Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri Dergisi, Ocak 2020; Cilt 25, Özel Sayı 1 Bireysel, Profesyonel, Toplumsal, Bilimsel ve Siyasal Etiği Yeniden Sorgulatan COVID-19 Pandemisi Ethics of Individual, Professional, Social, Scientific and Politic is Questioned By COVID-19 Pandemi Nesrin Çobanoğlu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öz Covid-19 pandemisinde bilinmeyen bir virüse karşı hayatını tehlikeye atarak tanılayan ve eldeki olanaklarla tedavi etmeye çalışan hekimler
Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri Dergisi, Ocak 2020; Cilt 25, Özel Sayı 1 Bireysel, Profesyonel, Toplumsal, Bilimsel ve Siyasal Etiği Yeniden Sorgulatan COVID-19 Pandemisi Ethics of Individual, Professional, Social, Scientific and Politic is Questioned By COVID-19 Pandemi Nesrin Çobanoğlu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öz Covid-19 pandemisinde bilinmeyen bir virüse karşı hayatını tehlikeye atarak tanılayan ve eldeki olanaklarla tedavi etmeye çalışan hekimler, bulaşıcı hastalığı kontrol algoritmaları geliştiren yöneticiler, bilimsel çalışmaları ile aşı - ilaç geliştirmek için uğraşan bilim insanları olarak içinde yaşadığımız bu günlerde, ölümcül bir pandemi gerçeğiyle yüzleşirken, değer sistemimizi yeniden sorgulatan olaylar yaşıyoruz. Anahtar Sözcükler: COVID-19 Pandemisi, Etik, Tıp Etiği, Biyoetik, Araştırma Etiği, Bulaşıcı Hastalıklar, Çevre Etiği Abstract The COVID-19 pandemic has shown the true guidance and trustworthiness of science and the scientific method. This pandemic has shocked humanity. It has also led us to reevalu- ate individual, professional, social, and political ethics. Thus, the pandemic has been both disruptive yet also informative. Keywords: COVID-19 Pandemic, Ethics, Medical Ethics, Biıoethics, Research Ethics, Infec- tion Disease, Environmental Ethics 36 ORCID Nesrin Çobanoğlu: 0000-0001-5080-0987 Anadolu Klin / Anatol Clin Geliş/Received : 27.03.2020 Kabul/Accepted: 28.03.2020 DOI: 10.21673/anadoluklin.709891 Yazışma yazarı/Corresponding author Nesrin Çobanoğlu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Başkanı Dekanlık binası 5. Kat Beşevler Ankara 06500 E-mail: ***@***.*** Orijinal Araştırma / Original Research Anatolian Clinic Journal of Medical Sciences, January 2020; Volume 25, Special Issue 1 COVID-19 PANDEMİSİ VE ETİK Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Gençler Yenilmez Değilsiniz! Sizler de hastalanabilir, haftalarca hastanede kalabilir ve ölebilir- siniz.” Başkana bu açıklamayı yaptıran, farklı ülkeler- den bazı gençlerin corona partisi düzenlemesi ve yaş- lıları ölümcül etkileyen bu hastalığı ve olası sonuçlarını pek umursamayan davranışlar sergilemeleriydi. Kuşak- lararası çatışmanın sağlık açısından risk oluşturan farklı bir dışavurumuna WHO Başkanı etik açıdan kaygısını yansıtan bir çıkışla uyarıda bulunuyordu. Küresel bazda bir yanda bunlar yaşanırken, öte yanda sokağa çıkama- yan yaşlılarımıza yardımcı olmak üzere apartman giriş- lerine numarasını yazan gençler vardı. DSÖ Başkanı Ghebreyesus, corona virüsü salgınını durdurmanın tek yolunun küresel dayanışma olduğu- nu vurguladı. Twitter hesabından salgının en çok vur- duğu İtalya’ya destek için gelen Kübalı doktorların gö- rüntülerini paylaştı. Dayanışma vurgusu yapan WHO Başkanı, “Uluslararasında dayanışma, sağlık çalışanla- rı arasında dayanışma, hepimiz arasındaki dayanışma COVID-19 pandemisi salgınını durdurmanın tek yolu bu” ifadelerini kullandı. Küresel olarak önemli bir enfeksiyon hastalığı ile karşı karşıya bulunuyoruz. Irk, dil, din ve cins ayrımı yapmadığı söylenen bir virüs var. Fakat yaş ayrımcılığı yapıyor. Bulaşma riski herkes için aynıyken, öldürücü etkisi yaşla birlikte artış gösteriyor. Vakalar değerlen- dirildiğinde 70y üstü erkeklerin daha