4. Ceza Dairesi 2011/21038 E. , 2012/15807 K. "İçtihat Metni" Sair tehdit suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1 (2. cümlesi), 29, 62, 50/1-a. maddeleri gereğince 120,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra 1 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına dair ... Sulh Ceza Mahkemesinin 24/11/2009 tarihli ve 2009/25-166 sayılı kararı
**4. Ceza Dairesi 2011/21038 E. , 2012/15807 K.** **"İçtihat Metni"** Sair tehdit suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1 (2. cümlesi), 29, 62, 50/1-a. maddeleri gereğince 120,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra 1 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına dair ... Sulh Ceza Mahkemesinin 24/11/2009 tarihli ve 2009/25-166 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 22.09.2011 gün ve 2011/11708/48014 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2011 gün ve 2011/291296 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi: İstem yazısında “ Dosya kapsamına göre; 1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kısa Süreli Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar" başlıklı 50. maddesi 2. fıkrasında yer alan "Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez." şeklindeki düzenleme karşısında, sanık hakkında uygulanan, aynı kanunun 106/1-2.cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunun tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü halde sanık hakkında verilen kısa süreli hapis cezasının adlî para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesinde, 2-Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 22/03/2007 tarihli ve 2006/10559 esas, 2007/4396 sayılı ilânımda da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sadece özgürlüğü bağlayıcı cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesinin mümkün olduğu gözetilmeden, sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde, 3-Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 04/10/2006 tarihli ve 2006/7634-11051 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, mahkumiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerektiği, denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevinin hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek şartla salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait bulunduğu gözetilmeden, denetim süresinin de belirlenmesinde, 4- Sanık hakkında sair tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/l-2cümle, 29. maddeleri uyarınca 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirilerek 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunu'nun 50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca günlüğü 20,00 Türk lirası hesabıyla 100,00 Türk lirası adlî para cezasına hükmolunması yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde, 5- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 232/6. maddesinde yer alan "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir" hükmü uyarınca, sanık hakkında üzerine atılı suçlardan dolayı adlî para cezası belirlenirken kanun maddelerinin hüküm fıkrasında gösterilmemesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. Gereği görüşüldü; TCY'nın 50. maddesinin 2. fıkrasında, "Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez." hükmü yer almaktadır. Hüküm fıkrasındaki uygulama mahkemece tercih edilen seçimlik cezanın tespiti konusunda tereddüde yol açsa da gerekçeli karar incelendiğinde, mahkemenin sanığın cezaevine konulmasının yaşı bakımından ıslah edilmekten çok kendisinin ve ailesinin mağduriyetine yol açacağını düşünerek TCY'nın 106/1f.2c.'deki seçimlik cezalardan adli para cezasını tercih ettiği belirlenebilmektedir. Kararın gerekçesine yansıtılan açık ve denetlenebilir tercih karşısında, seçimlik ceza ile ilgili kanun yararına bozma nedeninin içeriği itibariyle değil ceza uygulaması yönünden isabetli olduğu anlaşılmaktadır. TCY'nın 50 maddesinin 5. fıkrasında "Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir." Aynı Yasanın 58. maddesinin 6. fıkrasında "Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." 7. fıkrasında "Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir." 8. fıkrasında ise "Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır." hükümlerine yer verilmiştir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın 108. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin, yalnızca hapis cezalarına ilişkin olduğu ve aynı Yasanın adli para cezalarının infaz yöntemini gösteren 106. maddesinde ise mükerrirlikle ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir. Belirtilen yasal hükümler birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece hükmolunan cezanın türü itibariyle sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilemeyecektir. Açıklanan nedenlerle, istem yerinde bulunduğundan, tehdit suçundan sanık ... hakkında ... Sulh Ceza Mahkemesince 24.11.2009 tarih ve 2009/25-166 sayı ile kesin olarak verilen kararın, CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, karardaki hukuka aykırılıkların aynı yasa maddesinin 4-d fıkrası uyarınca, Yargıtay tarafından giderilmesi olanaklı görüldüğünden; sanığın TCY'nın 49/1, 61/9 ve 106/1f.2c. maddeleri gereğince 1 ay (30 temel gün) karşılığı adli para cezasıyla cezalandırılmasına, sanığa verilen ceza haksız tahrik nedeniyle TCY'nın 29. maddesi uyarınca 3/4 oranında indirilerek 7 temel gün karşılığı adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hükmedilen ceza TCY'nın 62. maddesiyle 1/6 oranında indirilmek suretiyle sanığın 5 temel gün karşılığı adli para cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın kişisel ve ekonomik durumuna göre, sanık hakkında hükmolunan 5 temel gün karşılığı adli para cezası, TCY'nın 52/2 maddesi gereğince, günlüğü takdiren 20 TL'dan paraya çevrilip, sanığın 100 TL adli para cezasıyla CEZALANDIRILMASINA, hükmolunan cezanın niteliğine göre, uygulanmasına yasal olanak bulunmadığından, hüküm fıkrasının hapis cezasının TCY'nın 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine ve sanık hakkında TCY'nın 58/6 maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi ile 5275 sayılı CGTİHY'nın 108/4 maddesi gereğince cezanın infazının tamamlanmasından sonra 1 yıl denetim süresine tabi tutulmasına, denetim süresinin sanığa herhangi bir yükümlülük yüklenmeden geçirilmesine ilişkin (5), (9), (10) ve (11) numaralı bendlerinin infazda tereddüde yol açmaması açısından karardan ÇIKARILMASINA, kararın öbür yönlerinin olduğu gibi bırakılmasına, 02.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.