8. Ceza Dairesi 2022/6256 E. , 2024/8105 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2285 E. Ve 2022/2606 K. SUÇ : Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddes
**8. Ceza Dairesi 2022/6256 E. , 2024/8105 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2285 E. Ve 2022/2606 K. SUÇ : Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.2019 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında bilişim sistemine veri yerleştirme suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2.Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli kararıyla; sanık hakkında sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3-Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli kararının katılan kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin,06.10.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak, sanığın üzerine atılı suçtan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Kurum vekilinin temyiz isteği; beraat kararının haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğuna, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; 1.Dava konusu olay; sanığın sahibi olduğu işyerinde ..., ... ... ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli şahısları gerçekte fiilen çalışması olmadığı halde çalışıyormuş gibi göstererek ve Sosyal Güvenlik Kurumuna ait elektronik ortamda işe giriş bildirgesi düzenleyerek bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. 2.Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 23.08.2017 tarihli araştırma ve inceleme raporunda; sanığın sahibi olduğu ... isimli işyerinde sigorta bildirimi yapılan ..., ... ... ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli şahısların 17.08.2010-30.11.2014 tarihleri arasında fiilen çalışmadıkları halde elektronik bildirge kaydının yapıldığı belirtilmiştir. 3.Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 06.08.2018 tarihli yazısında; sanığın sahibi olduğu işyerine ait sigorta hizmetleri internet kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi başvuru formu ve e-sigorta sözleşmesi sunulmuş, sözleşmede işverenin ..., internet kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi hususunda yetki verilen kullanıcının ... olduğu, kod ve kullanıcı şifresinin 01.09.2010 tarihinde temyiz dışı ...'a teslim edildiği tutanakta belirtilmiştir. 4-Tanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ..., ... ve ... beyanlarında özetle; sanığın işyerinde hiç çalışmadıklarını, sanığı tanımadıkları gibi Antalya ilinde hiçbir çalışmalarının olmadığını belirtmişlerdir. 5- UYAP'tan sanığa ait ceza infaz kurumu kayıtları sorgulandığında; sanığın 19.02.2009-16.09.2009, 15.10.2010-22.04.2011, 22.04.2011-06.04.2012 tarihleri ile 29.10.2013-06.01.2016 tarihleri arasında farklı ceza infaz kurumlarında hükümlü olarak bulunduğu tespit edilmiştir. 6-Sanığa ait ... Gıda isimli işyerinde ... ...'nun 17.08.2010-22.10.2010 tarihleri arasında; ...'nin 17.08.2010-26.02.2013 tarihleri arasında elektronik bildirge ile sigortalı gösterildiği görülmüştür. 7-Antalya 3. Noterliği'nin 03.08.2010 tarih, 15667 yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde; sanık ...'nun Türkiye Cumhuriyeti hudutları içerisinde bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu ve ilgili birimlerinde temsile, işleri takibe, her türlü izin, ruhsat, kayıt ve tescillerini yaptırmaya gerektiğinde kayıtları sildirmeye, e-bildirge ve e-beyanname sözleşmesini imzalamaya, işyerinde çalışan sigortalılara ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinin internet ortamında kuruma gönderilmesi ve bu konuda diğer işlemlerin yerine getirilmesi hususunda kendisini temsil ve ilzama temyiz dışı sanık ...'u vekil tayin etmiştir. 8-Temyiz dışı sanık ... savcılık beyanında; abisi ... ile birlikte muhasebecilik yaptığını, sanığın muhasebeciliğini kendisinin yaptığını, kendisine ait ofiste sanık ...'nun işyerleri ile ilgili verdiği işçi bilgileri ve belgelerini hazırlayarak internet üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirdiğini, bizzat gidip bu işçilerin işyerinde çalışıp çalışmadığını kontrol etmediğini ancak işyerine gittiğinde çalışanları gördüğünü belirtmiştir. 9-Sanık beyanında; suç tarihlerinde işe giriş bildirimlerini muhasebecileri olan ... ve ...'un yaptıklarını, bizzat Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirim yapmadığını, bildirimlerin yapıldığı tarihte cezaevinde olduğunu ve üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini belirtmiştir. A. İlk Derece Mahkemesi'nin Kabulü Katılan kurumca sanığın işyerine ilişkin düzenlenen sahte sigortalılık araştırma raporu, tanıkların beyanları ve sanık ile temyiz dışı sanıkların savunmaları birlikte değerlendirildiğinde sanığın işyerinde çalışmadığı halde çalışıyormuş gibi Sosyal Güvenlik Kurumuna elektronik ortamda birden fazla kez e-bildirge yolu ile işe giriş bildirgeleri düzenlediği ve bu yöntemle gerçekleştirilen eylemin zincirleme şekilde 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan sisteme veri yerleştirme suçunun oluşturduğu kabul edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi'nin Kabulü Sanığın eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle, beraatine karar verilmesi gerekirken, isabetsiz gerekçe ile sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı görülmüş, sanığın 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Somut olayın isabetli bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi bakımından; öncelikle bilişim sistemine veri yerleştirme, değiştirme, verileri bozma ve yok etme suçlarını düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesi ve resmi belgede sahtecilik suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesi üzerinde durularak yapılan değerlendirmede; A-"Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme" suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanunun 244 üncü maddesinde; "(1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur" şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile bilişim sistemlerinin doğru ve işlevine uygun şekilde faaliyetine devam etmesi sağlanmak istenmiştir. Sisteme doğru verilerin yerleştirilmesi maddeye uyan suçu oluşturmaktadır. Maddenin birinci fıkrasında, bir bilişim sisteminin işleyişini engelleme, bozma, ikinci fıkrasında, bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme, var olan verileri başka yere gönderme fiilleri suç olarak düzenlenirken, Üçüncü fıkrada, birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen eylemlerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde gerçekleştirilmesi halinde, verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı hükmüne yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesi ile bilişim alanında suçlar bölümünde yer alan 243 üncü maddede olduğu gibi bilişim sistemi ve sistemin işleyişine yönelik saldırıların önlenmesi amaçlanmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; verileri bozma, yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme, var olan verileri başka bir yere gönderme şeklinde birden seçimlik harekete yer verilmiş ancak sisteme hukuka uygun veya hukuka aykırı girilmesi şeklinde bir ayrıma gidilmemiştir.Maddenin üçüncü fıkrasında ise birinci ve ikinci fıkralarda yer alan seçimlik hareketlerden biri veya birkaçının kamu kurumuna ait sistem üzerinde işlenmesi halinde cezanın arttırılacağını düzenleyen nitelikli hale yer verilmiştir. Seçimlik hareketlerden sisteme veri yerleştirme suçunun oluşması için; çeşitli veri sağlayıcısı tarafından sistemin maliki ya da ilgilisinin rızası alınmaksızın sisteme gerçeğe aykırı şekilde veri girişi yapmak ya da veri taşıma araçları ile yükleme yapmak gerekir. B- Resmî belgede sahtecilik suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanunun 204 üncü maddesinde; "(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır." şeklinde