Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2723 E. , 2024/2374 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2723 Karar No : 2024/2374 DAVACILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... 3-... DAVALILAR : 1- ... 2- ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA) : ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : 28/03/2020 tarih ve 31082 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan; Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan ve sınırları ekli haritada gösterilen alanın, 4737
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2723 E. , 2024/2374 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2723 Karar No : 2024/2374 DAVACILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... 3-... DAVALILAR : 1- ... 2- ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA) : ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : 28/03/2020 tarih ve 31082 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan; Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan ve sınırları ekli haritada gösterilen alanın, 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi gereğince ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmesine ilişkin 27/03/2020 tarih ve 2318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACILARIN İDDİALARI : İşleme konu alanın 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında sanayi ve depolama alanı, serbest bölge ve birinci derece yol olarak, 1/5000 ölçekli nazım imar planında ise sanayi alanı, serbest bölge, belediye hizmet alanı, otoyol ile park ve yeşil alan olarak planlı olduğu, tesisin üreteceği kirli havanın rüzgarlarla civar yerleşimleri olumsuz etkileyeceği, tarımsal üretimi ve Karaduvar bölgesinde yaygın olan balıkçılık sektörünü olumsuz etkileyeceği, bölgede kurulması planlanan tesise yaklaşık on kilometre mesafede bulunan Mersin Tarsus Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesine yapılacak yatırımlarının hayata geçmesinin güçleşeceği, serbest bölge genişleme alanı olarak planlanan otuz altı hektarlık alanın da özel endüstri bölgesi sınırlarına dahil edilerek Mersin ilinin çevre dostu iş alanlarının gelişiminin engellendiği, Mersin limanının verimliliğinin olumsuz etkileneceği, tesisin faaliyete başlamasıyla Mersin ili doğu girişi trafik sorununun daha da artacağı, elli metre en kesitli taşıt yolu sınır içine dahil edilerek serbest bölge ve limana ilişkin ulaşıma yönelik çözümlerinin kısıtlandığı ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI : Usul yönünden, davacıların milletvekili sıfatlarıyla işbu davayı açma ehliyetlerinin bulunmadığı ve davanın bu nedenle ehliyet yönünden reddi gerektiği; esas yönünden, ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 11/09/2019 tarihli yazısı ile Mersin ilinde yer alan halihazırdaki ve ilave yapılacak tesislere ait alanların özel endüstri bölgesi olarak ilan edilmesinin talep edildiği, anılan Şirketin hazırladığı fizibilite raporunun incelendiği ve 4737 sayılı Kanun'un 4/Ç maddesindeki şartları sağladığının tespit edildiği, yer seçimi etüdünün yapıldığı ve sonucunda özet değerlendirme raporunun hazırlandığı, 14/03/2020 tarihli yazı ile başvurunun Cumhurbaşkanlığı'na sunulduğu, özel endüstri bölgesinin sınırlarının mer'i imar planları ile getirilen kararlar ve ilgili kurum görüşlerinin yanı sıra mülkiyet ve yerleşim dokusu da dikkate alınarak belirlendiği, 16/10/2019 tarihli Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yazısında sanayi ve depolama alanı olarak ayrılan kısımda özel endüstri bölgesi ilanı çalışmalarının yürütülmesinde sakınca olmadığının bildirildiği, dava konusu işlemi takiben yapılan yazışmalar neticesinde söz konusu alanın 29/05/2020 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan "Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu Plan Değişikliği" ile endüstri bölgesi lejantı kullanılarak plana işlendiği, plan notlarının da "bu alanlarda 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu ve ilgili yönetmelikler geçerlidir" ve "bu alanlarda yer seçecek kullanımlar ve yapılaşma koşulları alt ölçekli planlarda belirlenir" şeklinde düzenlendiği, dava konusu işlemin park ve yeşil alanlara yönelik alınan onayları ortadan kaldıran bir işlem olmadığı, özel endüstri bölgesi olarak 1/5000 ve 1/1000 ölçekli revizyon imar planı çalışmalarının halen devam ettiği, onaylanacak revizyon imar planında da söz konusu alanların mer'i mevzuat gereğince korunacağı, elli metrelik yolun geçirildiği 1 nolu parselin mülkiyetinin ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye ait olduğu, ... nolu parselin ise Maliye Hazinesi ile hisseli olduğu, yolun geçirildiği kısımların kamulaştırılarak kamuya terk edilmediği, yolun geçirildiği kısımlarda yerleşik ve ruhsatlı tesislerin yer aldığı, ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin mülkiyetten kaynaklı hakları sebebiyle yolun hukuken ve fiilen tesis edilemeyeceği, bu nedenle bu kısmın özel endüstri bölgesi sınırlarına dahil edilmesinin limana yönelik çözümlere kısıtlama getirdiği iddiasının yerinde olmadığı, belediye hizmet alanı olan kısım her ne kadar başlangıçta incelenen 154 hektar büyüklüğündeki alan içinde yer almakta idiyse de yapılan