Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıya ait işyerinde 24.07.2020 tarihli gemiadamı belirli süreli (6 ay süreli) hizmet sözleşmesi uyarınca; 24.07.2020-06.09.2020 tarihleri arasında uzun yol kaptanı olarak çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin bitiş tarihi 23.01.2021 olmasına rağmen davalı işveren tarafından 06.09.2020 tarihinden itibaren sefere çıkartılmadığını ve haklı bir sebep olmaksızın iş sözleşmesinin sona erdiğini, işverence sürelere uyulmamasından dolayı müvekkilinin be
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıya ait işyerinde 24.07.2020 tarihli gemiadamı belirli süreli (6 ay süreli) hizmet sözleşmesi uyarınca; 24.07.2020-06.09.2020 tarihleri arasında uzun yol kaptanı olarak çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin bitiş tarihi 23.01.2021 olmasına rağmen davalı işveren tarafından 06.09.2020 tarihinden itibaren sefere çıkartılmadığını ve haklı bir sebep olmaksızın iş sözleşmesinin sona erdiğini, işverence sürelere uyulmamasından dolayı müvekkilinin belirli süreli iş sözleşmesinin bitiş tarihine kadar bakiye süre ücreti alacağı bulunduğunu, aylık toplam ücretinin 5.500,00 USD olduğunu ileri sürerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 438. maddesi gereğince bakiye süre ücreti tutarında tazminat ve haksız fesih tazminatı alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, bakiye süre ücreti tutarında tazminat ve haksız fesih tazminatı istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.