düzenlenmiştir. Resmi belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için; resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmî belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmî belgenin kullanılması gerekir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda;sahtecilik suçunun maddi konusu olan "belge" yada "elektronik belge" kavramı tanımlanmamış, bu konuda bir sınırlama getirilmemiş, belgenin tanımlanması uygulamaya bırakılmıştır. Uygulamada ve Yargıtay'ın yerleşik kararlarında ise; hukuki değer taşıyan içeriğe sahip, hukuki hüküm ifade eden, bir hakkın doğmasına ve bir olayın ispatına yarayan, taşınabilen bir şey üzerine yazılan ve düzenleyeni belli olan yazılar ''belge'' olarak tanımlanmıştır. Belgenin düzenlenme şekli, imzalı olması gerekip gerekmediği, belli bir işaret, amblem, hologram, etiket, mühür vb. taşımasının zorunlu olup olmadığı belgenin niteliğine ve düzenlendiği mevzuata göre tespit edilmelidir. Yukarıda da belirtildiği üzere; her ne kadar belgeden söz edilen durumlarda yazılı bir kağıdın varlığı gerekli ise de; bazı durumlarda belgenin varlığını kabul için, yazının kağıt üzerinde bulunması gerekmez. Özellikle belge ile ilgili başkaca yasal düzenlemelerin gerçekleşmesi, gelişen toplumsal yaşam ile özel ve kamudaki yazışmaların elektronik ortamda yapılıyor olması nedeniyle “belge” kavramının tanımı yapılmamıştır. Bu aşamada elektronik ortamda yapılan işlemlerin belge niteliği ve elektronik ortamda yapılan veri girişleri ve değişiklikleri ile ilgili eylemin nitelendirilebilmesi için ilgili mevzuattaki düzenlemelere bakmak gerekmektedir. Konu ile ilgili olması nedeniyle aşağıda belirtilen mevzuat hükümlerine irdelendiğinde; - 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 3/a maddesinde veri; “elektronik, optik veya benzeri yollarla üretilen, taşınan veya saklanan kayıtlardır” denilmiştir. -5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 2/1-k maddesinde ise veri, “bilgisayar tarafından üzerinde işlem yapılabilen her türlü değer” olarak tanımlanmıştır. -5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun 5 inci maddesindeki ''Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukukî sonucu doğurur. Kanunların resmî şekle veya özel bir merasime tabi tuttuğu hukukî işlemler ile banka teminat mektupları dışındaki teminat sözleşmeleri, güvenli elektronik imza ile gerçekleştirilemez'' hükmü uyarınca, istisnalar dışında güvenli elektronik imza ile ıslak imzanın aynı hukuki değere sahip oldukları belirtilmiştir. Elektronik imza ve buna ilişkin düzenlemelerin dışında da kanun koyucu elektronik verilerin ''belge'' olarak kabul edildiği bazı özel düzenlemeler yapmıştır. Nitekim 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun suç tarihinde yürürlükte bulunan "Bilgi ve Belge İsteme Hakkı, Bilgi ve Belgelerin Kuruma Verilme Usûlü" başlıklı 100 üncü maddesine değinmek gerekmektedir. -5510 sayılı Kanun’un suç tarihinde yürürlükte bulunan 100. maddesi; "5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki kuruluşlar, döner sermayeli kuruluşlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler doğrudan, münferit olarak bilgi ve belge istenmesi hariç olmak üzere kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar ise Kurumla yapılacak protokoller çerçevesinde, Devletin güvenliği ve ... dış yararlarına karşı ağır sonuçlar doğuracak hâller ile özel hayat ve aile hayatının gizliliği ve savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla özel kanunlardaki yasaklayıcı ve sınırlayıcı hükümler dikkate alınmaksızın gizli dahi olsa Kurum tarafından kişilerin sosyal güvenliğinin sağlanması, 6183 sayılı Kanuna göre Kurum alacaklarının takip ve tahsili ile bu Kanun kapsamında verilen diğer görevler ile sınırlı olmak üzere istenecek her türlü bilgi ve belgeyi sürekli ve/veya belli aralıklarla vermeye, bilgilerin elektronik ortamda