T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/960 - Karar No:2026/476 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/960 KARAR NO : 2026/476 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/10/2024 NUMARASI : 2022/35 E-2024/555 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 28/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/05/2026 Davacı vekili t…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/960 - Karar No:2026/476 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/960 KARAR NO : 2026/476 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/10/2024 NUMARASI : 2022/35 E-2024/555 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 28/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/05/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili aleyhine davalı tarafça Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2012/13850 sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, müvekkili davacı şirketin takip dosyasına konu olduğu şekliyle alacaklı tarafa borcu bulunmak bir yana 169.510,39 TL cari hesap alacağı bulunduğunu, davalı ... Grup İnşaat A.Ş. ile müvekkili ... Elektrik Üretim A.Ş. arasında imzalanan 18.03.2011 tarihli sözleşme sonrası oluşan ticari ilişki çerçevesinde, davalıya bir kısım avans ödemeleri yapıldığını ve bunun dışında karşılıklı nakit ve çek çıkışı olduğunu, sözleşme kapsamında; 19.09.2011 tarihinde 230.489,60 TL miktarlı 1. hakediş yapıldığını, yapılan bu hakedişe ilişkin olarak davalı tarafından müvekkili şirkete 30.09.2011 tarihli 160.783,23 TL ve yine 30.09.2011 tarihli 69.706,38-TL miktarlı hakediş bedeline eşit bir biçimde faturalar kesildiğini, ancak daha sonra davalının sözleşme ile üstlendiği işi tamamlamadığını, oldukça fazla eksik iş bıraktığını, davalının sözleşmeyle üstlendiği işi sanki eksiksiz tamamlamış gibi işin tamamı ve hatta daha fazlası için fatura kestiğinin dava konusu icra takibiyle öğrenildiğini, ayrıca eldeki davanın ve icra takibinin konusu olan faturanın 281.061,76 TL miktarlı olduğu gözetildiğinde önceki kesilen iki fatura ile birlikte müvekkili davacı şirkete toplam 511.551,37 TL miktarlı fatura kesildiğinin anlaşıldığı, oysa 18.03.2011 tarihli sözleşmenin 400.000,00 TL miktarlı olduğunu, 1. hakedişte de işin keşif bedelinin 400.000,00 TL olarak yazıldığını, bu nedenle sözleşmede belirtilen işin bedelinden daha fazla miktarda fatura kesilmiş olmasının anlaşılamadığını, davalı tarafından müvekkili davacı şirkete kesilen 15.06.2012 tarih ve 281.061,76 TL miktarlı faturadan müvekkili davacı şirketin haberi bulunmadığını, böyle bir faturanın müvekkili davacı şirkete ulaştırılmadığını, kayıtlarında da yer almadığını, fatura içerinin gerçeğe aykırı olduğunu, ayrıca davalı tarafın sözleşme bedelini geçecek miktarda fatura düzenleyip müvekkilini borçlandırmaya çalıştığını, davalının sözleşmeyle üstlendiği işi dahi yapmamışken sözleşmede belirlenen rakamdan daha fazla olacak şekilde fatura kesmesi nedeniyle fatura içeriğindeki işi yaptığını ispatlamasının gerektiğini, icra takibi aşamasında ödeme emrinin usulsüz tebliği nedeniyle sonradan takipten haberdar olunduğunu, bu nedenle menfi tespit davası açtıklarını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla menfi tespit davasının kabulü ile Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2012/13850 sayılı icra takibiyle takip edilen alacaktan ve icra takibinden dolayı müvekkili davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, müvekkili davacı şirket aleyhine başlatılmış olan haksız ve kötüniyetli icra takibi nedeniyle davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkili davalı şirket ile davacı şirket arasında 18.03.2011 tarihli sözleşme ile Kahramanmaraş ili Nurhak Bölgesinde yer alan Teleme regülâtörü ve Hidroelektrik Santralı inşaatı yapım işi hususunda anlaşma yapıldığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ekinde yer alan belgelere göre, davalıya imalat listesi ve birim fiyat cetveli neticesinde 218.624,00 TL’lik bir fiyat verildiği ve buna ek olarak diğer malzemelerin fiyatlandırılmasında baz alınacak hususlarında da gösterildiğini, ancak iş bu sözleşme ve eklerinin hiçbir bölümünde sözleşme bedelinin 400.000,00 TL olarak belirtilmediğini, sözleşmenin hakediş ve ödemeler başlıklı 7.maddesinde ‘’sözleşmenin imzalanmasını müteakip sözleşmenin 400.000,00 TL tutarındaki miktarı avans olarak işveren tarafından yükleniciye 10. Gün içinde, yüklenicinin banka hesabına yatırılacaktır. ” hükmünün yer aldığını, ancak bu hükümde de sözleşmenin tamamının miktarı değil işin başında müvekkili davalıya avans olarak gönderilecek miktarın yer aldığını, bu nedenle davacı tarafça sözleşmenin 400.000,00 TL bedelli olduğu iddiasına katılmanın mümkün olmadığını, dava dilekçesinde müvekkili davalı tarafından işin eksik olarak yapıldığı iddia edilmiş olsa dahi ne sözleşme devamınca müvekkili davalıya bu konuda ihtar ya da ihbar yapılmadığını, ne de dava dilekçesi ekinde buna ilişkin belge sunulduğunu, sözleşme ve ekleri gereğince, davalının yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece 08.11.2018 tarih ve 2014/2074 Esas- 2018/834 Karar sayılı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 21.12.2021 tarih ve 2021/988 Esas- 2021/1177 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının ...'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; dosya kapsamı, toplanan kanıtlar, icra dosyası, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve alınan bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda yapılan değerlendirmede; taraflar arasında dava konusu işin yapımına ilişkin olarak eser sözleşmesi düzenlendiği, sözleşme doğrultusunda davalı taşeron tarafından 1 no'lu hakedişin düzenlendiği ve davacı tarafça bu hakediş bedelinin ödendiği, asıl uyuşmazlığın 2 nolu hakkedişe ilişkin olduğu, davalı tarafından 2 nolu hakediş bedelinin 281.061,76 TL olarak düzenlendiği ve bu hakkedişe yönelik faturanın davacı tarafa tebliğ edildiği, davacı tarafından itirazda bulunulmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, davalı yüklenici olup, sözleşme ilişkisinin ayakta olduğu sürece işin yüklenici tarafından yapıldığının kabulünün gerekeceği, her ne kadar davacı tarafından işin eksik bırakıldığı ve 3. kişilere yaptırıldığı iddia edilmiş ise de, buna ilişkin yapılan bilirkişi incelemesinde de belirtildiği üzere davacının bu iddiasını kanıtlar bilgi ve belge sunmadığı gibi yerinde yapılan defter incelemesinde de bu iddiayı destekler bir bilgiye rastlanılmadığı, sunulan faturaların uyuşmazlık konusu geçici kabulden öncesine ilişkin olması dikkate alındığında, dava konusu işin davalı dışında üçüncü bir kişiye yaptırıldığına ilişkin kanıt bulunmadığı, dava konusu işin davalı yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerekmiş olup, yapılan açıklamalar ve toplanan belgeler dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece 08.11.2018 tarih ve 2014/2074 E- 2018/834 K sayılı karar ile "Davanın KISMEN KABULÜ ile, Ankara 7.