etüt çalışmaları sonucunda bu alanın çıkarıldığı ve ilan edilen özel endüstri bölgesi alanı büyüklüğünün 143,05 hektara düşürüldüğü, dolayısıyla kamusal alanların yok edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, proje hakkında ÇED olumlu kararı alınmış olması nedeniyle projenin yaşam alanlarını olumsuz etkileyeceği yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığı, Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili birimlerinden alınan görüşlerde, alanın özel endüstri bölgesi olarak ilan edilmesinin tarımsal üretimi ve balıkçılığı olumsuz etkileyeceğine dair bir ifade bulunmadığı ve alanın tarım dışı amaçla kullanım açısından izinli statüde olduğunun bildirildiği, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü'nün 23/09/2019 tarihli yazısında alanın kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi veya turizm merkezi kapsamında kalmadığının ve alanda bir çalışmalarının olmadığının, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Adana Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nün 31/10/2019 tarihli yazısında ise alan içerisinde herhangi bir kültür varlığına rastlanılmadığının bildirildiği, özel endüstri bölgesinin hem inşaat hem de üretim aşamasında Mersin ili için çok önemli bir iş kaynağı olacağı, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün uygun görüş vermiş olması nedeniyle davacının Mersin Limanı'nın verimliliğinin olumsuz etkileneceğine yönelik iddiasının da yerinde olmadığı, halihazırda sanayi ve depolama alanı olarak planlanmış bir alana sanayi yatırımlarının gerçekleştirileceği özel endüstri bölgesi statüsü verilmesinin trafik sorununa ek bir yük getireceği iddiasının bilimsel ve teknik verilerden uzak olduğu savunulmaktadır. DAVALILAR YANINDA MÜDAHİLİN SAVUNMASI : İşleme konu özel endüstri bölgesi alanında yapılacak olan polipropilen üretim tesisi yatırımına proje bazlı devlet yardımı verilmesine ilişkin 26/11/2018 tarih ve 385 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın 27/11/2018 tarih ve 30608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, davacının iddialarının büyük kısmının ÇED olumlu kararına ilişkin olduğu, başvurunun Kanun ve Yönetmelikte aranan tüm şartları taşıdığı, bu şartların sağlanıp sağlanmadığına yönelik denetim dışında bir hukuki denetimin yerindelik denetimi yasağına aykırı olacağı, alanın çok büyük bir kısmının maliki olduğu ve alanın bütünlüğünü sağlamak için mevzuatla izin verilmiş olan kamulaştırma uygulaması ile kamu maliyesine yük olmadan alandaki kendi mülkiyeti dışında kalan alanların kullanıma dahil edileceği, serbest bölge genişleme alanı olarak belirlenen bir alanın kullanım amacının değiştirilmesinin mümkün olduğu, nitekim dava konusu işlemle proje alanının özel endüstri bölgesi olarak faaliyet göstermesinde daha üstün kamu yararı bulunduğunun değerlendirildiği, ayrıca anılan alana ilişkin olarak herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmamış olmasının bu alanın serbest bölge genişleme alanı olarak kullanılmasında kamu yararı kalmadığını ortaya koyduğu, dava konusu işlemle ilan edilen alanda kurulacak tesisin çevresel ve ekonomik açıdan olumsuz bir etkiye sebep olmayacağının ÇED raporunda bilimsel kanıtlarıyla açıklandığı, ÇED raporundaki tüm değerlendirmelerin projeye en yakın konut uzaklığı olan altmış metre mesafedeki Karaduvar Mahallesine bağlı konutlar esas alınarak yapıldığı, projenin bölgedeki insanlara zarar vermeyeceğinin ortaya konulduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen özel endüstri bölgesinde gerçekleştirilecek projeye ilişkin olarak alınan ÇED Olumlu kararının iptaline ilişkin ... . İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... ; E:... , K:... ; E:... , K:... sayılı kararlarının Danıştay Altıncı Dairesinin 23/09/2021 tarih ve E:2021/5022, K:2021/10064; E:2021/6778, K:2021/10066 ve E:2021/5388, K:2021/10065 sayılı kararlarıyla onanarak kesinleşmiş olması nedeniyle dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, 28/03/2020 tarih ve 31082 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mersin ili, Akdeniz ilçesinde bulunan ve sınırları ekli haritada gösterilen alanın 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi gereğince ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmesine ilişkin 27/03/2020 tarih ve 2318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılmıştır. 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun "Özel endüstri bölgeleri" başlıklı 4/Ç maddesinde, "Üzerinde kurulu sanayi tesisi bulunan, arazi alanı yüz elli bin metrekareden büyük, kurulduğu dönemde geçerli olan imar plânları uyarınca gerekli izinleri alarak faaliyete geçmiş ve yeni yapılacak yatırım yeri için en az elli bin metrekare tevsi imkânı sağlayan alanlar veya üzerinde kurulu sanayi tesisi bulunmayan, iki yüz bin metrekareden büyük alanlar gerçek ya da tüzel kişilerin başvurusu, Cumhurbaşkanınca özel endüstri bölgesi olarak ilan edilir. Özel endüstri bölgesi ilan edilecek alanlarda; a) Gerçekleştirme süresi beş yılı geçmemek üzere 213 sayılı Kanun uyarınca Maliye Bakanlığınca belirlenen yeniden değerleme oranına göre güncellenmek kaydıyla en az dört yüz milyon Türk lirası tutarında yeni yatırım taahhüdünde bulunulması, b) Başvuru sahibi gerçek veya tüzel kişilerin, önerilen alanın en az %51’inin mülkiyetine ve/veya varsa süreleri ile sınırlı olmak kaydıyla irtifak hakkına veya kullanma iznine sahip olması, c) Yeni yatırıma ilişkin “ÇED Olumlu” kararı veya “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınmış olması, şartları aranır..." hükmü yer almıştır. 