15. Ceza Dairesi 2013/13895 E. , 2015/28871 K. MAHKEMESİ : Tokat Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğ…
**15. Ceza Dairesi 2013/13895 E. , 2015/28871 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Tokat Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir. Reşadiye ilçesi, Evren Eczanesi sahibi ve mesul müdürü sanık Evren ile suç tarihleri itibariyle aynı eczanede kalfa olarak çalışan sanık Ahmet'in birlikte hareketle, SGK emeklisi A.. Y..'ın bilgisi dışında ve gıyabında 08.08.2007 tarihli "ilaç kullanım raporu" düzenletilip (Kardiyoloji uzmanı dr. Yusuf Yakar) papora istinaden 24.08.2007, 20.09.2007, 24.01.2008 ve 12.05.2008 tarihli reçetelere konu ilaçların hak sahibi veya bir yakını tarafından teslim alınmamasına rağmen, reçeteler arkasına imzalar atılıp, reçeteler SGK'ya fatura edilerek haksız yarar sağlanması eylemlerinin "nitelikli dolandırıcılık" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda; 1) 15.12.2010 tarihli iddianame ile kamu davaları 24.08.2007 tarih, 16768 prt.no (58.09 TL), 20.09.2007 tarih, 17181 prt.no (47.83 TL), 24.01.2008 tarih, 3943 prt.no (1.585.56 TL), 12.05.2008 tarih, 17713 prt.no (1.689.51), reçeteler ile sınırlandırılarak açılmış olmakla ve katılan Ayşe'nin 18.06.2010 tarihli savcılık ifadesinde, hükme esas alınan Jandarma Genel Komutanlığı'ndan alınan 29.11.2010 tarihli raporun aksine "... 24.08.2007 ve 20.09.2007 tarihli reçeteler arkasındaki imzalar bana aittir..." şeklinde anlatımda bulunmakla ve 23.10.2013 tarihli temyiz dilekçesi ekinde sunulan SGK'nın 11.09.2013 tarihli cevabı yazısı içeriğinde, suça konu 24.01.2008 ve 12.05.2008 tarihli reçetelerin bedellerinin eczaneye hiç ödenmemiş olduğunun, 24.08.2007 ve 20.09.2007 tarihli reçetelerin bedellerinin ise 30.10.2008 tarihinde eczanenin Kuruma tahakkuk etmiş olan alacağından mahsup edilmiş olduğunun bildirilmiş olmakla; gerçeğin kuşkuya yer kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; suça konu dört reçetedeki sahteliklerin nelerden ibaret olduğunun denetime olanak verecek netlikte ortaya konulması, " ilaç teslimatına ilişkin" imzaların hak sahibi Ayşe'ye (özellikle 24.08.2007 ve20.09.2007 tarihli reçeteler) ait olup olmadığının uzman bilirkişiden alınacak raporla belirlenmesi; toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde kararlar verilmesi; 2) Kabule göre de; a- "nitelikli dolandırıcılık" suçuna ilişkin olarak, adli para cezasının suça konu dört reçete bedelinin toplamı nazara alınarak belirlenmesi gerekirken, dava konusu olmayan üç reçete de dahil edilerek tayin ve takdirde bulunulması, b- Suça konu iki reçete için hiç ödeme yapılmamış olması ile iki reçete bedelinin 30.10.2008 tarihi itibariyle "alacaktan mahsup" suretiyle ödenmiş olması durumlarının TCK'nın 168. maddesi kapsamında tartışılması gerektiğinin nazara alınmaması, Bozmayı gerektirmiş, katılan SGK vekili ile sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17/09/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.