fazla öldüğü gibi bir sonuç belirdiği de görülüyor. Erkeklerin küresel olarak yaş ortalamasının kadınlardan düşük olduğu faktörünü de hesaba katmak gerekiyor. Plastikte 48, çelikte 72, kartonda 24, bakırda 4 saat, havada da saatlerce kalabiliyor.1 En güvenilir deney- sel araştırmalardan birisinde yer alan bilgilere göre, yüzeylerde uzun süre yaşaması ve özellikle havada 3 saat asılı kalabileceği fikri bizi dehşete düşürüyor ama laboratuvar koşullarında yaratılan ince aerosol etkisi- nin, gerçek yaşamda karşılığını bulmayacağı ve dam- lacık yoluyla solunum yollarından bulaşan hastalığın oluşumuna yol açacak damlacıkların bu kadar ince aerosolda bulunan partiküller halinde olmayacağı, gü- neş, rüzgar ve ısı etkileri gibi faktörlerinde bu süreyi azaltacağı öngörüleri kısmen içimizi rahatlatıyor. Siyasal etik, tüm toplumu etkileyen politik ka- rarları alma sorumluluğu nedeniyle çok önemlidir. Türkiye’de öncelikle oluşturulan Bilim Kurulu karar- ları ile uygulamaya aktarılan sağlık stratejisi çok iyi gidiyordu, Çin ile uçuşlar iptal edildi, İran ile sınırlar hemen kapatıldı. Bu dönemde, COVID-19 pandemisi ciddi bir tehdit olarak algılanırken, yurtdışına (umre- ye) gidenlere hala izin verilmesi, yanlış bir adım oldu kanısındayım ve devamında salgın başladıktan son- ra yurtdışından dönenler ile umreden ilk dönenlerin zamanında zorunlu karantinaya alınmaması, evde karantina yönünde söz alınması ve özerkliğe saygı ve onun klinikte yansıması olan aydınlatılmış onam gereği 14 gün evde kalmayı kabul ettiklerine ilişkin onamlarını alarak, yeterince önlem alınmadan evle- rine gönderilmeleri toplum sağlığı açısından riskli bir davranış olarak istenmeyen sonuçlar doğurdu. Önemli bir tıbbi etik ilke olan özerkliğe saygı ve aydınlatılmış onam kıymetli bir değerdir ama bulaşıcı hastalıkların kontrolü ile toplum sağlığı söz konusu olduğunda, öte- ki bireylerin yani toplumun yararı için bireyin özerk- liği sınırlandırılabilir. Sonra yurtdışından gelen tüm gruplara 14 gün zorunlu karantina uygulaması başla- tıldı. Üniversiteler ile ilköğretim ve lise düzeylerindeki okullar zamanında alınan kararlarla kapatıldı. Sonra tüm önlemler kamu yararı gerekçesiyle daha sertleşti- rildi. Toplu eylemlerin çoğu (askere uğurlama, cenaze, düğün...vb toplu törenler) engellendi ve hastalanmaya en yatkın oldukları için önemli risk grubu olan 65y üs- tünün sokağa çıkması yasaklandı. Çevre Etiği ve Biyoetik açısından baktığımızda, in- sanların kitlesel ölümüne yol açan virüs nedeniyle tüm dünyanın önceliklerini sorguladığı dönemde, hava kirliliğinin azalması, kentsel teması yoğun olan suların kirliliğinin azalması ve bu sularda yaşamın canlanma- sı gibi çevre etiği açısından dikkat çeken ve düşündü- ren(!) olumlu yansımalar yaşadık. Görüldüğü gibi bilimin ve bilimsel yöntemin gerçek yol göstericiliğini ve güvenilirliğini yeniden test edip gördüğümüz bu kritik günlerde, küresel ölçekte birey- sel, profesyonel, toplumsal ve siyasal etiğin yeniden göz- den geçirilmesine yol açan eğitici bir süreç yaşıyoruz. ETİK NEDİR? Yunanca “ethos” sözcüğünden türetilen etik kavramı ahlak felsefesi olarak tanımlanabilir. Etik, insan eylem- lerine ilişkin değerler felsefesi olarak ortaya çıkmıştır. COVID-19 Pandemisi ve Etik 37 Çobanoğlu Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri Dergisi, Ocak 2020; Cilt 25, Özel Sayı 1 Etik, insan-insan ilişkilerinde açık uçlu sorulara “iyi- kötü” değerlendirmeleri ile yanıtlar bulmaya çalışır. Etik, ahlaki tutumların ardında yatan yargıları ele ala- rak, insanın bütün davranış ve eylemlerinin temelini araştırır. Çoğu zaman birbirlerinin yerlerine de kulla- nıldığı görülen etik ile ahlak arasında yakın bir ilişki bulunmakla birlikte etik, ahlak ve toplumca belirlenen ahlaki ilkelerin niteliğini sorgulayan felsefedir. İyi