06/08/2019 tarih ve 30854 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği'nin "Yer seçimi ve ilan" başlıklı 33. maddesinde; "(1) Bakanlıkça uygun bulunan başvurular için; bu Yönetmeliğin 5, 6 ve 7 nci maddelerinde açıklandığı şekilde yer seçimi etüdü yapılır ve özet değerlendirme raporu hazırlanır. (2) ÇED mevzuatı uyarınca “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınmasının ardından; alanın, Cumhurbaşkanı kararı ile özel endüstri bölgesi olarak ilan edilmesine karar verilir. (3) Başvuru sahibinin, Cumhurbaşkanı kararından önce özel endüstri bölgesi olarak ilan edilecek alanların yönetim ve işletilmesinden sorumlu olmak üzere 6102 sayılı Kanuna göre bir anonim şirket kurması zorunludur. (4) Özel endüstri bölgesi olarak ilan edilen alanlar yatırım için gerekli olan sosyal, idari, lojistik, ticari ve benzeri faaliyetler haricinde hiçbir şekilde başka amaçlarla kullanılamaz." kuralı, 34. maddesinin 1. fıkrasında ise; "özel endüstri bölgesi olarak ilan edilecek alanlarda başvuru sahibinin mülkiyetinde olanlar dışında özel mülkiyete konu araziler bulunması halinde bu arazilerin Bakanlıkça kamulaştırılmasının ardından Hazine adına tescil yapılır." kuralı, 36. maddesinin 1. fıkrasında da; özel endüstri bölgesine ait halihazır harita, jeolojik-jeoteknik etüd raporu, imar ve parselasyon planları bu Yönetmeliğin 12,13,14, ve 15. maddelerindeki hükümler uyarınca başvuru sahibi tarafından yeniden hazırlanarak Bakanlıkça onaylanabilir." kuralına yer verilmiştir. 4737 sayılı Yasanın 4/Ç maddesi ve Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği'nin 33. maddesi hükmüne göre bir alanın özel endüstri bölgesi olarak ilan edilebilmesi için bu alanda gerçekleştirilecek yeni yatırıma ilişkin olarak "ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı alınması zorunluluğu bulunmaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden, Cumhurbaşkanı Kararı ile Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilen alanda hisselerinin tamamı ... Tarım Sanayi ve Ticaret A. Ş.'ne ait olan CFS Petrokimya Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirilmesi planlanan TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararı verildiği, ÇED sürecinin tamamlanmasının ardından ... tarih ve ... sayılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yazısı ile başvurunun Cumhurbaşkanlığı'na sunulması üzerine dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan ve sınırları karara ekli haritada gösterilen alanın, 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi gereğince ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edildiği, dava konusu işleme dayanak oluşturan ÇED Olumlu kararının ve öncesinde 1/100.000 ölçekle çevre düzeni imar planında değişikliklerin yapıldığı, hem çevre düzeni imar planında yapılan değişikliklerin hem de ÇED Olumlu kararının dava konusu olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilen alanda, hisselerinin tamamı davacıya ait şirket tarafından gerçekleştirilmesi planlanan Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davalar sonucunda, ... İdare Mahkemesince ... tarihinde verilen E:... , K:... ; E:... , K:... ; E:... , K:... sayılı kararlarla, gerçekleştirilmesi planlanan polipropilen üretimi faaliyetinin hammadde temininden itibaren tüm aşamalarının ÇED raporunda açık şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekirken projede birtakım belirsizlik ve eksiklikler bulunduğu, ÇED raporunda her ne kadar deniz alanında hiçbir faaliyette bulunulmayacağı belirtilmiş ise de, kurulması planlanan polipropilen üretim tesisinin faaliyete geçebilmesi için gerekli olan hammaddenin tesise ne şekilde getirileceğinin ÇED raporunda belirtilmediği, dolayısıyla ham maddenin tesise taşınması sırasında çevrenin nasıl etkileneceğine dair öngörünün belirsiz olduğu, ÇED raporunda belirtilen su ihtiyacının somut olarak hangi kaynaktan karşılanacağının belirsiz olduğu, Deliçay Deresiyle ilgili herhangi bir etüt çalışması yapılmadığı, bilirkişi raporunda akım gözlem istasyonu tarafından elde edilen verilere göre Deliçay deresinin sürekli akıma sahip bir dere olmadığı ve yılda en az altı ay boyunca su temin etmenin mümkün olmayacağının belirtildiği, proje sahibi tarafından su kullanımına ilişkin gölet projesi, yer altı suyu temini seçeneklerinden bahsedilmekle birlikte bu konuda hiçbir somut belirlemeye gidilmediği, üretim prosesine bağlı olarak oluşacak ve arıtma sonrası deniz ortamına bırakılacak atık suyun karakteristik özelliklerini belirleme çalışmaları yapılmadığı, Merkezi Atıksu Arıtma Tesisi Tip Proses Akım Şemasının bu tesisin atıksularını arıtmak için yeterli ve uygun arıtım proseslerine sahip olmadığı, bu konuda ÇED raporunda belirtilen fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma uygulanacağı ve gerekli mühendislik hizmetinin alınacağı şeklinde taahhütlerin somut ve denetime elverişli olmadığı, söz konusu eksiklikler nedeniyle bilirkişilere projenin çevre üzerindeki olası olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının saptanabilmesi için değerlendirme yapılabilmesi olanağının bırakılmadığı, bilirkişi raporunda yer verilen tespitler bağlamında, belirtilen hususlarda çevrenin korunmasına yönelik somut çözümler ve gerekçeler üretmekten uzak ve yetersiz şekilde hazırlandığı anlaşılan ÇED raporuna dayalı olarak verilen "ÇED olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararının iptaline karar verildiği, yine 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni İmar Planının; Mersin İli, Akdeniz İlçesi, ... Mahallesi,... pafta, ... ada, ... ve ... sayılı parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmına yönelik 03/04/2017 tarihli Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olurlu revizyonu, 19/07/2017 tarihli Bakanlık olurlu değişikliği ve 29/05/2020 tarihinde onaylanan değişikliğin iptali istemiyle davalar açıldığı ve incelenme aşamasında olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının dayanağını teşkil eden ve mevzuat uyarınca alınması zorunlu olan ÇED Olumlu kararının yargı kararıyla iptal edilmiş olması ve henüz çevre düzeni imar planı değişikliğinin kesinleşmemiş olması nedeniyle, dava konusu Cumhurbaşkanı kararı'nın bu aşamada mevzuatta aranan şartları sağlamadığı ve hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 04/06/2024 tarihinde, davacıları temsilen gelen olmadığı, davalı idareler Cumhurbaşkanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı vekilleri Av. ... ile davalı idareler yanında müdahil vekili Av. ... 'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Hazır bulunan davalı ve davalı yanında müdahil vekillerine usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra davalı ve davalı yanında müdahil vekillerine son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin... tarih ve ... nolu dilekçesi ile fizibilite raporu ve bir takım belgeler de sunulmak suretiyle, mülkiyetine sahip oldukları Mersin tesislerinin yer aldığı arazinin "... Mersin Özel Endüstri Bölgesi" olarak tescil edilmesi için gerekli işlemlerin başlatılması davalı idarelerden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'ndan talep edilmiştir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından başvuru evrakının incelenmesi akabinde ... tarih ve ... sayılı yazı ile yer seçimine ilişkin olarak ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri talep edilmiştir. 04-07/11/2019 tarihleri arasında yer seçimi etüdü yapılmıştır. Özel endüstri bölgesi olarak tescil edilmesi istenilen alanda, hisselerinin tamamı ... Tarım Sanayi ve Ticaret A. Ş.'ne ait olan CFS Petrokimya Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirilmesi planlanan TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararı verilmiştir. Anılan sürecin tamamlanmasının ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısı ile, yer seçimi etüdü neticesinde hazırlanan özet değerlendirme raporu ile talebe konu alanın sınırlarını gösterir haritanın Cumhurbaşkanlığı'na sunulması üzerine tesis edilen ve 28/03/2020 tarih ve 31082 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/03/2020 tarih ve 2318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan ve sınırları karara ekli haritada gösterilen alanın 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi gereğince ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Davalı idareler tarafından, davacıların milletvekili sıfatlarıyla işbu davayı açma ehliyetlerinin bulunmadığı ve davanın bu nedenle ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Hukuk devletinin özünü; devletin hukuka bağlılığı, devlet organlarının hukukun içinde kalarak işlem ve eylemler yapabilmesi oluşturmaktadır. Anayasal bir ilke olarak, devletin tüm faaliyetlerinin yargısal denetime açık olması hukuk devletinin vazgeçilmez bir niteliği olup; yargı denetimi, hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biri konumundadır. Bununla birlikte bir idari işlemin yargı denetimine tabi tutulması için yapılacak başvurular belirli usuli koşullara tabiidir. Bu bağlamda bir idari işlemden dolayı iptal davası açılabilmesi için iptali istenilen idari işlem ile davacı arasında bir menfaat ilişkisinin bulunması gerekir. İdari işlem ile davacı arasındaki bağı ve ilgiyi anlatan menfaat ilişkisi kavramından söz edilebilmesi için; gerek doktrin, gerekse içtihatlar, bu ilişkinin meşru, davacıyı etkileyecek bir biçimde kişisel ve güncel olması gerektiğinde birleşmektedir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 18/07/2018 tarih ve 2015/3690 başvuru numaralı kararında da; "2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" kavramı; idari makamlar tarafından gerçekleştirilen ancak bireyin menfaatini etkilemeyen, bir başka ifadeyle birey üzerinde herhangi bir hukuksal sonuç doğurmayan işlemlerin uyuşmazlık konusu yapılarak hem yargının hem de idarenin sürekli ve gereksiz bir biçimde meşgul edilip işleyemez hâle gelmesini engellemek, bu suretle gerek yargı hizmetinin gerekse idarenin asli görevi olan kamu hizmetlerinin hızlı, düzenli ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak düşüncesiyle davacı ile arasında menfaat bağı kurulamayan işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelenmemesi maksadıyla idari yargıya ilişkin bir usul kuralı olarak düzenlenmiştir." ifadelerine yer verilerek sözü edilen usul kuralının düzenlenme amacı ortaya konulmuştur. Bu bağlamda sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları ise, her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğini ve ilgili mevzuat hükümlerini göz önünde bulundurarak dava konusu işlemin davacının hukuki durumu üzerinde yaratabileceği etki ve sonuçlardan hareketle değerlendirilmektedir. Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi konularda; vatandaşların, belde veya semt sakini sıfatıyla dava açılabileceğinin Danıştay içtihatlarıyla kabul edildiği hususunda duraksama bulunmamaktadır. Anılan içtihadın temelinde ise; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda tesis edilen işlemlerin belde sakinlerinin kişisel menfaatini de ihlal ettiği gerçeği yatmaktadır. Bu anlayış çerçevesinde geliştirilen hemşehri hukuku kavramı; herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı kapsamında, yaşadığı yer ve çevresine dair idari işlemler sonucunda o beldede ikamet etmek koşuluyla işlemden menfaatinin etkileniyor olduğunun kabul edilmesini gerektirir. Bu durumun bir sonucu olarak da belde sakinlerinin çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi işlemlere dava açma konusunda hemşehri hukuku kapsamında ehliyetli olduğu kabul edilmektedir. Milletvekilliği sıfatı ise, hukuksal bir statü niteliğinde olup, bu sıfatla dava açılabilecek haller Anayasa'nın 85. ve 150. maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir. Milletvekilliğinin düşürülmesine, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karşı ve kanunların, Meclis İçtüzüğünün, kanun hükmünde kararnamelerin, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin iptali için iptal davası açılması halleri milletvekilliği sıfatına dayalı olarak doğrudan dava açılabilecek haller olarak sayılmıştır. Bunlar dışında milletvekillerine, milletin temsilcisi olma sıfatıyla kamu yararını ilgilendiren idari işlemlere karşı doğrudan dava açma hakkı tanınmamıştır. Bununla birlikte; milletvekillerinin, seçildikleri bölgede ikamet edip etmediklerine bakılmaksızın seçildikleri bölgenin hemşehrisi sayılmaları gerektiği ve seçim bölgelerini ilgilendiren çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi konularda, hemşehri hukuku kapsamında dava açabilecekleri sonucuna varılmıştır. Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 21/12/2023 tarih ve E:2023/1217, K:2023/3195 sayılı kararı da bu yöndedir. Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile, Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan bir alanın 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi gereğince ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmesine karar verilmiştir. Bu durumda, davacıların milletvekili seçildikleri Mersin ilindeki bir alanın Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptalini istemekte, hemşehri hukuku kapsamında subjektif dava açma ehliyetlerinin bulunduğu ve davalı idarelerin davanın ehliyet yönünden reddi gerektiğine ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun "Özel endüstri bölgeleri" başlıklı 4/Ç maddesinin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, "Üzerinde kurulu sanayi tesisi bulunan, arazi alanı yüz elli bin metrekareden büyük, kurulduğu dönemde geçerli olan imar plânları uyarınca gerekli izinleri alarak faaliyete geçmiş ve yeni yapılacak yatırım yeri için en az elli bin metrekare tevsi imkânı sağlayan alanlar veya üzerinde kurulu sanayi tesisi bulunmayan, iki yüz bin metrekareden büyük alanlar gerçek ya da tüzel kişilerin başvurusu üzerine, Cumhurbaşkanınca özel endüstri bölgesi olarak ilan edilir. Özel endüstri bölgesi ilan edilecek alanlarda; a) Gerçekleştirme süresi beş yılı geçmemek üzere 213 sayılı Kanun uyarınca Maliye Bakanlığınca belirlenen yeniden değerleme oranına göre güncellenmek kaydıyla en az dört yüz milyon Türk lirası tutarında yeni yatırım taahhüdünde bulunulması, b) Başvuru sahibi gerçek veya tüzel kişilerin, önerilen alanın en az %51’inin mülkiyetine ve/veya varsa süreleri ile sınırlı olmak kaydıyla irtifak hakkına veya kullanma iznine sahip olması, c) Yeni yatırıma ilişkin “ÇED Olumlu” kararı veya “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınmış olması, şartları aranır..." hükmü yer almaktadır. 06/08/2019 tarih ve 30854 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği'nin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, ÇED, çevresel etki değerlendirmesi olarak; (j) bendinde, özel endüstri bölgesi, önerilen alanın en az %51’inin mülkiyetine ve/veya varsa süreleri ile sınırlı olmak kaydıyla irtifak hakkına veya kullanma iznine sahip gerçek ya da tüzel kişilerin başvurusu üzerine ilan edilebilecek endüstri bölgesi olarak tanımlanmış; "Yer seçimi ve ilan" başlıklı 33. maddesinde ise, "(1) Bakanlıkça uygun bulunan başvurular için; bu Yönetmeliğin 5, 6 ve 7 nci maddelerinde açıklandığı şekilde yer seçimi etüdü yapılır ve özet değerlendirme raporu hazırlanır. (2) ÇED mevzuatı uyarınca “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınmasının ardından; alanın, Cumhurbaşkanı kararı ile özel endüstri bölgesi olarak ilan edilmesine karar verilir. (3) Başvuru sahibinin, Cumhurbaşkanı kararından önce özel endüstri bölgesi olarak ilan edilecek alanların yönetim ve işletilmesinden sorumlu olmak üzere 6102 sayılı Kanuna göre bir anonim şirket kurması zorunludur. (4) Özel endüstri bölgesi olarak ilan edilen alanlar yatırım için gerekli olan sosyal, idari, lojistik, ticari ve benzeri faaliyetler haricinde hiçbir şekilde başka amaçlarla kullanılamaz." düzenlemesine yer verilmiştir. Hukuki Değerlendirme: 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi ve Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği'nin 33. maddesi uyarınca, bir alanın Cumhurbaşkanı Kararı ile özel endüstri bölgesi olarak ilan edilebilmesi için bu alanda gerçekleştirilecek yeni yatırıma ilişkin olarak "ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı alınmış olması zorunludur. Bu zorunluluk çerçevesinde, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmeden önce söz konusu alanda, hisselerinin tamamı ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne ait olan CFS Petrokimya Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirilmesi planlanan TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 10/03/2020 tarih ve 5835 sayılı ÇED Olumlu kararı verilmiş ve ÇED sürecinin tamamlanmasının ardından 14/03/2020 tarih ve 1442260 sayılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yazısı ile başvurunun Cumhurbaşkanlığı'na sunulması üzerine dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan ve sınırları karara ekli haritada gösterilen alan 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi gereğince ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmiştir. Ancak bahsi geçen... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davalar neticesinde ...İdare Mahkemesince ...tarihinde verilen E:..., K:...; E:..., K:...; E:..., K:... sayılı kararlarla, gerçekleştirilmesi planlanan polipropilen üretimi faaliyetinin hammadde temininden itibaren tüm aşamalarının ÇED raporunda açık şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekirken projede birtakım belirsizlik ve eksiklikler bulunduğu, ÇED raporunda her ne kadar deniz alanında hiçbir faaliyette bulunulmayacağı belirtilmiş ise de, kurulması planlanan polipropilen üretim tesisinin faaliyete geçebilmesi için gerekli olan hammaddenin tesise ne şekilde getirileceğinin ÇED raporunda belirtilmediği, dolayısıyla hammaddenin tesise taşınması sırasında çevrenin nasıl etkileneceğine dair öngörünün belirsiz olduğu, ÇED raporunda belirtilen su ihtiyacının somut olarak hangi kaynaktan karşılanacağının belirsiz olduğu, Deliçay Deresiyle ilgili herhangi bir etüt çalışması yapılmadığı, bilirkişi raporunda akım gözlem istasyonu tarafından elde edilen verilere göre Deliçay deresinin sürekli akıma sahip bir dere olmadığı ve yılda en az altı ay boyunca su temin etmenin mümkün olmayacağının belirtildiği, proje sahibi tarafından su kullanımına ilişkin gölet projesi, yer altı suyu temini seçeneklerinden bahsedilmekle birlikte bu konuda hiçbir somut belirlemeye gidilmediği, üretim prosesine bağlı olarak oluşacak ve arıtma sonrası deniz ortamına bırakılacak atık suyun karakteristik özelliklerini belirleme çalışmaları yapılmadığı, Merkezi Atıksu Arıtma Tesisi Tip Proses Akım Şemasının bu tesisin atıksularını arıtmak için yeterli ve uygun arıtım proseslerine sahip olmadığı, bu konuda ÇED raporunda belirtilen fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma uygulanacağı ve gerekli mühendislik hizmetinin alınacağı şeklindeki taahhütlerin somut ve denetime elverişli olmadığı, söz konusu eksiklikler nedeniyle bilirkişilere projenin çevre üzerindeki olası olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının saptanabilmesi için değerlendirme yapılabilme olanağı bırakılmadığı, buna göre bilirkişi raporunda yer verilen tespitler bağlamında, belirtilen hususlarda çevrenin korunmasına yönelik somut çözümler ve gerekçeler üretmekten uzak ve yetersiz şekilde hazırlandığı anlaşılan ÇED raporuna dayalı olarak verilen "ÇED olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle ... tarih ve... sayılı ÇED Olumlu kararının iptaline karar verilmiş olup, ... İdare Mahkemesinin anılan kararları, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/09/2021 tarih ve E:2021/5022, K:2021/10064; E:2021/6778, K:2021/10066 ve E:2021/5388, K:2021/10065 sayılı kararlarıyla onanarak kesinleşmiştir. Yargı yerlerince hukuka aykırı bulunan idari işlemler hakkında verilen iptal kararları, varlıklarını hukuka uygunluk karinesinden yararlanmak suretiyle sürdüren idari işlemleri tesis edildikleri tarihe kadar geriye yürür şekilde ortadan kaldırır. Bir başka deyişle, yargı kararıyla iptal edilen idari işlemler tesis edildikleri tarihten itibaren tüm hüküm ve sonuçları ile ortadan kalkar. Dolayısıyla, yargı kararıyla iptal edilen idari işleme bağlı olarak tesis edilen diğer işlemler de hukuka aykırı hale gelir. İptal kararlarının bu özelliği, dava konusu idari tasarruftan önceki hukuki durumun sağlanması gereğinden kaynaklanmakta olup, iptal kararları, iptal edilmiş olan idari işlemi hukuk aleminde hiç doğmamış hale getirmektedir. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 17/02/2021 tarih ve E:2020/572, K:2021/305; 21/02/2022 tarih ve E:2021/1511, K:2022/548; 15/06/2022 tarih ve E:2021/2270, K:2022/2177 sayılı kararları da bu yöndedir. Bu durumda; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilen alanda gerçekleştirilmesi planlanan TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararı, kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşen yargı kararlarıyla iptal edilmiş olduğundan, tesis edildiği tarihten itibaren tüm hüküm ve sonuçları ile ortadan kalkmış ve hukuk aleminde hiç doğmamış hale gelmiştir. Dolayısıyla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesis edildiği tarih itibarıyla da, özel endüstri bölgesi olarak ilan edilmesi istenilen alanda gerçekleştirilmesi planlanan yatırım projesine ilişkin olarak alınmış hukuka uygun bir ÇED Olumlu kararı bulunduğundan söz edilmesi mümkün değildir. Bu haliyle, dava konusu 27/03/2020 tarih ve 2318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı tesis edilirken esas alınan ...tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararının hukuka aykırılığının yargı kararıyla tespit edilerek iptal edilmiş ve tesis edildiği tarihten itibaren tüm hüküm ve sonuçları ile ortadan kalkarak hukuk aleminde hiç doğmamış hale gelmiş olması nedeniyle dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka uyarlık bulunmadığı ve iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 28/03/2020 tarih ve 31082 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan; Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan ve sınırları ekli haritada gösterilen alanın, 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi gereğince ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmesine ilişkin 27/03/2020 tarih ve 2318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, davalı idareler yanında müdahil tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen ... TL yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılardan ...'e verilmesine, 4. Posta gideri avanslarından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara ve davalı idareler yanında müdahile iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/06/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X)-KARŞI OY : 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun "Özel endüstri bölgeleri" başlıklı 4/Ç maddesinin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, "Üzerinde kurulu sanayi tesisi bulunan, arazi alanı yüz elli bin metrekareden büyük, kurulduğu dönemde geçerli olan imar plânları uyarınca gerekli izinleri alarak faaliyete geçmiş ve yeni yapılacak yatırım yeri için en az elli bin metrekare tevsi imkânı sağlayan alanlar veya üzerinde kurulu sanayi tesisi bulunmayan, iki yüz bin metrekareden büyük alanlar gerçek ya da tüzel kişilerin başvurusu üzerine, Cumhurbaşkanınca özel endüstri bölgesi olarak ilan edilir. Özel endüstri bölgesi ilan edilecek alanlarda; a) Gerçekleştirme süresi beş yılı geçmemek üzere 213 sayılı Kanun uyarınca Maliye Bakanlığınca belirlenen yeniden değerleme oranına göre güncellenmek kaydıyla en az dört yüz milyon Türk lirası tutarında yeni yatırım taahhüdünde bulunulması, b) Başvuru sahibi gerçek veya tüzel kişilerin, önerilen alanın en az %51’inin mülkiyetine ve/veya varsa süreleri ile sınırlı olmak kaydıyla irtifak hakkına veya kullanma iznine sahip olması, c) Yeni yatırıma ilişkin “ÇED Olumlu” kararı veya “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınmış olması, şartları aranır..." hükmü yer almaktadır. 06/08/2019 tarih ve 30854 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği'nin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, ÇED, çevresel etki değerlendirmesi olarak; (j) bendinde, özel endüstri bölgesi, önerilen alanın en az %51’inin mülkiyetine ve/veya varsa süreleri ile sınırlı olmak kaydıyla irtifak hakkına veya kullanma iznine sahip gerçek ya da tüzel kişilerin başvurusu üzerine ilan edilebilecek endüstri bölgesi olarak tanımlanmış; "Yer seçimi ve ilan" başlıklı 33. maddesinde ise, "(1) Bakanlıkça uygun bulunan başvurular için; bu Yönetmeliğin 5, 6 ve 7 nci maddelerinde açıklandığı şekilde yer seçimi etüdü yapılır ve özet değerlendirme raporu hazırlanır. (2) ÇED mevzuatı uyarınca “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınmasının ardından; alanın, Cumhurbaşkanı kararı ile özel endüstri bölgesi olarak ilan edilmesine karar verilir. (3) Başvuru sahibinin, Cumhurbaşkanı kararından önce özel endüstri bölgesi olarak ilan edilecek alanların yönetim ve işletilmesinden sorumlu olmak üzere 6102 sayılı Kanuna göre bir anonim şirket kurması zorunludur. (4) Özel endüstri bölgesi olarak ilan edilen alanlar yatırım için gerekli olan sosyal, idari, lojistik, ticari ve benzeri faaliyetler haricinde hiçbir şekilde başka amaçlarla kullanılamaz." düzenlemesine yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 11/09/2019 tarihli başvurusu üzerine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından endüstri bölgeleri mevzuatı uyarınca gerekli iş ve işlemlerin gerçekleştirildiği, özel endüstri bölgesi olarak tescil edilmesi istenilen alanda hisselerinin tamamı ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne ait olan ... Petrokimya Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirilmesi planlanan TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesi ile ilgili ... tarih ve ...sayılı ÇED Olumlu kararının alındığı, ayrıca yukarıda anılan mevzuat çerçevesinde özel endüstri bölgesi olarak ilan edilecek alanda gerçekleştirilmesi planlanan yeni yatırıma ilişkin "ÇED Olumlu" kararı alınmış olması dışında aranan şartların da davalı idareler yanında davaya müdahale eden şirket tarafından sağlandığı, bunun üzerine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı ile başvurunun Cumhurbaşkanlığı'na iletildiği ve dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesis edildiği anlaşılmaktadır. Daire kararında belirtildiği gibi, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilen alanda gerçekleştirilmesi planlanan projeye ilişkin ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararı, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesis edildiği tarihten sonra verilen ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...; E:..., K:...; E:..., K:...sayılı kararlarıyla, gerçekleştirilmesi planlanan polipropilen üretimi faaliyetinin hammadde temininden itibaren tüm aşamalarının ÇED raporunda açık şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekirken projede birtakım belirsizlik ve eksiklikler bulunduğu, ÇED raporunda her ne kadar deniz alanında hiçbir faaliyette bulunulmayacağı belirtilmiş ise de, kurulması planlanan polipropilen üretim tesisinin faaliyete geçebilmesi için gerekli olan hammaddenin tesise ne şekilde getirileceğinin ÇED raporunda belirtilmediği, dolayısıyla hammaddenin tesise taşınması sırasında çevrenin nasıl etkileneceğine dair öngörünün belirsiz olduğu, ÇED raporunda belirtilen su ihtiyacının somut olarak hangi kaynaktan karşılanacağının belirsiz olduğu, Deliçay Deresiyle ilgili herhangi bir etüt çalışması yapılmadığı, bilirkişi raporunda akım gözlem istasyonu tarafından elde edilen verilere göre Deliçay deresinin sürekli akıma sahip bir dere olmadığı ve yılda en az altı ay boyunca su temin etmenin mümkün olmayacağının belirtildiği, proje sahibi tarafından su kullanımına ilişkin gölet projesi, yer altı suyu temini seçeneklerinden bahsedilmekle birlikte bu konuda hiçbir somut belirlemeye gidilmediği, üretim prosesine bağlı olarak oluşacak ve arıtma sonrası deniz ortamına bırakılacak atık suyun karakteristik özelliklerini belirleme çalışmaları yapılmadığı, Merkezi Atıksu Arıtma Tesisi Tip Proses Akım Şemasının bu tesisin atıksularını arıtmak için yeterli ve uygun arıtım proseslerine sahip olmadığı, bu konuda ÇED raporunda belirtilen fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma uygulanacağı ve gerekli mühendislik hizmetinin alınacağı şeklindeki taahhütlerin somut ve denetime elverişli olmadığı, söz konusu eksiklikler nedeniyle bilirkişilere projenin çevre üzerindeki olası olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının saptanabilmesi için değerlendirme yapılabilme olanağı bırakılmadığı, buna göre bilirkişi raporunda yer verilen tespitler bağlamında, belirtilen hususlarda çevrenin korunmasına yönelik somut çözümler ve gerekçeler üretmekten uzak ve yetersiz şekilde hazırlandığı anlaşılan ÇED raporuna dayalı olarak verilen "ÇED olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal edilmiş ve anılan kararlar, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/09/2021 tarih ve E:2021/5022, K:2021/10064; E:2021/6778, K:2021/10066 ve E:2021/5388, K:2021/10065 sayılı kararlarıyla onanarak kesinleşmiştir. Bununla birlikte, iptal kararlarının gerekçesiyle bir bütün olduğu ve bu gerekçe dikkate alınarak uygulanması gerektiği de açıktır. Anılan iptal kararının incelenmesinden; ÇED Olumlu kararının, bir takım eksiklik ve belirsizlikler içeren ÇED raporuna dayalı olarak verilmesi nedeniyle iptal edildiği, bahse konu eksiklik ve belirsizliklerin ise her zaman düzeltilip giderilebilecek nitelikte olduğu görülmektedir. Bu durumda, uyuşmazlıkta, yukarıda anılan mevzuat çerçevesinde özel endüstri bölgesi olarak ilan edilecek alanda gerçekleştirilmesi planlanan yeni yatırıma ilişkin "ÇED Olumlu" kararı alınmış olması dışında aranan şartların tamamının müdahil şirket tarafından sağlandığı da dikkate alındığında; ilgili alanın özel endüstri bölgesi olarak ilan edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılan işbu davanın esası hakkında karar verilmeden önce, ÇED Olumlu kararının iptaline ilişkin kesinleşen yargı kararındaki gerekçeler doğrultusunda eksiklik ve belirsizliklerin giderilip giderilmediğinin araştırılması, giderilmiş bulunması halinde -diğer koşulların tamamının sağlanması nedeniyle- davanın reddine karar verilmesi, giderilmemiş bulunmamakla birlikte giderilmesi amacıyla çalışmalara başlanması ve bu çalışmaların kesintisiz bir şekilde devam etmesi halinde bu hususun makul bir süre bekletici mesele yapılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesis edildiği esnada hukuken geçerli bir şekilde mevcut olan ÇED Olumlu kararının daha sonraki bir tarihte iptal edilmesinin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nı tek başına hukuka aykırı hale getirmeyeceği, yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.