğindeki yerlerden olup olmadığı hususunun araştırılması gerekmektedir. Kadim meralar, başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel olarak o yer halkının yararlanması suretiyle kamu malı niteliğini kazanırlar. Kadim meralardaki zilyetlik süresi neye ulaşılırsa ulaşsın kazanılmazlar. Bundan ayrı; bir arazinin kullanım süresi ve niteliği en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava tarihinden geriye doğru 20-30 yıl öncesine ait (1961 – 1981 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotoğrametrik paftaların Kadastro İl Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendislerinden oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulu ile yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, komşu köylerden belirlenmiş yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri, davacının dayanmış olduğu tapu kayıtlarının yerel birlirkişi ve tanıklar vasıtasıyla uygulanarak tereddüte yer vermeyecek şekilde dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulması, taşınmazların kadim meradan açılmak suretiyle elde edilen veya öncesi göl yatağı olan yerlerden olup olmadığı tarımsal amaçlı zilyetliğinin hangi tarihte başladığı ve tespit tarihi olan 1981 yılına kadar kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması, davacıların hava fotoğrafları ile paftalarının çekildikleri ve düzenlendikleri tarihlere göre dava konusu yerin kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu, uzman bilirkişilerden Yargıtay ve tarafların denetimine açık, gerekçeli, karşılaştırmalı rapor istenmesi, HMK'nun m. 290/2. maddesi uyarınca bilirkişi olarak tayin edilecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresini gösterir biçimde yakın plan ve panoramik renkli fotoğrafları çektirilerek Mahkeme Hakimi'nce onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, fotoğraflar üzerinde teknik bilirkişice yerin işaretlenmesi ve saptanacak niteliğe göre, yukarıda açıklanan hususlarda düşünülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Davacı Hazine vekili ile birleşen davacı Kızılaliler Köyü vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden müdahil davacılara iadesine, 18.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.