T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1009 KARAR NO : 2025/1864 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/12/2021 NUMARASI : 2020/452 Esas - 2021/1017 Karar DAVA: Alacak (Satım sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen kara…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1009 KARAR NO : 2025/1864 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/12/2021 NUMARASI : 2020/452 Esas - 2021/1017 Karar DAVA: Alacak (Satım sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki satım sözleşmesi kapsamında davalıdan, kimyasal karıştırıcı imalatı ve gres yağı yapımı işinde kullanmak amacıyla 4 ayrı ürün satın alındığını, bu karıştırıcıların 2 adedinin 600 litre kapasiteli, 1 adedinin 150 litre kapasiteli ve 1 adedinin ise 200 litre kapasiteli olduğunu, satım bedelinin ödenmesine rağmen ürünlerin geç teslim edildiğini, ürünlerden sözleşmede taahhüt edilen performansın elde edemediğini ve ürünlerin ayıplı çıktığını, 600 litrelik karıştırıcıların kazanlarının sözleşmeye uygun yapılmadığını ve performansının düşük olduğunu, sözleşmede belirlenen kalite ve sağlamlıkta olmadığını, 150 ve 200 litrelik karıştırıcıların ise motor gücünün 2 kw olması gerekirken daha düşük olduğunu, yapılan ölçümlerde 150 litrelik olanın 0,75 kw ve 200 litrelik olanın ise 0,37 kw olduğunun tespit edildiğini, ayıbın ihtarname ile bildirildiğini ve Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/223 D.İş dosyası üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, ayıpların giderilme bedelinin 7.800,00 TL olarak belirlendiğini ileri sürerek, emtiadaki ayıp indirim bedeli olan 7.800,00 TL'nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı tarafın davalıya gönderdiği ihtarname ile seçimlik hakkını satış bedelinden indirim şeklinde kullandığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında imzalanan bila tarihli sözleşmede, ürünlerin teslim tarihinin belirlenmemesi, ihtarnamede ürünlerin geç teslim edildiğinin ileri sürülmesi, davalı tarafın süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı yönünde bir savunmamasının olmaması nedeniyle, Bakırköy 16.Noterliği'nin 20.09.2019 tarih ve ... y.sayılı ihtarnamesi ile yapılan ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilmiştir. Mahkememizden alınan ve delil tespit raporu ile uyumlu olan bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından davacıya teslim edilen ve bedeli davalıya ödenen ürünlerin sözleşmeye uygun olmadığı, önemli ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 7.800,00 TL'nin 24.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece işleyecek faiz başlangıç tarihinin 24.09.2019 tarihi olarak belirtildiğini, oysa davacının ihtarnamenin keşide tarihi olan 20.09.2019 tarihiden itibaren faiz istediğini, mahkemece bu talebin kısmın kabul edilmesi ile davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesinin ve davanın kısmen kabulü karar verildiğinin yazılmamasının hatalı olduğunu, Müvekkiline duruşma gününün tebliğ edilmeyerek hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, mahkemenin 21.10.2021 tarihinde yapılan 5 numaralı duruşmanın davalı ve vekilinin yokluğunda gerçekleştirildiğini ve duruşma gününe ilişkin davalı veya vekiline herhangi bir tebligat yapılmadığını, bu oturumda tahkikatın sona erdirilerek sözlü yargılamaya geçildiğine dahi karar verilmeden hüküm kurularak ağır usul hatası yapıldığını,Dava konusu uyuşmazlıkta müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmek için istenmediğini, oysa delil olarak taraflarca dayanılmasa dahi mahkemece re'sen ticari defterlerin incelenebileceğini, davacı defterlerinde yapılan incelemenin sağlamasının yapılması için müvekkilinin defterlerinin incelenmesi veya en azından incelenmek üzere istenmesi gerektiğini, aksi halin müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, bilirkişi kurulunun emtiayı yerinde incelemeden rapor düzenlediğini, sadece müvekkilinin yokluğunda yapılan tek taraflı delil tespitinin esas alındığını, davacının süresinde bilirkişi ücreti yatırmadığını, kesin sürede ücretin yatırılmaması ile bilirkişi deliline başvurulmaktan vazgeçilmiş sayılması gerektiğini, Yargılamada çekişmesiz şekilde alınan tespit raporunun esas alınarak karar verildiğini, bilirkişilerin emtiayı yerinde inceleyerek sözleşmeye uygun olup olmadığını değerlendirmediğini, bilirkişi kurulunun dosyadaki tespit raporu üzerinden inceleme yaparak rapor düzenlediklerini, müvekkilinin defterlerinin mahkemece re'sen incelenmeden karar verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesine konu emtianın ayıplı olması nedeniyle satım bedelinin indirilmesi ve indirim tutarının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu emtiada ayıp bulunup bulunmadığı ile bulunuyorsa alıcının TBK'nın 227. maddesindeki seçimlik haklarını süresinde ve usulüne uygun şekilde kullanıp kullanmadığı uyuşmazlık konusudur. Satım sözlemesinde, davalı satım konusu emtiayı davacıya teslim etmiştir.TBK'nın 227. maddesinde gizli ayıp nedeniyle alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. Maddede belirlenen seçimlik haklar, haklar kullanılmakla tüketilen haklardır. Alıcı bu haklardan hangisini seçtiğini bildirmekle, seçim hakkını kullanmış olduğundan, artık tercihini değiştiremez. Çünkü satıcı, yasal koşulları varsa, kayıtsız şartsız bildirilen tercihi yerine getirmek zorundadır. Alıcının seçimlik hakkı bir kez kullanılmakla sona ermekte ve onun yerine tercih ettiği hak geçmektedir. Bu özelliği nedeniyle, alıcının seçimlik hakkının yenilik doğurucu haklardan olduğu kabul edilmektedir. Somut olayda davacı, satılandaki ayıp oranında satım bedelinden indirim yapılması hakkını kullanmıştır.İlk derece mahkemesince davanın açılması üzerine usulüne uygun şekilde dava dilekçesi ve ekleri 13.10.2020 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Davalı, süresi içinde cevap dilekçesi sunmayarak, HMK'nın 128. maddesi uyarınca dava dilekçesindeki vakıaları inkâr etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan ön inceleme duruşmasına davalı veya vekili katılmamış, mahkemece ön inceleme duruşması zaptı ile tahkikat duruşması günü 28.12.2020 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Mahkemece davacının gösterdiği deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiş ve 08.04.2020 tarihli oturumda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Satılan emtianın teslimi, satım bedelinin miktarı ve faturalar konusunda uyumazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, satılanda ayıp bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa süresinde muayene ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği ile emtiadaki ayıbın miktarına ilişkin olduğundan, sadece bu hususların araştırılması yeterlidir. Ayrıca ayıbın belirlenmesi için tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Davacı vekilinin sunduğu 13.04.2021 tarihli dilekçede, makinelerin kullanılacak olması nedeniyle delil tespiti yapıldıktan sonra tamir edildiği, bu nedenle makine mühendisi bilirkişinin inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı belirtilmiş, mahkemece bu talebe ilişkin 22.04.2024 tarihli ara karar kurulmuştur. İlk derece mahkemesi 06.07.2021 tarihli oturumda bilirkişi ücretinin yatırılması için davacı vekiline iki haftalık kesin süre vermiştir. Davacı vekili süresi içinde 16.07.2021 tarihinde bilirkişi ücretini yatırdığını ve dosyanın bilirkişiye verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ara karanında verilen süre kesin süre niteliğinde olmayıp, 06.07.2021 tarihli ara karar üzerine süresinde delil avansının yatırılması nedeniyle mahkemece bilirkişi raporu alınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Bilirkişinin, ayıpları giderilmiş ve kullanılmakta olan makineler üzerinde inceleme yapmasının dosyaya kazandıracağı bir katkı bulunmamaktadır. Bu nedenle bilirkişi kurulunca daha önce alınan tespit raporu, tanık beyanları ve dosyadaki ayıba ilişkin diğer delillerin dikkate alınarak rapor düzenlemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bilirkişi raporunun 17.09.2021 tarihinde tebliğine rağmen davalı veya vekilinin rapora yönelik bir itirazının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Satım sözleşmesine konu emtiadaki ayıbın delil tespiti dosyasında belirlendiği ve davacı tarafından keşide edilen Bakırköy 36.Noterliğinin 20.09.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile emtiadaki ayıpların bildirilerek satım bedelinin iadesinin istendiği, ihtarın 24.06.2019 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Gizli ayıp niteliğindeki ayıpların tespiti ile birlikte süresinde ihbar edildiği mahkemece doğru şekilde belirlenmiştir. Davacının ihtarname tarihinden itibaren faiz talep etmesine rağmen, mahkemece ihtarın tebliğ edildiği tarihten itibaren faize hükmedilmiştir. İhtarda verilen önele ilişkin davalının istinafı bulunmamaktadır. İstinaf, davacının faiz talebinin kısmen kabul edilmesi nedeniyle karşı vekalet ücretine ilişkindir. Ancak mahkemece dava konusu edilen miktarın tamamının kabul edildiği, davanın reddedilen bir kısmının bulunmadığı, faiz başlangıç tarihinin farklı uygulanarak, hükmedilen alacağa mahkemece belirlenen tarihten itibaren temerrüt faizi uygulanmasının esasında davanın kısmen reddi sonucunu doğurmadığı ve bu nedenle mahkemece yargılama giderlerinin tamamının davalı üzerinde bırakılması ile davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinde yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.İlk derece mahkemesince davacıya dava dilekçesi ve ekleri ile ön inceleme duruşması, tahkikat duruşma günü ve bilirkişi raporu tebliğ edilmiş olup, davalının veya vekilinin yargılamaya katılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece yargılamanın her aşamasından haberdar edilen davalıya hukuki dinlenilme hakkı ve delil bildirme olanağı sağlanmıştır. Hukuk davalarında, davalının davaya zorla getirilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Davadan haberdar edilen davalının davaya cevap vermemesi ve katılmamasının sonuçları yasada gösterilmiştir. Mahkemece tüm deliller toplandıktan sonra davalının katılmadığı 16.12.2021 tarihli oturumda mahkemece basit usule tabi olan dava bakımından HMK'nın 321. maddesine göre duruşma sonlandırılmıştır. Bu duruşmada bulunmayan davalıya sözlü yargılama için süre verilmesi, anılan yasa hükmüne göre söz konusu değildir. Duruşma tutanağında HMK'nın 321. maddesine göre işlem yapıldığı yazılmış olup, yapılan işlem yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 27.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a hükmü uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.