Başvuru, yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri hakkına ilişkin olması nedenleriyle de toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri hakkına ilişkin olması nedenleriyle de toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 31/5/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler PKK'nın terör örgütü olduğu; ulusal ve uluslararası makamlar tarafından kabul edilmiş, tartışmasız bir olgudur. Anılan örgütün gerçekleştirdiği terörist şiddet; bölücü amaçları dolayısıyla anayasal düzene, millî güvenliğe, kamu düzenine, kişilerin can ve mal emniyetine yönelik ağır tehdit oluşturmaktadır. Bu yönüyle ülkenin toprak bütünlüğünü hedef alan PKK kaynaklı terör, onlarca yıldır Türkiye'nin en hayati sorunu hâline gelmiştir (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 7-18). Bununla birlikte kamuoyunda demokratik açılım süreci, çözüm süreci ve Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi gibi farklı isimlerle ifade edilen süreç içinde 2012 yılının son döneminden itibaren PKK tarafından gerçekleştirilen terör saldırıları önemli ölçüde azalmıştır. Ancak Suriye'de son yıllarda yaşanan iç savaşın Türkiye'nin güvenliği üzerinde etkileri olmuş, PKK ve DAEŞ kaynaklı terör olayları yeniden artmaya başlamıştır. Kamuoyunda 6-7 Ekim olayları ve hendek olayları olarak bilinen terör eylemleri bunların başında gelmektedir (Gülser Yıldırım (2), §§ 21-30). Türkiye 2015 yılı Haziran ayından itibaren yeniden yoğun bir şekilde terör saldırılarına maruz kalmıştır. Bu kapsamda PKK tarafından Şırnak il merkezi ile Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde; Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde; Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçelerinde; Mardin'in Dargeçit, Nusaybin ve Derik ilçelerinde; Muş'un Varto ilçesinde cadde ve sokaklara hendekler kazılıp barikatlar kurularak ve bu barikatlara bomba ve patlayıcılar yerleştirilerek teröristler tarafından bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetim adı altında hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çok sayıda terörist, halkın bu alanlara girişini ve bu alanlardan çıkışını engellemek istemiştir. Güvenlik güçleri, hendeklerin kapatılması ve barikatların kaldırılması suretiyle yaşamın normale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlar yapmış ve teröristlerle çatışmaya girmiştir. Aylarca devam eden bu operasyon ve çatışmalar sırasında yaklaşık iki yüz güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş, tonlarca bomba ve patlayıcı imha edilmiştir (Gülser Yıldırım (2), §§ 28-30). B. Başvurucunun Tutuklanmasına İlişkin Süreç Başvurucu 2009-2014 tarihleri arasında Tunceli Belediye başkanlığını yapmış, 7/6/2015 tarihinde yapılan seçimde Halkların Demokrasi Partisinden (HDP) Tunceli milletvekili olarak seçilmiştir. Başvurucunun 1/11/2015 tarihinde yapılan seçimlere kadar devam eden milletvekilliği bu tarihte sona ermiştir. Başvurucu, hâlenaynı Partinin üyesidir. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca 16/11/2016 tarihinde, başvurucunun PKK/KCK ile bağlantılı olduğu suçlamasıyla gözaltına alınmasına karar verildiği belirtilerek yakalanarak gözaltına alınabilmesi amacıyla evinde 16/11/2016 tarihinde arama işlemi yapılması ve örgütle irtibatını sağlayacak suç delillerine el konulması talebiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına talimat yazılmıştır. Bu talimat üzerine Başsavcılık tarafından İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine başvuruda bulunulmuştur. Hâkimliğin 16/11/2016 tarihli kararı ile