ile kötü arasındaki ayrım, evrimsel süreçte mis- tisizme dayandırılarak Tanrı’nın ve onun yarattığı do- ğal düzeni temsil etmiş, daha sonra yerini, daha iyi bir dünya ve evrene sahip olma yolunda birey ve toplum- sal davranış biçimlerini sorgulayan bir etik anlayışa bı- rakmıştır. Etik değerler, eskiden metafizik kavramlarla temellendirilirken, günümüzde insanların daha iyi yaşamalarını ve dünyanın bir bütün olarak ileriye git- mesini sağlamaya yönelik kavramlarla temellendiril- melidir. Geçmişte değerler felsefesi dar bir mekanda, dar bir zaman diliminde oluşan ikilemleri irdelerken, teknolojideki sınırsız ve hızlı gelişmenin yansımasıyla günümüzde, gelecek kuşaklar ve evren kavramları da ikilemlerde belirleyen olarak önem kazanmıştır. Etik genel olarak, her konuyla ilgili normların yapısına iliş- kin düşünceler oluşturur, değerlendirmeler yapar. Yeni ortaya çıkan sorunsala ilişkin çözüm önerileri oluştu- rur, tartışır. Etik, genellikle bilimin ve hukukun yolunu açan bir nitelik de taşımaktadır.2 Sürdürülebilirliğin sağlanmasına yönelik etik yak- laşımlar çerçevesinde uygulamalı etik, insanların eko- sistem ve insan sağlığı ile tekrar bütünleşmesini sağla- yacak sürdürülebilir bir toplum oluşturmaya yönelik yönlendirici fikirler olarak karşımıza çıkmaktadır.3 Bir toplulukta ya da örgütte uygulamalı etik, yani siyasal etik örüntüsel ilişkilerde nedensellik ilkesiyle etkileşim sonucu, işin haklar ve sorumluluklar temelinde “nasıl” yapılacağına ait kararların alınması, bu kararlar doğ- rultusunda eylemde bulunulmasıyla olanaklıdır. Uygulamalı etik kavramında, olay-olgu ayrımına yer verilmelidir. Bir zaman çizgisi üzerinde karşılaştı- ğımız tikel eylemler “olay”ı, bu tikel eylemlerin zaman çizgisi üzerinde süregelmesi de “olgu” kavramını orta- ya çıkarmaktadır. Bulaşıcı hastalıklar bağlamında CO- VID-19 olgusu hakkında bildiklerimizle, COVID-19 hastalarını tek bir bireyi tedavi ederken bir olayı çöz- meye çalışıyoruz. Etiğin öğretilebilir bir bilgi niteliğinde olup, olmadı- ğına ilişkin görüşlerin felsefe alanında tartışması sürer- ken, evrensel olarak meslek etiği ilkelerinin olması ve mesleğin uygulayıcıları tarafından benimsenmesi kabul görmektedir. “Etiksiz bilim boştur, bilimsiz etik kör- dür”4 Etiğin doğası gereği, günlük yaşama yansıyan eylemlerimizin etik niteliği açısından göz önüne alı- nacak ölçütler arasında “olasılıklar” vardır. İyi ya da kötü eylemlerimizin yaşantı biçimine yansıdığı olasılık- lar mevcuttur ve kişi bu olasılıklardan birini tercih eder. Söz konusu tercihte, H. Reichenbach’ın da vurguladığı gibi; nasıl davranmamız gerektiği konusunda kendi istencimizin sesine kulak vermek ve diğer insanlarla uyum içine girmeye çalışmak gerekmektedir; dünyada bireyin koyduğu amaç ve anlamdan daha fazlası yoktur.5 TIP ETİĞİ VE PROFESYONEL ETİK AÇISINDAN ÖLÜMCÜL OLABİLEN BULAŞICI HASTALIKLAR Tıp etiği, uygulamalı bilimsel bir etkinlik olan tıp ala- nında, hekimi uzmanlık bilgisi ışığında seçim yapmak zorunda bırakan ikilemlerin çözümüyle ilgilidir. Bu ikilemlerin çözümü, iyi bir uzmanlık bilgisi ve beceri- sinin yanısıra, değerler bilgisi ve sağlam bir değer sis- temi ile mümkündür. Uygulamalı etikte olay-olgu ay- rımı vardır. Tıp etiği, uygulamalı etiğin önemli bilgi ve beceri gerektiren alanlarından birisidir. Tıp alanında vakaları tedavi ederken, toplum sağlığını tehdit eden olayları yönetirken karşılaştığımız sorunları, olgusal düzeyde bilgilerimizle çözümleriz. “Uluslararası halk sağlığı politikaları ve etik” kap- samında ele alınacak etik sorun kümelerinin “ne” ol- ması gerektiğine ilişkin farklı görüşleri temsil eden etik tartışmalar yaşanmaktadır. İnfeksiyon hastalıklarının, “Uluslararası halk sağlığı politikaları ve etik” konusu- nun tam merkezinde bir sorun kümesi olduğu konu- sunda uzlaşılmaktadır. Bunun