İcra Müdürlüğünün 2012/13850 sayılı takip dosyası nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine" karar verildiğini, istinaf incelemesi neticesinde kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 21.12.2021 tarih ve 2021/988 E- 2021/1177 K sayılı ilamı ile kaldırıldığını, kaldırma kararında "...davalı tarafça sözleşme kapsamında düzenlenen her iki hakediş doğrultusunda toplam iş bedelinin 511.551,37 TL olarak kabulü gerekli olup, davacı yüklenici ile dava dışı iş sahibi idare arasındaki geçici kabul tutanağının da düzenlendiği, düzenlenen geçici kabul tutanağında belirlenen eksik ve ayıplı işlere ilişkin davacı taahhüdünde bulunan iş kalemlerinin bulunup bulunmadığının, varsa bunların giderim bedelinin davalı taşeronun bakiye iş bedeli alacağından mahsup edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gerektiği gerekçesine yer verildiğini, bu kapsamda eldeki davada kaldırma sonrasında bilirkişi raporları alındığını ve Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 02.10.2024 tarih ve 2022/35 E- 2024/555 K sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, anılan kararın, usul ve yasaya aykırı olup, eksik ve hatalı değerlendirmelerle tesis edildiğini, davalının kendi iddialarından dahi işi bıraktığını ve 16.07.2012 tarihli geçici kabul tutanağında teslim edilen işlerin davalı tarafından yapılmadığını dosya muhteviyatından sabitken, davalının eksik ve ayıplı yaptığı işlerin ispatlanamadığından bahisle ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda her ne kadar "...davalı yüklenici olup, sözleşme ilişkisinin ayakta olduğu sürece işin yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerekecektir. Her ne kadar davacı tarafından işin eksik bırakıldığı ve 3. kişilere yaptırıldığı iddia edilmiş ise de, buna ilişkin yapılan bilirkişi incelemesinde de belirtildiği üzere, davacının bu iddiasını kanıtlar bilgi ve belge sunmadığı gibi yerinde yapılan defter incelemesinde de bu iddiayı destekler bir bilgiye rastlanılmadığı, sunulan faturaların uyuşmazlık konusu geçici kabulden öncesine ilişkin olması dikkate alındığında, dava konusu işin davalı dışında üçüncü bir kişiye yaptırıldığına ilişkin kanıt bulunmadığı anlaşılmakla dava konusu işin davalı yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerekmiş olup, yapılan açıklamalar ve toplanan belgeler dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir." ifadeleri ile davalının işi bıraktığı eksik ve ayıplı şekilde işi teslim ettiğinin ispatlanamadığı kabul edilmişse de, dosyada yer alan delillerin eksik ve hatalı değerlendirildiğini, dosyaya DSİ tarafından gönderilen 05.07.2012 tarihli geçici kabul tutanaklarında davalının alt-yüklenici olarak gösterilmediğinin, söz konusu geçici kabul tutanağı incelendiğinde görüleceği üzere alt-yüklenici adının ... Mühendislik İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. göründüğünün, yüklenicisinin davalı şirket olmadığının açık olduğunu, dolayısıyla dosyaya gelen geçici kabul tutanağından anlaşılacağı üzere, davalının işi eksik ve ayıplı şekilde bırakıp gitmesi akabinde işin başka bir alt yükleniciye (... Mühendislik İnş.Taah.San.ve Tic. Ltd. Şti.) yaptırıldığının anlaşıldığını, 05.07.2012 tarihli geçici kabul tutanaklarının işin davalı tarafından yapılmadığını, hiç değilse tamamlanmadığını ispatladığını, bu sebeple bu tutanaklarda kabul edilen işlerin tümden davalı tarafından yapıldığının kabul edilmesinin açıkça hatalı olduğunu, kaldı ki dosyada alınan raporlarda geçici kabul tarihinden sonra geçici kabul tutanağındaki eksik işlerin dahi davalı tarafından yapıldığının kabul edilerek, 05.07.2012 tarihli geçici kabul tutanağındaki eksik ve ayıplı işler için mahsup tutarı hesaplanmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, BAM kaldırma kararında dahi düzenlenen geçici kabul tutanağında belirlenen eksik ve ayıplı işlere ilişkin giderim bedelinin davalı taşeronun bakiye iş bedeli alacağından mahsup edilmesi gerektiğinin ifade edilmişken bu bakımdan herhangi bir değerlendirme ve hesap yapılmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca dosyaya davalının işi bırakıp gitmesinden sonraki