başvurucunun yakalanarak gözaltına alınabilmesi amacıyla evinde arama yapılmasına ve suç delillerine el konulmasına izin verilmiştir. Diğer taraftan Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak kısıtlama kararı verilmesi talebiyle Tunceli Sulh Ceza Hâkimliğine başvuruda bulunmuştur. Anılan Hâkimlik 15/11/2016 tarihinde "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği" gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca müdafinin dosya içeriğini incelemesinin ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasına karar vermiştir. Başvurucu, gözaltı kararı üzerine 16/11/2016 tarihinde İstanbul'daki evinde yakalanarak gözaltına alınmış ve sonrasında hakkında soruşturma işlemlerinin yürütüldüğü Tunceli Emniyet Müdürlüğüne getirilmiştir. Başvurucu 17/11/2016 tarihinde ifadesi alınmak üzere Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmiştir. İfade alma işlemi sırasında başvurucunun avukatı da hazır bulunmuştur. İfade tutanağında belirtildiğine göre başvurucuya ifade alma işlemi öncesinde isnat edilen suçlamalar açıklanmıştır. Başvurucu "... HDP parti meclis üyesi olduğum için parti ile organik bir bağım bulunmaktadır. Parti başkanımızın ve milletvekillerimizin gözaltına alınıp tutuklanmasına tepki göstermem doğal bir durumdur. 4 Kasım tarihinde demokratik tepkimizi göstermek adına bir basın açıklaması ve oturma eylemi yaptıktan sonra olaysız bir şekilde grup dağıldı. Kamu düzenini bozacak herhangi bir eylem olmadı. Yine demokratik tepkimizi göstermek üzere ertesi gün bir basın açıklaması yapacağımızı insanlara bildirdik. Yine basın açıklaması sonrası kendiliğinden dağıldık. Dağıldıktan sonra gerçekleşen olaylar ile yaptığımız basın açıklaması arasında herhangi bir bağ yoktur. Bu olayları basın açıklamamıza bağlayarak kamu düzeninin bozulması iddiasını kabul etmiyorum. İlimizde bulunan dükkanları ise hem insanlar ile diyalog kurmak, hem de süreç ile ilgili düşüncelerimiz paylaşmak amacıyla gezdik. İnsanlara aynı gün bir basın açıklaması düzenleyip düşüncelerimi kamu oyuyla paylaşacağımızı bildirdik. Kimseye katılım çağrısı yapmadık. Fırat News, ANF, Best Nüçe uzantılı haber sitelerini özel olarak takip etmem ancak siyaset ile ilgilendiğim için mümkün olduğunca haber sitelerini takip ederim. Basın açıklamaları öncesinde partim dışında kimseden talimat almam söz konusu değildir. Parti mensuplarına yönelik uygulamalara demokratik çerçevede tepki göstermek aynı zamanda benim görevimdir. Suç teşkil edecek herhangi bir fiilim bulunmamaktadır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmem." şeklinde beyanda bulunmuştur. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün " ... şüphelinin üzerine atılı terör örgütüne üye olma suçunun CMK 100/ maddesinde yer alan katalog suçlar arasında bulunduğu, atılı suç yönünden öngörülen ceza miktarı gözönöne alındığında şüphelinin soruşturmayı ve sonrasında yapılacak kovuşturmayı etkisiz bırakmak için kaçıp saklanacağına ilişkin somut delillere dayalı kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunduğu, bu nedenle hakkında CMK maddesinde yer alan adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı" gerekçesiyle başvurucuyu tutuklanması istemiyle Tunceli Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talep yazısında, başvurucuya isnat edilen suçlamalara ilişkin ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş; bu kapsamda başvurucunun katıldığı bazı toplantılara ve yaptığı açıklamalarına değinilmiştir. Savcılığın talep yazısı, sorgu işlemi öncesinde Tunceli Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucuya okunmuştur. Sorgu tutanağında, başvurucuya isnat edilen suçların okunup anlatıldığı da belirtilmiştir. Bu sırada da başvurucunun avukatı hazır bulunmuştur. Başvurucu, Hâkimlikteki ifadesinde "... Cumhuriyet Başsavcılığında yapmış olduğum savunmamı aynen tekrar ederim. Başka ekleyeceğim herhangi bir husus yoktur. Tutuksuz yargılanmak istiyorum. Hakkımda adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını isterim." şeklinde beyanda bulunmuştur. Başvurucu müdafii ise tutuklama nedenlerinin bulunmadığını belirterek müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir. Tunceli Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/11/2016 tarihli kararı ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Hâkimliğin tutuklama kararının ilgili bölümü şöyledir: " ... Şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliği, bir kısım HDP milletvekillerinin ve Belediye Başkanlarının tutuklanmasına ilişkin olarak 04/11/2016 günü bölücü terör örgütü PKK yöneticisi Murat Karayılan tarafından bu konuda halkın bilinç göstermesi şeklinde açıklama yapılması, yine bölücü terör örgütü PKK yanlısı haber sitelerinde genel nitelikli halka direniş çağrısı yapıldığı, bu kapsamda şüphelinin dosya kapsamında yer alan görüntü inceleme tutanakları ve kayıtlardan da anlaşılacağı üzere sokağa çıkarak halkı eyleme davet etme şeklinde çağrı yaptığı, bu kapsamda;Şüphelinin ... 04/11/2016ve 05/11/2016 günü bölücü terör örgütü PKK yöneticilerince yapılan çağrılara uyarak ilimiz merkez esnaflarını gezerek bizzat esnaflarla görüşme yaptığı ve bu hususta eyleme davet ettiği, basın açıklaması eylemine katılarak PKK/KCK terör örgütünü ve ... Abdullah Öcalan'ı öven sloganlara eşlik ettiği ve eylemin her aşamasında bulunduğu böylelikle şüphelinin silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, şüphelinin üzerine atılı suçun 5271 Sayılı CMK'nın 100/3-a maddesinde sayılan katalog suçlardan olduğu, hal böyle iken tutuklama nedeninin var sayıldığı, alacağı muhtemel cezanın yüksek olması nedeniyle tutuklamanın orantılı olacağı, bu nedenle adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı kanaatine varıldığından CMK madde 100 uyarınca şüphelinin tutuklanmasına ... [karar verildi.]" Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 24/10/2017 ve 6/2/2017 tarihli iddianameleri ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamelerde başvurucu hakkında ileri sürülen bazı iddialar özetle şöyledir:i. Başvurucunun değişik tarihlerde ve çok sayıda PKK/KCK'nın çağrısı üzerine ve örgütün ideolojisi doğrultusunda toplantı ve gösteri yürüyüşlerine, örgüt üyelerinin cenazelerine katıldığı ve cenazeyi sahiplendiği, örgüt çağrıları doğrultusunda basın açıklaması yaptığı, örgütün talimatları üzerine halkın toplanmasını sağlayarak yürüyüş düzenlediği, kalekol ve baraj yapımı gibi terör örgütünün hareket alanını kısıtlayacak inşaatları engellemek amacıyla düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katıldığı, ölen örgüt yönetici ve üyelerinin mezar ziyaretlerine katıldığı, örgütün talimatları ve amaçları doğrultusunda terör örgütüne müzahir basın yayın organlarında basın açıklamalarına katıldığı ileri sürülmüştür. ii. Bir kısım HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkların kaldırılması üzerine başlayan soruşturmalar kapsamında ifade almak için yapılan çağrılara icabet etmeyen milletvekillerinin gözaltına alınıp bir kısmının tutuklanmasına ilişkin olarak 4/11/2016 tarihinde PKK yöneticisi Murat Karayılan tarafından gözaltı ve tutuklamalara ilişkin olarak yapılan çağırda '' şimdi AKP rejimi kendisine karşı olan muhalefeti tasviye etmek için Türkiye'de özgürlük ve demokrasi mücadelesini ortadan kaldırmak için geniş çaplı bir saldırı içerisindedir. Türkiye'de bir çok güç bu saldırılardan korktu ve kendilerini geri çekti. Şimdi de direnen Kürt halkıdır, Kürt özürlük hareketidir. Kürdistan halkları, Türkiye demokratik güçleri, alevi halkımız, Türkiye emekçileri AKP'nin faşizan saldırılarına sessiz kalırsa bu saldırıların başka yerlere de ulaşabileceğini'' ifade ettiği ve PKK ile bağlantılı bir haber sitesinde " özellikle başure kürdistandaki tüm siyasi güçler bu saldırıya karşı tutum almalı, halkı Türk devletine karşı mücadeleye çağırmalıdır." şeklinde genel nitelikli direniş çağrısının yapılması üzerine başvurucunun diğer kişilerle birlikte dükkânları gezip esnafı dolaştığı, aynı gün saat 00'de yapılacak eyleme katılmaya davet ettiği, nitekim A.Ç.nin "HDP eş başkanlarımıza ve genel tutuklamalara karşı demokratik güç birliği adına tüm halkımızı saat beşte Sanat Sokağa davet ediyoruz." şeklinde çağrıda bulunduğu, saat 30'da başvurucunun da aralarında bulunduğu 150 kişilik grubun toplandığı, grup adına yapılan konuşma sonrasında grubun oturma eylemine davet edildiği, eylem sırasında "Hak, Hukuk Adalet PKK ile Gelecek, Baskılar Bizi Yıldıramaz, Direne Direne Kazanacağız, Kürdistan Faşizme Mezar Olacak, PKK Halktır, Halk Burada, Biji SeroK Apo"şeklide terör örgütünün cebir ve şiddet içeren eylemlerini öven propagandasının yapıldığı, sloganların atıldığı, yapılan eylem sonrasında 5/11/2016 tarihinde saat 00'de Seyit Rıza Parkı'nda basın açıklaması yapılacağının gruba bildirdiği, yapılan bu eylemle ilgili olarak PKK ile bağlantılı bir başka haber sitesinde "Tutuklamalar Dersim'de Kınandı" başlıklı haberin yapıldığı, 5/11/2016 günü yapılan toplantıya başvurucuyla birlikte yaklaşık 100 kişilik bir grubun katıldığı ve grup tarafından terör örgütünün cebir ve şiddet içeren eylemlerini öven sloganların atıldığı, başvurucunun böylece terör örgütü liderinin çağrısı üzerine toplantıya katıldığı ve toplantıya katılım yapılması için eylemlerde bulunduğu ileri sürülmüştür. iii. PKK/KCK içerisinde kırsal alanda silahlı faaliyet yürüten ve Dersim SahaBatı Cephe Gücü sorumlusu olan G.T.nin yaralı olarak ele geçirildiğive 9/10/2017 tarihinde tutuklandığı, ifadesinde başvurucu hakkında "Tuncelilidir. Belediye seçimlerine aday oldu. A.B.den önceki belediye başkanıdır. Yerel yönetim çalışmalarında aktif rol almıştır. 2013 yılında iki defa Munzur vadisine yanıma geldi. Kendisi ile tanışmam orada olmuştur. İlk geldiğinde 2013 yılında Ovacık yolu üzerindeki Sal deresi dediğimiz noktaya geldi. Kendisi Sal deresine yanında iki kişi ile geldi. O kişilerin isimlerini hatırlamıyorum. Bir saat kadar yanımda kaldı. Kırsal vesiyasal alan hakkında görüşmemiz oldu. Bizden kimler güneye gidecek diye görüşme yaptık. Kendisi bana Tunceli ve Ülke gündeminde sürecin ilerlediği noktaları anlattı. Bu görüşme esnasında benim yanımda sekiz arkadaşım vardı. Atakan (K), Azat (K), Çektar (K), Şevger (K), Jindar (K), Ruken (K) benim yanımdaki örgüt mensupları idi. Görüşmeden sonra Edibe ŞAHİN yanımızdan ayrıldı. İkinci görüşmemiz ise yine aynı dönemde yanıma geldi. Yukarıda bahsettiğim gibi aynı konular üzerine görüşmemiz oldu." şeklinde beyanda bulunduğu ve resimli teşhis tutanağında başvurucuyu tespit ettiği belirtilmiştir. Başvurucunun örgüt mensupları ile kendi iradesi ile görüşmede bulunması, örgütün işleyişi ve hangi örgüt mensuplarının nereye aktarılacağı konusunda konuşmalar yapması şeklindeki eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu ileri sürülmüştür. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin delil olarak "şüpheli beyanı, fiziki takip tutanakları, görüntü inceleme tutanağı, haber içerikleri, PKK/KCK terör örgütü hakkında ki bilgi notu, telsiz kestirme görüşmeleri, arama el koyma tutanakları, tanık beyanları, fotoğraflı teşhis tutanakları, nüfus ve adli sicil kaydı, şüpheli hakkında verilen takipsizlik kararları ile iddianame örnekleri ve tüm dosya kapsamı " gösterilmiştir. Başvurucu hakkındaki dava Tunceli Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edilmişve E.2017/38 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. 22/2/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne, 23/2/2017 tarihinde yapılan tensip incelemesiyle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesince 10/4/2017 tarihli duruşmada savunmasının alınmasından sonra başvurucunun " ... sanığın atılı suçları işlediğine ilişkin olarak somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin bulunması, sanığın kaçacağına ilişkin somut delillere dayalı kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, sanığa yüklenen eylemlere ilişkin olarak kanunda öngörülen ceza alt ve üst sınırı, sanığın CMK'nun 100/ maddesinde sayılan katalog suçlardan birini işlediği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunduğu, bu doğrultuda diğer tutuklama nedenlerinin mevcut aşama itibariyle bulunduğunun kabulüne olanak bulunduğu gözetilerek ve sanık hakkında CMK'nun maddesinde belirtilen adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı nazara alınarak tutuklama tedbirinin bu aşamada Anayasanın maddesi kapsamında ölçülü olduğu ..."gerekçesiyle tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu 10/4/2017 tarihinde karara itiraz etmiş, Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi 17/4/2017 tarihinde "sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut delillerin varlığı, atılı suçun; cezasının alt ve üst sınırı, Anayasanın maddesi uyarınca ülkemiz için de baglayıcı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin maddesi ve bu maddenin yorumu ile ilgili AIHM içtihatlarma göre kamu düzeninin temini ve yeni bir suç işlenmesinin önlenmesinin tutuklama için haklı bir gerekçe oluşturduğu, atılı suçun CMK'nın maddesinde kayıtlı katalog suçlardan olması, Agır Cezalık mevattan suçlar için CMK'nın maddesinde düzenli azami tutukluluk süresi ve sanığın tutuklulukta geçirdiği süre göz önüne alındığında serbest bırakıldıkları takdirde kaçma ve delillere etki etme ihtimallerinin nazara alınarak ve aynı nedenlerle adli kontrol tedbirinin bu aşamada yetersiz kalacağı hususları göz önünde bulundurularak Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarihli tensip zaptı ile verilen sanığın tutukluluk halinin devamına ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu ..." gerekçeleriyle itirazın reddine karar vermiştir. Anılan karar 2/5/2017 tarihinde başvurucu tarafından öğrenilmiştir. Başvurucu 31/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 26/8/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında Tunceli Ağır Ceza Mahkemesine terör örgütü propagandası yapmak suçundan açılan dava 26/10/2017 tarihinde hukuki ve fiilî irtibat bulunması nedeniyle Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinde görülen E.2017/38 sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin 15/1/2017 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. İddianamede belirtilen delillere atıfla verilen kararın ilgi kısmı şöyledir:"... Sanığın ... terör örgütünün [PKK/KCK] çağrısı üzerine ve örgütün ideolojisi doğrultusunda toplantı ve gösteri yürüyüşlerine, örgüt üyelerinin cenazelerine katılmak ve cenazeyi sahiplenmek, örgüt çağrıları doğrultusunda basın açıklaması yapmak, örgütün talimatları üzerine halkın toplanmasını sağlayarak yürüyüş düzenlemek, kalekol ve baraj yapımı gibi örgütün hareket alanını kısıtlayacak inşaatlara karşı engellemek amacıyla düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerini katılmak, ölen örgüt yönetici ve üyelerinin mezar ziyaretlerine katılmak, örgütün talimatları ve amaçları doğrultusunda terör örgütüne müzahir ... basın açıklamalarına katılmak ve toplanan grubu yönlendirmek, yine ... toplamda 79 eyleminin niteliğine ve sayısına bakıldığında sanığın eylemlerinin çeşitliliğin bulunduğu, katılınan birçok yürüyüş, basın açıklaması, cenaze töreni vb. etkinliklerin kalabalık insanlardan oluştuğu, hemen hemen hepsinde örgütü övücü sloganlar atıldığı, bayrak ve flama taşındığı nazara alındığında eylemlerin terör örgütünün propagandası haline geldiği ve bu haliyle de sanığın siyasi kimliği ve ortaya çıkardığı tehlike nazara alındığında sanığın eylemlerinin yoğunluğu bulunduğu ... sanığın eylem tarihlerinde Tunceli Belediye Başkanlığı görevini yürüttüğü, KCK sözleşmesine göre siyasi alan ve sosyal alanda görev alarak PKK/KCK terör örgütü tarafından alınan kararlar doğrultusunda, Tunceli ili genelinde süreklilik ve çeşitlilik arz edecek şekilde; örgütün talimatları ve istediği baraj ve karakol yapımları ile madencilik faaliyetlerinin engellenmesi, ölen teröristlerin ölüm yıldönümlerinde yapılan mezar anmaları ve cenaze törenleri ile örgüt mensuplarını sahiplediği, onları yücelttiği, terör örgütüne müzahir tarihlerde gerçekleşen olaylar ile eylemler ve terör örgütü yöneticilerince konjonktüre uygun verilen talimatlar sonrası organize edilen gösteri yürüyüşler ve eylemlere katıldığı, eylemci grubun en önünde yer aldığı, terör örgütü tarafından verilen talimatlara yönelik kamuoyu oluşturmak, kamu görevlisi ve siyasi kimliğini ön planda tutarak terör örgütünün istek ve talimatlarını meşru gösterip eylemlere katılımı artırmayı amaçladığı, nitekim; 2016 ve 2016 tarihli eylemlerde dePKK/KCK terör örgütü yöneticileri tarafından yapılan eylem çağrıları ve buna ilişkin olarak gerek basında, gerekse de terör örgütüne müzahir internet sitelerinde haberlerin yapıldığı ... aynı gün sanığın görüntü inceleme tutanaklarında da anlaşılacağı üzere şehir merkezinde esnafları gezerek yapılacak olan basın açıklamasına katılımı arttırmaya yönelik faaliyet yürüttüğü, tüm bu anlatımlar neticesinde sanığın eylemlerini KCK sözleşmesine uygun olarak gerçekleştirdiği, bu eylemlerinde örgütsel yapı yani örgüt hiyerarşisi dışında değerlendirilemeyeceği ... Tanık G.T. nin beyanından da anlaşılacağı üzere sanığın örgüt ile haberleşme içerisinde olduğu, kırsala gidip geldiği ve kendisine verilen örgütün siyasal görevlerini yerine getirdiği, örgütün amaç suçları işlenmesi yolunda eylemleri ile kendisinden istenenleri görev bilinci ile ifa ederek terör örgütü ile görüş, ideoloji ve eylem birlikteliği içerisinde hareket ettiği anlaşılan sanığın ... terör örgütü PKK/KCK ile organik bağ içerisinde olduğu ve hiyerarşik yapı içinde faaliyette bulunduğu [anlaşıldığından] ...silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... [cezalandırılmasına karar verilmiştir]". Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinafta derdesttir ve başvurucunun hükmen tutukluluk durumu devam etmektedir. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§ 64-