3. Hukuk Dairesi 2016/5452 E. , 2016/9644 K. MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; davacının davalının kızı old…
**3. Hukuk Dairesi 2016/5452 E. , 2016/9644 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; davacının davalının kızı olduğunu, davacının annesi ile davalı babasının 1999 yılında boşandıklarını, boşanma neticesinde davacı lehine hükmedilen aylık 10,00 TL'lik iştirak nafakasının 2013 yılındaki artış neticesinde aylık 250,00 TL'ye yükseltildiğini, davacının reşit olup, annesi ile ikamet ettiğini, annesinin ölen eşinden aylık 500,00 TL emekli aylığı aldığını, aylık 500,00 TL de kira ödemesi olduğunu, davacının kurdeşen hastası olup, tedavi masrafları bulunduğunu, hastalığı nedeniyle açıköğretim lisesine nakledildiğini, davalının ise ikinci evliliğini yaptığını, kendisine ait taşınmazları bulunduğunu belirterek, davacı lehine hükmedilen iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 1.000,00 TL'ye yükseltilmesini istemiş; 03.11.2015 tarihli duruşmada ise, hükmedilecek nafakaya.... oranında her yıl otomatik artış uygulanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı adına kayıtlı taşınmaz bulunmadığını, yakınlarının yardımı ile geçimini sağladığını, aylık 400,00 TL kira ödemesi olduğunu, gelirinin ise asgari ücret düzeyinde olduğunu, kredi borçları bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, dava tarihinden itibaren davacı için aylık 200,00 TL yardım nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, nafakanın her yıl ....tarafından yayınlanan ÜFE oranında arttırılmasına karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; yardım nafakası talebine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 364/1. maddesine göre; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan alt soyuna nafaka vermekle yükümlüdür. Aynı kanunun 365.maddesinin 2.fıkrasında davanın; davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibaret olduğu düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 328/2. maddesine göre; çocuk ergin olduğu halde eğitime devam ediyorsa, ana ve babasının durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler. Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.1998 gün, 1998/656; 688 sayılı ilamında yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. ./.. -2- Yardım nafakasına karar verilebilmesi için nafaka isteyenin yardım edilmemesi halinde zarurete düşeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Zarurete düşme terimi çok sıkıntılı bir durumu ve ekonomik şartları ifade eder. Hükmedilecek yardım nafakasının miktarı yalnızca söz konusu sıkıntılı durumu önlemeye matuftur. Yardım nafakası yoluyla nafaka isteyenin geçiminin ve her türlü gereksinimlerinin sağlanması gerekmez. Eğitimine devam eden reşit birey kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için yeterli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde Medeni Kanun'un 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir. Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden tarafların baba kız olukları, davacının açık lisede öğrenci olduğu, çalışmadığı ve geliri olmadığı, annesinin yanında ikamet ettiği; davalının ise kargo şirketinde çalıştığı, aylık asgari ücret seviyesinde geliri bulunduğu, ailesine ait evde ikamet ettiği anlaşılmaktadır. Davacının dosya kapsamında yer alan tedavi evrakları ve tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere kurdeşen hastası olup tedavisinin devam ettiği, hastalığı nedeniyle lise üçüncü sınıfta okulu bırakmak durumunda kaldığı ve açık liseye devam ettiği sabittir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları yardım nafakasının niteliği, davalının gelir durumu, davacının sağlık sorunlarının bulunması, tedavisinin devam etmesi, eğitimine açık lisede devam ediyor olması ve özellikle de .... Mahkemesi'nin ....Karar sayılı 24.01.2013 tarihli iştirak nafakası artırım davasında davacı için aylık 10,00 TL'lik iştirak nafakasının aylık 250,00 TL'ye yükseltilmiş olması da nazara alındığında davacı lehine hükmedilen nafaka miktarı az olup, Türk Medeni Kanunu'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiştir. Bu itibarla, davacı tarafın temyiz itirazları yerinde görülerek hükmün bozulması gerekmiştir. O halde, mahkemece yapılacak iş; davacının giderleriyle, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı şekilde, hakkaniyet ilkesi de gözetilerek daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...