bir takım faturalar sunulmuş olmasına karşılık bu faturaların 05.07.2012 tarihli geçici kabul tutanaklarından önceki dönemi kapsadığı ifade edilerek sunulan faturalara itibar edilmediğini ancak 05.07.2012 tarihli geçici kabul tutanaklarında alt-yüklenici olarak ... Mühendislik İnş.Taah.San.ve Tic. Ltd. Şti.'nin gözüktüğünü, yani bu tutanaklara dayanılarak, tutanak tarihi olan 05.07.2012 itibariyle itibariyle yapılmış olan tüm işlerin davalı tarafından yapıldığının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı tarafından icra takibine konu edilen davalı taşeron tarafından düzenlenen 15.06.2012 tarihli 281.061,76 TL tutarlı faturanın dayanağı davalı tarafından düzenlenen 30.04.2012 tarihli 2 no'lu hakedişte yapıldığı iddia edilen imalatlar olup, 30.04.2012 tarihinden sonra işten el çekildiğinin bizzat davalının beyanlarından dahi anlaşılacağını, kaldı ki sunulan faturaların da bu tarihten sonraki faturalar olduğunu, taraflarınca 18.06.2012 tarihinde Nurhak Sulh Hukuk Mahkemesi 2012/3 D.İş. sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde de bulunulduğu dikkate alındığında, geçici kabul tutanağından çok daha evvel davalının şantiyeyi terk ettiğinin, zaten davalının bizzat kendi iddiasına göre 30.04.2012 tarihli 2 no'lu hakedişten sonrasına ilişkin herhangi bir imalat ve ifa iddiasının da olmadığının, dolayısıyla 2 no'lu hakedişten sonra yapılan işlerin davalı hakedişinden düşülmesi gerektiğinin göz önüne alındığında, eksik ve hatalı değerlendirme ile iddialarının ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca eksik ve ayıplı imalatlar bakımından; DSİ Gnel Müdürlüğüne akredite kalite kontrol firması (... Ltd. Şti.) tarafından yapılan denetim sonucunda düzenlenen 25.05.2012 - 03.06.2012 tarihleri arasına yönelik muayene raporlarında da işteki ayıplı ve eksik imalatların tespit edildiğini, bu raporların da dikkate alınmadığını, dosyada yer alan diğer bilgi ve belgeler doğrultusunda da, davalının üstlendiği işi oldukça eksik bıraktığının, tamamlamadan alanı terk ettiğinin açıkça görüldüğünü, yaptığı kısımlarda ise, ayıplı ifalarda bulunarak müvekkilinin zarara uğrattığı kontrol raporlarından ve dosya içerisine sunulan fotoğraflarla ortada olup, 05.07.2012 tarihli geçici kabul tutanaklarında davalının alt-yüklenici olarak gösterilmediğini, söz konusu geçici kabul tutanağı incelendiğinde görüleceği üzere, alt-yüklenici adının ... Mühendislik İnş.Taah.San.ve Tic. Ltd. Şti. göründüğünü, bu hususun da işin davalı tarafından yapılmadığını hiç değilse geçici kabul tutanağındaki eksikliğin davalı tarafından tamamlanmadığı ve bu tutarın davalı hakediş alacağından mahsubu gerektiği halde hatalı ve eksik değerlendirme ile hüküm tesis edildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (...) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu ile kaldırma kararında belirtilen davalı ile idare arasında yapılan geçici kabul tutanağında davacının sözleşme kapsamında edimlerine ilişkin herhangi bir eksik ve ayıptan söz edilmediği, 7 no'lu bendinde su kaçaklarının düzenli olarak gözlendiği, oluşması durumunda bu kaçakların önlenmesi için her türlü tedbirin alınacağının belirtildiği, bu bentte belirtilen hususlara ilişkin sonradan kaçakların oluştuğu ve davacı tarafça giderildiğinin yasal delillerle kanıtlanamamış olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ...'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ...'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04.06.2025 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi dikkate alınarak belirlenen temyiz kesinlik sınırı ve ...’nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 28/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır