1. Hukuk Dairesi 2010/2382 E. , 2010/3872 K. "" MAHKEMESİ : ÜSKÜDAR(KAPATILAN) 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden maliki oldukları 60 parsel ile 61, 62, 63, 64 parsellerin ortak methali olarak kayıtlı 68 parselin büyük kısmının, 61 parselin maliki davalı tarafından tenis kortları işletmesinin idare yeri ve lokali yapılmak suretiyle haksız olarak kullanıldığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde …
**1. Hukuk Dairesi 2010/2382 E. , 2010/3872 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ÜSKÜDAR(KAPATILAN) 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden maliki oldukları 60 parsel ile 61, 62, 63, 64 parsellerin ortak methali olarak kayıtlı 68 parselin büyük kısmının, 61 parselin maliki davalı tarafından tenis kortları işletmesinin idare yeri ve lokali yapılmak suretiyle haksız olarak kullanıldığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuşlardır Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu ortak taşınmaza bilirkişi raporunda belirtilen şekilde el atıldığının saptandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki uygulamada söz konusu yasanın 381. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde HUMK.nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Değinilen ilke ve yasa hükümleri göz ardı edilerek mahkemece, kısa kararda "davanın kabulüne" dendiği halde gerekçeli kararda kabul hükmünün yanında "Davacı T.ı ç.Evleri Bl Ş. B2 M., B3 T.i, B4 U. Apartman yöneticiliği hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine" şeklinde hüküm kurulmak suretiyle kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir.