4. Hukuk Dairesi 2023/7110 E. , 2024/5661 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/370 E., 2022/453 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş…
**4. Hukuk Dairesi 2023/7110 E. , 2024/5661 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/370 E., 2022/453 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.06.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Av..... ile davalı asıl ... ve vekili Av. ... geldiler. Davalı asil ... vekili ile davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 04.06.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı bankanın davalı ...’dan alacaklı olduğunu, borçların ödenmemesi üzerine Adana 3. İcra Müdürlüğü'nün 2016/15066 sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, belirtilen icra dosyasından borçlu adına kayıtlı haczi kabil malvarlıklarının bulunamadığını ve bu hususun tutanaklara yazıldığını, haciz tutanaklarının İİK.105 Maddesi gereğince geçici aciz vesikası hükmünde olduğunu, borçlu davalı ... ...’in adına kayıtlı dava konusu taşınmazı mal kaçırma amacıyla diğer davalı üçüncü şahsa devrettiğini, tapuda devir bedeli olarak beyan edilen tutarın rayiç değerlere uygun olmadığını belirterek; davalı borçlu ... ...’in Adana İli Çukurova İlçesi Kurttepe Mah 5816 ada 2 parselde kayıtlı 1. kat 2 nolu mesken vasıflı taşınmazını 17.04.2013 tarih 10371 yevmiye nolu işlem ile davalı ...’a devrine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, aciz vesikasının olmadığını, borcun tasarruf tarihinden sonra doğduğunu, dava konusu taşınmazın daha önce babasına ait olduğunu, tasarruf tarihinden iki gün önce hesabından para çekerek dava konusu taşınmazı tekrar satın aldığını, mal kaçırma amacı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... ...; davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2019 tarihli ve 2018/288 Esas, 2019/121 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın devir tarihindeki değerinin 190.000,00 TL olduğu, taşınmazın gerçek değeri ile taraflar arasında yapılan devir bedeli arasında iki katından fazla bir fark bulunduğu bu kapsamda davalı borçlu ile davalı üçüncü kişi arasında yapılan devir işleminin davalı borçlunun borçlarını ödememesi veya alacaklıların alacaklarına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılan bir tasarruf olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, Adana ili Çukurova ilçesi Kurttepe Mah. 5816 ada 2 parsel kat:1 daire: 2 nolu bağımsız bölümün 17.04.2013 gün ve 10371 yevmiye nolu Çukurova ilçe tapu müdürlüğünün resmi senedi ile davalı ... ... tarafından davalı ...'a devrine ilişkin tasarrufun iptali ile davacıya söz konusu taşınmaz üzerinde Adana 3. İcra Müdürlüğü'nün 2016/15066 sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri miktarınca cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2020 tarihli ve 2019/911 Esas, 2020/683 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın devir tarihindeki değerinin 190.000,00 TL olduğu, taşınmazın gerçek değeri ile taraflar arasında yapılan devir bedeli (86.000,00 TL) arasında iki katından fazla bir fark bulunduğu, taşınmazın daha önce davalı ...'in babası ... adına kayıtlı iken onun tarafından borçlu ...'a satıldığı, daha sonra davalı ...'e satıldığı, bu kapsamda davalı borçlu ile davalı üçüncü kişi arasında yapılan devir işleminin davalı borçlunun borçlarını ödememesi veya alacaklıların alacaklarına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılan bir tasarruf olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.01.2022 tarihli ve 2021/15006 Esas, 2022/23 Karar sayılı ilamı ile; "... Somut olayda, dava dayanağı takip dosyasında; 14/11/2016 tarihinde yapılan hacizde; adresin borçlu ... ... ile bir irtibatının olmadığı, dairenin bir seneden fazla zaman öncesinde başka birine satıldığı belirtilmiş olup, bu haciz tutanağı İİK'nun 105.maddesinde belirtildiği şekilde bir haciz olmadığı gibi İİK'nun 143.maddesinde belirtilen aciz belgesi de sunulmamıştır. Ayrıca; dava dışı borçlu ... ...’in evinde yapılan haciz sırasında düzenlenen haciz tutanağı da, eldeki davada tasarrufu yapan ... ... değil ... ... olduğu için bu haciz tutanağının da İİK'nun 105.maddesinde belirtildiği şekilde bir haciz tutanağı olarak kabulü mümkün değildir. Bu durumda, davalı borçlunun aciz hali ispatlanmamış olduğundan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından sunulmayan aciz belgesinin sunulduğu, Adana 3. İcra Müdürlüğü 2016/15066 E. Sayılı takibinde, 28.09.2022 tarihinde borçlu ... ... için yapılan hacze ilişkin haciz tutanağındaki adresin; Güzelyalı Mah. ....İç Kapı no:16 olduğu, borçlu ... ...' in mernis adres araştırmasında da adresinin; Güzelyalı Mah. . .... olduğu ve adreslerin böylelikle aynı adresler olduğu, aciz belgesi dava şartının yerine getirildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Adana ili Çukurova ilçesi Kurttepe Mah. 5816 ada .... nolu bağımsız bölümün 17/04/2013 gün ve 10371 yevmiye nolu Çukurova ilçe tapu müdürlüğünün resmi senedi ile davalı ... ... tarafından davalı ...'a devrine ilişkin tasarrufun iptali ile davacıya söz konusu taşınmaz üzerinde Adana 3. İcra Müdürlüğünün 2016/15066 esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri miktarınca cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ipotek borcu ile devredildiğini, taşınmazın devir bedeli üzerine ipotek borcunun da eklenerek gerçek devir bedelinin tespiti gerekmekte iken İş Bankası Genel Müdürlüğü'ne yazılan müzekkerenin cevabının dahi beklenmediğini, hak düşürücü süreye ilişkin taleplerin değerlendirilmediğini, davacı bankanın dosyaya sunmuş olduğu tutanakların geçici aciz belgesi hükmünde olmadığını, taşınmazın ilk olarak müvekkilinin babası ... tarafından 02.04.2010 tarihinde satın alındığını, bundan sonra diğer davalı ... ...'e satıldığı tarih olan 05.03.2013 tarihine kadar da müvekkilin babası tarafından kullanıldığını, ...'ın aile içerisinde yaşamış olduğu bir takım sıkıntılar nedeniyle bir anlık sinir ve öfkeyle diğer davalı ... ...'e sattığını, müvekkilinin de bunun üzerine babasının yıllarca çalışıp çabalayıp aldığı baba evinin satılmış olmasından duyduğu büyük elemle bu evi geri almak için çabaladığını, ... ...'in bu taşınmazı satın aldığı tarih olan 05.03.2013 tarihinden sadece 43 gün sonra 17.04.2013 tarihinde ipotek borcu ile beraber ...'a sattığını, ...'ın evi satın aldıktan sonra 2.200,00 TL tutarında 25 taksit ile toplam 55.000,00 TL bankaya ödeme yaparak evin mevcut borcunu kapattığını, yani ev için toplamda 141.000,00 TL ödediğini, şahsi banka hesabından 15.04.2013 tarihinde 90.000,00 TL nakit para çektiğini, ...'ın dava konusu taşınmazı satın aldıktan sonra aile konutu olarak kullanmaya başladığını ve hala da aynı konutta eşi ve çocuklarıyla ikamet etmeye devam ettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazın devir tarihindeki değerinin 190.000,00 TL olduğu, taşınmazın gerçek değeri ile taraflar arasında yapılan devir bedeli arasında iki katından fazla bir fark bulunduğu bu kapsamda davalı borçlu ile davalı üçüncü kişi arasında yapılan devir işleminin davalı borçlunun borçlarını ödememesi veya alacaklıların alacaklarına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılan bir tasarruf olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemelerin davalı 3. kişi tarafından devir tarihi veya devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketleri, banka ödemesi, kredi kullanımı gibi delillerle ispatlanması mümkün olup, bu belgelerdeki meblağların tapudaki bedele eklenerek mislini aşan bedel farkının varlığı değerlendirilmelidir. Somut olayda; dava konusu taşınmaz üzerinde 02.04.2010 tarihli 200.000,00 TL bedelli Türkiye İş Bankası A.Ş. lehine ipotekli olarak 86.000,00 TL bedelle; davalı borçlu tarafından 17.04.2013 tarihinde tapuda devredilmiş; bilirkişi tarafından bu taşınmaz için 190.000,00 TL rayiç değer belirlenmiştir. Davalı 3.kişi ...; bu taşınmaz için gerçekte 141.000,00 TL'ye anlaştıklarını, ödeme için Garanti Bankası A.Ş. hesabından satışın yapıldığı günden 2 gün önce 179.000,00 TL para çekerek diğer davalıya ödeme yaptığını belirtmiş olup, bu dekont örneğinin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Dairemiz uygulamasına göre bankadan çekilen bu paranın borçluya taşınmaz alımı için ödenen para olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda, ipotek bedeli de dikkate alındığında bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer ile davalı 3.kişi tarafından ödendiği ispat edilen değer arasında mislini aşan bedel farkı bulunmadığı anlaşıldığından mahkemenin bu yöndeki gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır. Öte yandan; İİK’nın 278 inci maddesi hükmüne göre mutad hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez. Somut olayda, borçlunun adresinde 28.09.2022 tarihinde yapılan haciz İİK'nun 105 inci maddesi kapsamında aciz belgesi niteliğindedir. Ancak haczin 14.11.2016 ve 28.09.2022 tarihlerinde, iptali istenilen tasarrufun ise 17.04.2013 tarihinde yapılmış olması nedeni ile mahkemenin bedel farkı gerekçesinin dayanağı olan İİK'nun 278/3-2 maddesinin somut olayda uygulanması mümkün değildir. Çünkü bu maddenin uygulanması için gerekli olan ve anılan maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen 2 yıllık süre geçmiştir. Diğer bir ifade ile tasarruf, hacizden itibaren 2 yılı aşan bir sürede gerçekleşmiştir. Bu durumda; davalı 3. kişi ...'ın davalı borçlu ile yakınlığı ve tanışık olduğu ya da İİK’nun 280/1 inci maddesi gereğince borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu da ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. VII. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'a verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'a iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.