bütünsel yaklaşımla ele alındığında çevre etiği, gelir dağılımı dengesizliği gibi ekonomik problemler ya da sınırlı kaynakların doğru kullanımı gibi etik bakış açılarından farklı boyutlarda tartışılabileceği de açıktır.6 Salgının yayılmaya başladı- ğı ülkelerde hekimler, yaşamın son dönemine ilişkin zorlayıcı kararlar almak zorunda kalabilmektedir.7 Bu makalede toplum, hasta birey ve araştırmacı hekim bağlamında ortaya çıkacak etik ikilemler üzerinde du- racağımızı belirterek sınırları çizmeliyiz. Anadolu Klin / Anatol Clin 38 Anatolian Clinic Journal of Medical Sciences, January 2020; Volume 25, Special Issue 1 Ölümcül bulaşıcı hastalıkların toplumsal yaşamı tehdit eden en korkutucu felaket olduğu tıp ya da bi- lim tarihiyle sınırlı olmayıp, insanlık tarihi boyunca gözlenmiştir. Doğal afetler ya da savaşlar belli coğra- fik bölgelerle sınırlı kalırken, bulaşıcı hastalıklar sınır dinlemeden her dönemde tüm insanlığı etkilemiş ve insanın olduğu her yerde etkisini göstermiştir.8 Veba bu konuda başı çeken hastalık olmuştur. Veba salgınla- rı zaman zaman kitlesel ölümlere yol açan pandemiler ile insanlık tarihinde sarsıcı etkiler yaratmıştır. 14. yy da yaşanan salgın tüm dünya nüfusunu 1/4 oranında azaltmıştır. Bu ünlü veba salgınında birçok önemli kentin nüfusunun neredeyse tamamen yok olup, yeni- den oluştuğu yazılmaktadır.9 COVID-19 PANDEMİSİNDE ETİK Bulaşıcı Hastalıklar ile ilgili olarak yapılacak araş- tırmalar etik açıdan tartışmaların doğmasına neden olmuştur. Burada önemli etik ikilem yaratan konu- lardan birisi de tedavi etmekte ya da araştırma yap- makta olduğumuz hastanın aynı zaman da taşıyıcı olmasıdır. Öncelikle evrensel tıp etiği ilkeleri olan özerkliğe saygı (aydınlatılmış onam aracılığıyla), zarar vermeme, yararlılık, adalet ve eşitlik, mahremiyet ilke- si her tür hekim hasta ilişkisinde geçerlidir.8 İnsanlık tarihinde bazı özel durumlarda, Nazi dö- neminde olduğu gibi, bulaşıcı hastalıkların tedavisine ilişkin süreçlerde ve bu konuda yapılan araştırmalarda hastalar üzerinde etik dışı uygulamalar yapılmıştır. Ba- zen hastalar, yıllarca hastalığına ilişkin tedavi gördük- lerini sanmışlardır. Bu hastalar aslında sadece hastalığı ile ilgili gözlem altında tutulmaktaydı. Yani her hangi bir tedavi uygulanmamış ve sadece hastalığın progno- zu gözlenmiştir. Bu tür etik dışı uygulamalar günü- müzde kesinlikle kabul edilmemektedir. Bu konuda ABD de "Tuskegee Araştırması"yarattığı insanlık dışı araştırma uygulaması nedeniyle, araştırma etiğinin tekrar sorgulanmasına ve uluslararası düzeyde tıbbi araştırmaların nasıl yapılması gerektiğini düzenleyen yeni etik ilkeler geliştirilmesine yol açmıştır. ABD’de Alabama, Macon Şehri’nde zenci erkek- lerde sifilizin seyri ile beyaz erkeklerdeki seyri arasın- da farkı ortaya koymak gerekçesiyle 1932 yılında 412 zenci sifiliz hastası aydınlatılmış onamları elde edil- meden araştırmaya alınmıştır. 1891-1910 yıllarında Norveçliler’in sifiliz ile ilgili çalışmalarla cıva tedavisi bulunmasına ve ABD’de bu tedavi bilinmesine karşın, araştırma kapsamındaki hastalara tedavisizlik sürdü- rülmüştür. Hükümet destekli olan bu çalışmada yer alan hastaların tedavi edildiklerini sanmaları için sa- dece aspirin ve vitamin gibi ilaçlar verilmiştir. Çeşitli testlere tabi tutulan hastaları Lomber Ponksiyonu’na ikna edebilmek için bu işleme “sırt tedavisi” adı ve- rilmiş ve hastalara gerçek dışı bahanelerle 100 dolar verilmiştir. Otopsi incelemesine de gereksinim bulun- duğu gerekçesiyle ölmelerine izin verilmiştir. Penisilin tedavisinin duyulması üzerine, hastaların bu talepleri penisilin dedikleri plasebo ilaçla karşılanmıştır. Has- taların bir başka yerde tedavi olmalarını engellemek amacıyla Halk Sağlığı Merkezi tarafından deneklerin isimleri diğer hastanelere dağıtılmıştır. 285 deneğin ölümü üzerine gazetelere haber olan çalışma, 1972’de Amerika Birleşik Devletleri Kongresi tarafından son- landırılmıştır. Kongre’de araştırmayı yürüten zenci erkek hekim ve zenci hemşire yargılanmış ancak hiç kimse suçlu bulunmamıştır. Tuskegee Çalışması so- nunda (1974) 127 kişi hayatta kalabilmiştir. Hayatta kalan bu hastalara tedavi sağlanmış ve 37.500 dolar tazminat ödenmiştir. Çalışmada hayatını kaybedenle- rin mirasçılarına ise 15.000 dolar verilmiştir. Kongre çalışmaları “çirkin ve tolere edilemez” olarak değer- lendirmiş ve insanlar üzerinde yapılacak çalışmaları denetlemek üzere Ulusal Araştırma Enstitüsü kurul- masına karar verilmiştir. 1997 yılında da Bill Clinton, Tuskegee Çalışması'nda denek olarak kullanılan hasta- lardan ve ailelerinden resmi özür dilemiştir.10 Bu etik açısından kabul edilemez bir araştırma yöntemidir. Örneğin AIDS gibi bir bulaşıcı hastalığın toplum sağlığı açısından dikkatle izlenmesi tıbbi bir gerekli- liktir. Fakat bulaş yolları anlaşıldıktan ve hastalık çö- zümlendikten sonra hasta haklarının ve etik ilkelerin dikkatle gözetilerek tedavinin planlanması gereklidir. AIDS ortaya çıktığında Umumi Hıfzısıhha Kanunu’na (1930 tarihli) göre, bildirimi zorunlu hastalıklar tek tek ismi sayılarak tanımlanmaktadır. AIDS 1980’li yıl- larda ortaya çıktığında kanunda onunla ilgili bir dü- zenleme yoktu ama 1990’lı yıllarda bu konuda ilgili ya- sal düzenlemelere ek yapılarak AIDS bildirimi zorun- lu hastalık sayıldı ama damgalanmanın ve toplumsal önyargıların oldukça fazla yaşandığı bu hastalıkla ilgili bildirimlerde bireysel mahremiyeti koruyarak toplum COVID-19 Pandemisi ve Etik Çobanoğlu 39 Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri Dergisi, Ocak 2020; Cilt 25, Özel Sayı 1 sağlığını korumak için önlemler alınmasına dikkat edildi. Bu durumda ülkemizde de olduğu gibi isimsiz şifreli bildirim uygun görülmektedir. Etik ve deontolo- ji açısından AIDS hastalığında önemli olan hastanın değil, hastalığın izlenmesinin temel amaç olduğunun unutulmamasıdır. Bulaşıcı hastalık pandemilerinde, ortaya çıkan has- talıkla savaşta; hastalığı önlemek yani korunma, hasta- lara hangi düzen içinde nerede bakılacağı, hasta birey- lerin tedavisi ve bu hastalıklarla ilgili yapılacak araştır- malar önemlidir. Bulaşıcı hastalıklarla savaş insanlık ve bu savaşta etik çok önemlidir. Etik tartışmalarının temelini bulaşıcı hastalıkların kontrolünü sağlama kıs- mı oluşturmaktadır. Toplum sağlığının tehlikeye gir- mesi söz konusudur. Burada bir bireyin (hasta birey), ilişkilerine sınırlamalar getirecek biçimde gözlem altı- na alınmasına ilişkin kararlarda özerk olması en önce- likli etik ilke değildir, çünkü burada toplum sağlığı söz konusudur. Yani zorunlu karantina uygulaması yapıl- ması tıp etiği açısından kabul edilebilir bir uygulama- dır. Toplumun hastalıktan adalet ve eşitlik ilkesi gere- ği, hakkaniyetle davranarak korunması gerekir. Adalet ilkesi gereği sınırlı kaynakların eşit ya da hakkaniyetle kullanılması son derece önemli bir değerdir. Bu arada hasta bireylerin hakları açısından mahremiyete saygı gösterilmeli, isimleri açıklanmamalıdır fakat hastalı- ğın yayılmasının engellenmesi açısından hastalıkla il- gili epidemiyolojik verilerin kayıtları özenle tutulmalı ve hasta bireylerin tedavisi yanı sıra, takibi de özenle sürdürülmelidir. Ölümcül olabilen virüslerle ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklarda araştırmalar önemli etik sorumluluklar gerektirir.8 COVID-19 pandemisini yaratan etken, co- ronavirüs ailesinden, zarflı tek zincirli, pozitif polarite- li, bir RNA virüsüdür. Coronavirüs ailesinden, zoono- tik yeni bir virüstür. Bu nedenle, ilk kez 7 Ocak 2020'de tanımlanan bu yeni Coronavirüse (2019-nCoV) adı verildi. Böylece, önceden insanlarda hastalık yapmadı- ğı için tanımlanmamış, bilinmeyen ama virulansı çok hızlı olan COVID-19 hastalığı ve bu hastalığın küresel ölçekte hızla yayılmasıyla DSÖ tarafından ilan edilen COVID-19 pandemisiyle yüzleştik. Hastalığın ilk ta- nısı bile oldukça karmaşık bir süreçle konuldu. Sonra etkeni yeni tanımlanan, önceden bilmediğimiz bu has- talığın tedavisi ile uğraşırken, hızla yayıldığını gördük, bulaş yolları tanımlanarak korunma yöntemlerini ge- liştirmeye uğraşırken özellikle yaşlılarda yüksek ölüm oranlarıyla karşılaştık. Böylece, yayılımını önleyerek tedavi etmeye çalışırken bir yandan da araştırmaları- mızı sürdürmek zorundaydık. Önleyici bir aşı ya da kesin tedavi edecek bir ilacı henüz bulamadık, araş- tırmalıyız. Bulaşıcı hastalıklarda araştırma yapmanın zorluklarının yanı sıra, bilinmeyen yeni bir hastalıktan etkilenmiş bireyleri tedavi edecek yöntemleri araştır- mamız gerekiyor. Küreselleşme ile ulaşım ve iletişim olanakları art- mıştır. Küresel ulaşımın hızlanarak artması hastalı- ğın hızlı yayılmasını artırmaktadır. Bununla birlikte iletişim olanakları da artmaktadır böylece, bireylerin bulaşıcı hastalıklardan korunma ve tedavileri konu- sunda da bilgilenerek daha duyarlı olmaları beklen- mektedir. Bu duyarlılık COVID-19 hastalığı ve bulaş yolları hakkında bilgi verilerek, etkili iletişim araçları ile sağlanacak farkındalık ve sorumluluk duygularını etkileyecek halk eğitimi oluşturulmalı ve davranış bi- çimlerine yansıtılması sağlanmalıdır. Bulaşıcı hasta- lıklarda yayılımı etkileyen unsurlara ilişkin gözlem- lerin yapılması, tıbbın o konuda gelişmesi açısından önemlidir. Hastalığının prognozu hakkında en iyi bil- gi bu şekilde edinilmiş olunur. Bulaşıcı hastalıklarda hiçbir tedavi uygulamayarak sadece doğrudan gözlem yoluyla izlenmesi biçiminde, hastalığın seyrinin sap- tanması amacıyla araştırmalar yapılması uygun de- ğildir. Bulaşıcı hastalıklarla ilgili tıbbi araştırmalarda, hastalığın sadece doğrudan gözlem yoluyla araştırıl- ması sırasında halk sağlığının tehlikeye atılması da etik olarak uygun görülmemektedir.11 Gözlem, tedavi ve araştırmalar salgın sırasında yerine göre ve hasta bireylerin sağlık hakkını engellemeden yürütülmeli- dir. Salgınlarda yapılacak araştırmalarda hasta birey- lerden araştırmaya katılması hakkında, ayrıntılı bir ay- dınlatılmış onam almak ve her aşamada onamın geri çekilmesinin mümkün olduğu ve bunun aldığı tedavi- yi etkilemeyeceğini bilmesi önemli bir hasta hakkıdır. Araştırmaya katılmak konusunda hastanın özerkliğine saygı duymak koşulsuz gereklidir. Ama tedavinin bi- çimi karantina uygulanmasını ya da toplum sağlığı açısından hastanın özerkliği ile çatışan başka ön- lemleri gerektirdiğinde, hastanın bireysel tedavi ve bakım alma hakkını kısıtlamadan, toplum sağlığını düşünmek zorundayız. Anadolu Klin / Anatol Clin 40 Anatolian Clinic Journal of Medical Sciences, January 2020; Volume 25, Special Issue 1 Pandemilerde yapılan araştırma sırasında, hasta- nın kendi hastalığının doğal seyrinden kaynaklanan zararlar dışında, zarar görmemesi için uygun koşullar sağlanmaya çalışılmalıdır. Bu doğal seyri tedavi edecek bilinen kanıtlanmış tedavi seçenekleri mutlaka uygu- lanmalıdır. Hastalığın verdiği engellenemeyen zarar dışında, araştırma için toplum yararı gibi üstün bir değer için bile, bireyin fazladan zarar görmesine izin verilmeyeceği güvence altına alınmalıdır. Hastalığın tedavisi ile birleşik durumlarda tedavi aksatılmamalı, plasebo kullanımı kanıtlanmış tıbbi tedavinin alınma- sını engelleyecek biçimde algılanmamalıdır. Ayrıca yararlılık ilkesi açısından hekim kimliği- mizle her zamankinden farklı olarak iki konuyu dü- şünmeliyiz; birisi her zamanki gibi tedavi etmekte olduğumuz hastanın sağlığı, ikincisi ise toplum sağ- lığıdır. Araştırmalarımızda da birey-toplum ilişkisi açısından, bireyin tedavisini kesintisiz sürdürmeye çalışırken toplum sağlığını gözetecek önlemleri alma sorumluluğunu da taşıyarak tedavileri sürdürmeye çalışmalı ve bilinmeyeni çözmek için araştırmaları- mızı da planlamalıyız. Hasta hakları açısından hem toplum sağlığı, hem de bireyin sağlığı söz konusudur. Burada hem toplu- mun sağlığının korunması, hem de hasta olan bireyin de yeniden sağlığına kavuşturulması önemlidir. Hasta- nın izole edilmesi gereklidir. Özerkliğe saygı ilkesinin bu durumda göz ardı edilmesi gerekir, yani hasta olan birey ya da riskli gruplar izole edilmek istemezse de bunun yapılması toplum sağlığı açısından şarttır. An- cak bu süreçte hastanın tedavisinin yapılması ve onu- runun da gözetilmesi gerekir. Hastaya, herkese sağla- nan sağlık olanakları sağlanmalıdır. Sınırlı kaynakla- rın kullanımı sırasında adalet ilkesi gereği hakkaniyete uyulmalıdır. Tıp alanında hekimlerin en zorlandıkları kararlarından birisi, sınırlı bir kaynağı kullanırken hekimin kimi seçeceğine karar vermek zorunda kal- masıdır. COVID-19 hızlı yayılan bir virütik hastalık- tır. Toplumda yayılma hızı çok yüksek olursa ve has- ta sayısı hızla artarak elimizdeki sağlık kapasitesinin üzerine çıkarsa, zor kararlar almak zorunda kalacağız. COVID-19 ve benzeri salgın hastalıklarda tanı kiti, so- lunum cihazı, iyi geldiği düşünülen etken maddeler ve hatta hekimin kendisi bile sınırlı kaynaklardır. Ayrıca çağımızın bilimsel teknolojik gelişmeleriy- le donanmış hekimlik bilgilerimizle, daha önceden varolmayan hastalıklarda ortaya çıkan yeni özel du- rumlarda, COVID-19 gibi önceden bilmediğimiz bu- laşıcı hastalıklarda, yeni karşılaştığımız etik ikilemlere özgün çözümler üretmek zorunda kalmaktayız. Bu nedenle sağlıkla ilgili uluslararası kuruluşların DSÖ, Dünya Hekimler Birliği (DHB), Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu, UNESCO gibi) ya da yerel kurumsal otoritelerin oluşturduğu biyoetik düzenlemelerin belirli zaman dilimleriyle kendilerini sürekli yenilemeleri zorunludur. 1990’lardan günü- müze yirminin üzerinde yeni ölümcül olabilen virus saptanmıştır. Bunlar bazen zoonotikvirusler olabildiği gibi, kimi zaman yepyeni bir viral hastalık olarak ta- nımlanabilmektedir. Eskiden beri varolan infeksiyon hastalıklarının tedavi süreçlerinde de, bilimsel yenilik- ler olmaktadır. Yeni karşılaştığımız hastalıkların teda- visinde bulduğumuz araçlar, eski tedavi yöntemlerini de değiştirebilmektedir. Bu bağlamda konumuzla ilgili uluslararası ve ulusal biyoetik düzenlemelerde sürekli güncellenmelidir. Tıbbi araştırmalarda etik kurallar önemli ve gerek- lidir. Bilimin doğası gereği yapısında var olan nesnellik ve dürüstlük ilkesi bilimsel etiğin temeli olmakla bir- likte, tıp araştırmalarında insan denekler (daha doğru ve kapsamlı deyimle canlılar ama değersel olarak en üstte tutulan insanların tıpta araştırma konusu olması duyarlılığı çok artırmaktadır) üzerinde araştırma yapı- lıyor olması, insan hakları açısından önemli ikilemler yaratmaktadır. Bulaşıcı hastalıklarla ilgili tıbbi araş- tırmalarda bireyin değerinin yanı sıra, tüm toplumun etkileneceği sonuçlar doğurması nedeniyle araştırma- lar daha titizlikle ve ek önlemler alınarak yapılmalıdır. Yarar-zarar dengesi bulaşıcı hastalıklarda tanı, tedavi ve araştırmanın her aşamasında çok iyi kurularak ve Kant’ın etik yaklaşımında benimsediği temel değerler- den olan “hiç bir insanın yaşamı araç olarak görüle- mez” gerçeğinden yola çıkılarak tıp araştırmalarında kurallar saptanabilir. Tıp araştırmalarında başlangıç noktası olan ve halen yeni durumlara göre biçimlenen etik değerlendirmelere temel oluşturan geleneksel tıp etiği ilkeleri yanında, tıp araştırmalarına yönelik daha detaylı etiksel ve hukuki düzenlemelerin yapıldığını görüyoruz. Halen University of Soutwestern (UTSW) Medical Center’da başında olduğu Çobanoğlu Laboratuvarı’nda12 geliştirdiği algoritmik terapötik COVID-19 Pandemisi ve Etik Çobanoğlu 41 Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri Dergisi, Ocak 2020; Cilt 25, Özel Sayı 1 onkoloji alanında çalışan Dr. Murat Can Çobanoğlu, son dönemdeki hızlı yayılan COVID-19 pandemisi nedeniyle dünyanın birçok yerindeki laboratuvarlar gibi, kanser çalışmalarını askıya alarak COVID-19’a yönelik ilaç araştırmaları çalışmasına yönelmiştir. 22 Mart 2020 akşamında aktardığı bir anekdot önemli diye düşünüyorum. Kendisinin algoritmik yöntemle önerdiği molekülü hemen insanda denemek isteyen ve “insanlar ölüyor, acele etmeliyiz!” diyen klinisyene söylediği “can kurtaralım derken can almama sorum- luluğu taşıyoruz, bu nedenle önce laboratuvar sonuç- larını beklemeliyiz“ sözünün her dönem anlamlı oldu- ğunu düşünüyorum. Bulaşıcı hastalık pandemilerinde ve toplumun yüksek yararı için olsa bile bireylerin ön- görülebilir zarar görmesine izin veremeyiz. Hep Birlikte Başaracağız! Hekimiyle, bilim insanıyla, politikacısıyla tüm top- lumları oluşturan bireylerin davranışlarındaki etiğin yaşadığımız süreci etkilediğini görüyoruz. Bireysel etikten, toplumsal etiğe…mesleki etikten siyasal eti- ğe…COVID-19 pandemisi bize değerlerimizi yeniden gözden geçirmek için bir fırsat sunuyor diye düşü- nüyorum. Biyoetik ve çevre etiği açısından yaşamın değerini ve kapitalist sistemin karlılığı dengelememiz gerektiğini, insan merkezli düşünerek oluşturduğu- muz politikaların öteki yaşam formlarından soyutla- namayacağını anladık. Yarasalarda hastalık etkeni olan bir virüs, karıncayiyen bir ara konak (pangolin) ile in- sanda ölümcül olabilen bir hastalığa sebep olabiliyor. Uzaktaki bir insanı etkileyen bir hastalık kısa sürede küresel hale gelip, pandemiye dönüşebiliyor. Bu süreci atlatırken, tıp, hekimlik, tıbbi araştırmalar açısından yeni deneyimler kazanırken, insanlığın evrilmesi açı- sından da önemli bir değersel dönüşüm yaşayacağız. Yaşadığımız küresel sorunu yine küresel ölçekte dayanışmayla aşabileceğimize inanıyorum. KAYNAKLAR 1. Van Doremalen, N.,Bushmaker, T., Morris, D. H. M.Phil. et. al. Aerosol and SurfaceStability of SARS-CoV-2 as Comparedwith SARS-CoV-1, The NEJM, March 17, 2020 DOI: 10.1056/NEJMc2004973. 2. Çobanoğlu, N. Kuramsal ve Uygulamalı Tıp Etiği, Efil Yayınevi, 2009. 3. Albrecht A G, “Applied Ethics in Human and Ecosystem Health: The Potential of Ethics and an Ethic of Potentia- lity”. Ecosys Health 2001: 7 (4) 243 - 252 4. Des Jardins J R, “Environmental Ethics: an Introducti- ontoEnvironmentalPhilosophy”, Wadsworth Publishing Company, 2nd ed. (çev. Ruşen Keleş), 1997. 5. Reichenbach H, Bilimsel Felsefenin Doğuşu, Remzi Ya- yınevi, 3. Basım, 2000. 6. Dawson A, International publichealthpolicy and ethics, Michael B. ed. 2008. . Bioethical Inq 2009; 6:251–253 7. BBC haber yazısı (2020) İtalya’da koronavirüs: Ölüm ka- lım kararları vermek zorunda kalan doktorlar, 16.3.2020 tarihli yazı, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dun- ya-51896654, erişim tarihi: 26.3.2020. 8. Çobanoğlu, N. Ölümcül Olabilen Bulaşıcı Hastalıklarla İlgili Tıbbi Araştırmalarda Etik, Sağlık Bilimlerinde Sü- reli Yayıncılık, Ed. Orhan Yılmaz, TÜBİTAK, Ulakbim, Ankara, 2009, s.29-38. 9. Aydın E, Dünya ve Türk Tıp Tarihi, Güneş Kitabevi, An- kara, 2006, s.96-97. 10. Ersoy N, “Yaşamın Sonuyla İlgili Etik Konular II, Ötena- zi ve Yardımlı İntihar”, Ed: Demirhan, Erdemir A, Ön- cel Ö, Aksoy Ş, Nobel Tıp Kitapevleri, Çağdaş Tıp Etiği, 2003, s 358-389. 11. Porter, JDH, Ogden, J A, “Ethics of directlyobservedthe- rapyfor the control of infectiousdiseases” Bull Inst Paste- ur. 1997:95:117-127 12. CobanogluLab, https://www.utsouthwestern.edu/labs/ cobanoglu erişim tarihi: 26.3.2020. Anadolu Klin / Anatol Clin 42