Başvuru, gönderilmek istenen faksın sakıncalı bulunarak alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gönderilmek istenen faksın sakıncalı bulunarak alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/3/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu kapsamında hükümlü olan başvurucuyla birlikte aynı odada tutulduğu anlaşılan iki kişi, imzalarının olduğu ortak bir metin hazırlayıp bu metni 29/1/2018 tarihinde Türkiye İnsan Hakları Vakfına tek sayfalık bir faks olarak göndermek istemiştir. Söz konusu yazıda; ceza infaz kurumuna nakledilen ve arkadaşları olan bir tutuklunun iki aydır tek başına bir odada tutulduğunu, hiçbir etkinliğe çıkarılmadığını, tecrit ve baskı altına alındığını ileri sürmüşlerdir. Ayrıca ceza infaz kurumu görevlilerinin söz konusu tutuklunun bulunduğu odaya girip fiziki saldırıda bulunduğunu, arkadaşının can güvenliğinin tehdit altında olduğunu ve her an çok kötü bir durumun ortaya çıkabileceğini yazıda belirtmişlerdir. Yazının son paragrafında ise bu işkenceye son verilmesi için Türkiye İnsan Hakları Vakfı olarak gerekli hassasiyetin gösterilmesini ve ilgili durum hakkında harekete geçilmesini beklediklerini ifade etmişlerdir. Mektubun 1/2/2018 tarihinde ceza infaz kurumunca alıkonulma gerekçesi özetle şu şekildedir: Adalet Bakanlığının talimatı doğrultusunda ilgili tutuklu kişinin güvenlik gerekçesiyle tek kişilik odada barındırıldığı bilindiği hâlde, ısrarla bunu tecrit olarak yorumlayıp kurum idaresini suçlama amacına girildiği öncelikle belirtilmiştir. Bu durumdan kurtulabilmek için ise söz konusu tutuklunun kendisine yönelik sözlü ve fiziksel saldırıya maruz bırakıldığı şeklinde asılsız iddialarda bulunulduğu ifade edilmiştir. Ayrıca basın kuruluşları aracılığıyla sansasyonel haber oluşturmaya dönük, yalan yanlış beyanlarla kamu ve kuruluşlara baskı kurmaya yönelik çalışmalarının olduğu, bu hâliyle faksın gönderilmesinin sakıncalı olacağı kanaatine varılmıştır. Diğer taraftan 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesine aynen yer verildikten sonra faksın gönderilmesinin infazın temel amaçlarına uygun olmadığı ve gönderilmesinin sakıncalı olacağı kanaatine varıldığı ifade edilmiştir. Son olarak faksın alt kısmında üç hükümlü/tutuklunun isimlerinin birlikte yazıldığı, 5275 sayılı Kanun'un maddesinde "ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla" hükmü yer aldığı ve bu hükme de uyulmadığının görüldüğü ifade edilmiştir. İzmir İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 26/2/2018 tarihinde farklı gerekçeyle itirazı reddetmiştir. Bu kapsamda İnfaz Hâkimliğince itirazın reddedilmesi sırasında öncelikle ilgili ceza infaz kurumunda bulunan kişilerin tutulma sebeplerine, hangi suç kapsamında tutulduklarına, başvurucunun faksta belirttiği kişiyle ilgili olarak daha önce başka bir dosyanın incelenmesi sırasında bilgi edinildiğine yönelik tespitlerde bulunulmuştur. Daha sonra örgütlü suçtan tutuklu ve hükümlülerin benzer yönde davranış kalıpları içerisine girmesi nedeniyle gruplar arasındaki haberleşmenin önüne geçilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu çerçevede kurum yönetimi tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığına yönelik yakınma niteliğindeki beyanlar dışında asıl olarak "harekete geçme" ile ilgili olarak değerlendirme yapılmıştır. Buna göre faksın gönderileceği kişi ya da birimin kim olduğunun bilinemeyeceği ve muhatapta uyandıracağı etkinin düzeyi anlaşılamayacağından harekete geçme talebinin yalnızca bu kişinin bulunduğu kurumu değil aynı suç örgütüne mensup kişilerin bulunduğu diğer ceza infaz kurumlarını da etkileyebilecek düzeyde somut bir güvenlik sıkıntısına yol açabileceği kanaatine varılmıştır. Söz konusu karara yapılan itiraz, İzmir Ağır Ceza Mahkemesince 12/3/2018 tarihinde reddedilmiş ve hüküm kesinleşmiştir. İlgili hukuk için bkz. Ahmet Temiz B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20; Tayfur Tunç, B. No: 2017/36327, 10/3/2020, §§ 15-28; Rıdvan Türan, B. No: 2017/20669, 10/3/2020, §§ 15-