görüntülenmesini sağlamaya, görüntülenen bu bilgilerin güvenliğini sağlamaya, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü belge ile vermek zorunda oldukları bilgilere ilişkin mikrofiş, mikrofilm, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm sistem ve şifreleri incelemek için ibraz etmeye mecburdurlar. Bu madde kapsamında ilgili kişi, kurum ve kuruluşlar Kurumun belirleyeceği süre içerisinde söz konusu talebe cevap vermek ve gereken kolaylığı göstermekle yükümlüdürler. Kurum, bu Kanun gereği verilecek her türlü belge veya bilginin internet, elektronik ve benzeri ortamda gönderilmesi hususunda, gerçek ve tüzel kişileri zorunlu tutmaya, Kuruma verilmesi gereken her türlü belge, bildirge ve taahhütnameyi diğer kamu idarelerine ait formlarla birleştirmeye, söz konusu belgeleri kamu idarelerinin internet ve elektronik bilgi işlem ortamından almaya, bu idarelere yapılacak bildirimleri Kuruma verilmiş saymaya, bu Kanunun uygulaması ile ilgili işveren, sigortalı ve diğer kurum, kuruluş ve kişilerin talepleri üzerine veya re’sen düzenleyeceği her türlü bilgi ve belgeyi bilgi işlem ortamında oluşturmaya, bu şekilde hazırlanacak olan bilgi ve belgelerin sadece internet ve benzeri iletişim ortamından ilgili kişilere verilmesini kararlaştırmaya yetkilidir. Elektronik ortamda hazırlanacak bilgi ve belgeler adli ve idari makamlar nezdinde resmi belge olarak geçerlidir. Belge veya bilgileri internet, elektronik ve benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulan gerçek ve tüzel kişilerin, Kurumun bilgi işlem sistemlerinin herhangi bir nedenle hizmet dışı kalması sonucu belge ve bilgiyi, bu Kanunda öngörülen sürenin son gününde Kuruma gönderememesi ve muhteviyatı primleri de yasal süresi içinde ödeyememesi halinde, sorunların ortadan kalktığı tarihi takip eden beşinci işgününün sonuna kadar belge veya bilgiyi gönderir ve muhteviyatı primleri de aynı sürede Kuruma öder ise bu yükümlülükleri Kanunda öngörülen sürede yerine getirmiş kabul edilir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesi; "100 üncü maddesinde yapılan düzenleme ile; Kurumun, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilerden bilgi ve belge isteme yetkisine imkan tanınması sağlanmış, Kuruma verilmesi gereken her türlü belgenin diğer kamu idarelerine ait formlarla birleştirilmesi, internet ve elektronik bilgi işlem ortamında alınması, bu idarelere yapılacak bildirimlerin Kuruma verilmiş sayılması, Kanundaki bildirim ve prim ödeme sürelerinin yeniden belirlenmesi, işveren ve sigortalılar ile ilgili her türlü bilgi ve belgenin bilgi işlem ortamında oluşturulması hususunda Kurum yetkili kılınmakta, ayrıca elektronik ortamda hazırlanacak bilgi ve belgelerin, adli ve idari makamlar nezdinde resmi belge niteliğine sahip olduğu düzenlenmiştir." şeklindedir. Görüldüğü üzere bu madde, Sosyal Güvenlik Kurumunun bilgi ve belge isteme hakkı ile bunların hangi yöntemle Kuruma verileceğine ilişkin hükümleri içermektedir. Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen kurum ve kuruluşlarla gerçek ve tüzel kişiler, 6183 ve 5510 sayılı Kanun'un uygulamasıyla sınırlı kalmak koşuluyla, Kurumca istenecek her türlü bilgi ve belgeyi sürekli veya belirli aralıklarla Kuruma vermeye, elektronik ortamda görüntülenmesini sağlamaya ve görüntülenen bu bilgilerin güvenliğini sağlamakla yükümlüdürler. -5510 sayılı Kanun'un "Sigortalı bildirimi ve tescili" başlıklı 8 inci maddesinin son fıkrası; "Sigortalı işe giriş bildirgesinin şekli ve içeriği, bildirgenin verilme yöntemleri ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklindedir. 5510 sayılı Kanun'da yer alan bu düzenlemelerle; Sosyal Güvenlik Kurumu görevlileri tarafından elektronik ortamda hazırlanacak bilgi ve belgelerin adli ve idari makamlar nezdinde resmi belge olarak geçerli olacağı, başlangıçta sosyal güvenlik kurumu görevlilerine yazılı olarak verilen işe giriş bildirgelerinin elektronik ortamda verilmesinin zorunluluk haline getirildiği görülmektedir. 5510 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; açıkça elektronik ortamda yetkili kişilerce hazırlanacak bilgi ve belgelerin adli ve idari makamlar nezdinde resmi belge olarak geçerli olduğu belirtildiğinden, usulüne uygun düzenlenmiş işe giriş bildirgesinin resmi belge niteliğinde olduğu açıktır. Kamu kurumu olan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sisteme giriş yetkisi verilen kişinin bu yetkisinin hukuka ve usule uygun veri girişi ile sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Davaya konu oluşturan fiil, işyeri sahibi veya yetkili kıldığı kişi tarafından katılan ... ile yapılan sözleşmeye istinaden kurumun verdiği şifreyle sisteme girerek, e-bildirge içeriğine doğru olmayan verileri Sosyal Güvenlik Kurumuna ait bilgi işlem ortamının veri tabanına yerleştirerek 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince resmi belge niteliğinde kabul edilen kayıtların oluşturulmasından ibarettir. Bu haliyle kuruma elektronik ortamda gerçek olmayan bir beyanı iletmekten ibaret ...; 5237 sayılı Kanunun 244 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında düzenlenen suçun seçimlik hareketlerinden olan kamu kurumuna ait bilişim sistemine veri yerleştirme tipik fiilini oluşturmaktadır. Ancak 5510 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, katılan kurum ile yapılan sözleşmeye istinaden kurumun verdiği şifreyle elektronik ortamda hazırlanan işe giriş bildirgeleri adli ve idari makamlar nezdinde resmi belge niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle 5510 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca resmi belge sayılan elektronik işe giriş bildirgesinin içeriğinin gerçeğe aykırı şekilde oluşturulmasından ibaret eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun seçimlik hareketlerinden resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi tipiklik hareketini oluşturduğu kabul edilmelidir. Gerçeğe aykırı elektronik işe giriş bildirgesi düzenlenmesi hâlinde bu durumda eylemin 5237 sayılı Kanunun 204 üncü maddenin birinci fıkrasında düzenlenen resmî belgede sahtecilik suçunu mu yoksa 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen sisteme veri yerleştirme suçunu mu oluşturduğu tartışması ortaya çıkmaktadır. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29.09.2020 tarih, 2017/11-1122 Esas, 2020/381 Karar sayılı ilamında; doktrinde benimsenen görünüşte içtima halinde hangi kanunun uygulanacağı hususunda özel normun önceliği ilkesinin de belirleyici olduğu,genel norm ile aynı hukuki yararı koruyan özel norm, genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte genel normda yer almayan özel bazı unsurları da ihtiva ettiği, böyle bir durumda "özel normun önceliği" ilkesi uyarınca olaya genel normun değil özel normun uygulanacağının belirtildiği, Türk Ceza Kanunu'nun 244. maddesinin ikinci fıkrasındaki bu düzenlemenin elektronik belgelerde yapılacak sahtecilik eylemlerine ilişkin özel norm niteliğinde olduğu ve özel normun önceliği ilkesi gereğince de genel normun değil özel normun uygulanması gerektiği hususları göz önünde bulundurulduğunda, işveren veya yetki verdiği kişi tarafından elektronik ortamda sahte işe giriş bildirgesi düzenlemenin Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesinin birinci fıkrasında yer alan resmî belgede sahtecilik suçuna göre özel norm niteliğinde olan aynı Kanun’un 244. maddesinin ikinci fıkrasındaki bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında;oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın sahibi olduğu ... Gıda isimli işyerinde çalışmadığı halde tanıklar ..., ... ... ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'ı e-bildirge yoluyla çalışmış gibi göstererek Sosyal Güvenlik Kurumu'nun bilişim sistemine gerçeğe aykırı veri yerleştirdiği, bu suretle bilişim sistemindeki verileri bozma yok etme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme suçunu işlediği iddia olunan somut olayda; Sanığın aşamalardaki savunmasında tanıkların sigortalı gösterildiği tarihte ceza infaz kurumunda bulunduğunu beyan ederek suçlamayı kabul etmemesi, ceza infaz kurumu kayıtlarına göre sanığın 15.10.2010 tarihinden itibaren ceza infaz kurumunda bulunması,15.10.2010 tarihinden önce sadece tanıklardan ... ... ve ...'nin 17.08.2010 tarihinde elektronik ortamda işe giriş bildirgelerinin düzenlendiğinin belirtilmesine rağmen elektronik iş giriş bildirgesi veya buna dair ekran görüntüsünün dosya içerisinde bulunmaması, Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 06.08.2018 tarihli yazısında; sanığın sahibi olduğu işyerine ait sigorta hizmetleri internet kullanıcı kodu, kullanıcı şifresi başvuru formu ve e-sigorta sözleşmesiyle verilen kod ve kullanıcı şifresinin 01.09.2010 tarihinde temyiz dışı ...'a teslim edildiğine dair tutanak ve Antalya 3. Noterliği'nin 03.08.2010 tarih, 15667 yevmiye numaralı vekaletnamesiyle işe giriş bildirgelerinin internet ortamında kuruma gönderilmesi ve sanığa ait işyerini temsil ve işlemlerde tescile temyiz dışı sanık ...'un yetkili kılınması karşısında; Sanığın ceza infaz kurumuna girdiği 15.10.2010 tarihinden önce elektronik ortamda gerçeğe aykırı olarak düzenlenen işe giriş bildirgelerinden sorumlu tutulması gerektiği ve sanığın 17.08.2010 tarihinden sonra sigorta hizmetleri kullanıcı kod ve şifresi için katılan kuruma başvurusunun 23.08.2010 tarihinde yaptığı hususları da dikkate alındığında; tanıklar ... ... ve ...'ye ilişkin 17.08.2010 tarihinde sahte elektronik işe giriş bildirgelerini ne şekilde düzenlendiği, düzenlenmiş ise fiziki ya da elektronik ortamda kim tarafından düzenlendiğinin araştırılması varsa aslı ya da onaylı örneklerinin dosyaya getirtilerek tüm deliller toplandıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi, sonucuna göre sanık tarafından tanıklar ... ... ve ... hakkında elektronik ortamda sahte işe giriş bildirgesi düzenlemenin 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan resmî belgede sahtecilik suçuna göre özel norm niteliğinde olan aynı Kanun’un 244 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasındaki kamu kurumuna ait bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu oluşturduğu bu şekilde zincirleme şekilde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 244 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 06.10.2022 tarihli ve 2021/2285 Esas, 2022/2606 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE: TCK.nın 244. maddesi "topluma karşı suçlar" kısmında düzenlenmiş olup madde gerekçesinde de açıklandığı üzere ''bilişim sistemlerine yöneltilen ızrar filleri özel bir suç haline getirilmiştir". Mala zarar verme suçunun özel bir şekli olarak düzenlenen bu suçla korunan hukuki yarar, sistemin usulüne uygun çalışmasını sağlamak, bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutulmuş sistemin sorunsuz çalışmasının sağlanmasıdır. Ancak bunun yanında bilişim sistemine olan ... de koruma altına alınmıştır. Sisteme veri yerleștirme suçunda, diğer verilere bir zarar verilmemekte, ancak sistem ve diğer veriler zarar görme tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır Oysa yetkili kişi tarafından, işyerinde çalışmayan bir kişinin çalışmış gibi sisteme girilmesi sisteme zarar vermediği gibi zarar verme tehlikesi de yaratmamaktadır. Eylemin sabit görülmesi halinde ancak idari bir tasarrufla işlemin iptali ve başka idari yaptırımlar söz konusu olabilecektir. Bu nedenlerle sanığın eyleminde bilişim sistemine veri yerleştirme suçunun unsurları olușmadığından Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin kararının beraat olarak düzeltilerek esastan reddine kararı verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan sayın çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün olmamıştr. 30.10.2024