10. Hukuk Dairesi 2023/1338 E. , 2024/1787 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2612 E., 2022/2359 K. KARAR : Direnme İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum İş Mahkemesi SAYISI : 2015/146 E., 2016/365 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü
**10. Hukuk Dairesi 2023/1338 E. , 2024/1787 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2612 E., 2022/2359 K. KARAR : Direnme İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum İş Mahkemesi SAYISI : 2015/146 E., 2016/365 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden karar vermek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın davalı ... yönünden husumetten reddine davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalıya ait evde kocasıyla birlikte, evde ev işlerinde çalışmak üzere 01.05.2010 tarihinde işe başladığını, kocasının şoförlük, aşçılık yapacağı ve her ikisinin de sigortalı olarak aylık 1.250,00 TL ücretle çalıştırılacağı konusunda tarafların anlaştığını, evin diğer davalı ...'e satışı yapılmış ise de, davacı ve eşinin ücretlerini, davalı ...'den aldığını, davacının, her iki davalının da işini gördüğünü, davalıların her yılın Aralık ayından Nisan ayına kadar Bodrum dışında olduklarını, bu sırada, davacının evdeki sair işleri ve periyodik temizlik işlerini yapmaya devam ettiğini, buna rağmen, davacı ve eşinin sigortasının yapılmadığını iddia ederek, davacının, 01.05.2010 - 24.03.2013 tarihleri arasında 1.250,00 TL ücretle çalıştığının tespiti ile sigorta primlerinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili dilekçesinde özetle; davacının davalının yanında düzenli bir çalışmasının olmadığını, belirli periyotlarla değil, ihtiyaç duyulduğunda çağrıldığını, davalı ...'in, sıklıkla yurt dışına çıktığını ve İstanbul'da bulunduğunu, davalının evde olmadığı zamanlarda evin kapalı olduğunu, evin müstakil olmayıp site içinde olduğunu, diğer davalı ...'ın, 2010 yılından bugüne kadar toplamda 5-6 gün ... Hanımın misafiri olmak haricinde evi hiç kullanmadığını, söz konusu evin kullanımının... Hanım'da olduğunu, davacı ile ... arasında hiçbir surette işçi işveren ilişkisinin olmadığını, davacının, kızı için iyi niyetli olarak banka aracılığıyla gönderilen banka dekontu kullanılarak, 2 yıldan fazla süredir davalının yanında çalıştığı iddiasının gerçekçi ve makul olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. SGK vekili, dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarında davalı olarak gösterilen ... ve ... adına işveren kaydına rastlanmadığını, davacının 0901200202140 numarasıyla sigorta tescil kaydının yapıldığı dava konusu dönemde, bölge dahilinde ne sigortalı çalışmasının ne de tekrar işe giriş bildirgesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.10.2016 tarihli ve 2015/146 Esas, 2016/365 Karar sayılı kararıyla; Davanın kısmen kabulü ile davacının davalılar yanında 01.06.2010-01.12.2010 tarihleri arasında 180 gün aylık 1150 TL, 01.06.2011-01.12.2011 tarihleri arasında 180 gün aylık 1200 TL, 01.06.2012-01.12.2012 tarihleri arasında 180 gün aylık 1250 TL olmak üzere toplam 540 gün çalışmasının bulunduğu, bu sürelerin tamamının bildirimlerinin yapılmadığı ve primlerinin ödenmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.1.2018 tarihli ve 2017/699 Esas, 2018/49 Karar sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile Bodrum İş Mahkemesi'nin 07.10.2016 tarih, 2015/146 Esas ve 2016/365 Karar sayılı hükmünün Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının, davalılara ait tescilsiz ev işyerinde 01.06.2010-01.12.2010 tarihleri arasında 180 gün, 01.06.2011-01.12.2011 tarihleri arasında 180 gün ve 01.06.2012-01.12.2012 tarihleri arasında 180 gün olmak üzere toplam 540 gün hizmet akdine istinaden asgari ücret ile çalıştığının ve 540 günlük çalışma süresinin Kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Daire bozma ilamında; davaya konu edilen hizmet sürelerine ilişkin olarak davacının eşi ... tarafından da davalılar aleyhine hizmet tespiti istemiyle Bodrum İş Mahkemesinde açılan bir davanın mevcut olduğu anlaşılmakla ve davalılar tarafından banka kanalıyla davacılara yapılan 26.10.2010-14.03.2013 arasında yapılan ödemelerin bir kısmının davalı ..., kalanı ve daha fazlasının davalı ... tarafından olmak üzere ve bunlardan 30.11.2011 tarihli ödemenin ise birlikte olacak şekilde sadece davacı ...’e, diğerlerinin ise davacının eşi ... adına havale edildiğinin anlaşılması karşısında, anılan eşe ait hizmet tespiti davası içeriği de gözetilerek, delillerin bu kapsamda değerlendirilmesi suretiyle ve evi bizzat kullanan davalının açık ve net bir biçimde belirlenmek suretiyle işverenlik ilişkisi de tereddüde meydan vermeyecek şekilde belirlenip eş ...’e ait davada ve eldeki davanın davacısı Sevim tarafından ileri sürülen çalışma iddiasının nitelikleri de araştırılmak ve dayanağı deliller bu kapsamda takdir edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması bozmayı gerektiği belirtilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Kararı Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile davacının eşi tarafından aynı davalılar hakkında açılmış bulunan Bodrum İş Mahkemesi'nin 2020/78 E. sayılı dava dosyası kapsamında toplanan kanıtların da birlikte değerlendirilmesi sonucunda, mülkiyeti ...'e ait olmakla birlikte, 16.04.2010 tarihi itibariyle adına intifa hakkı kurulmuş bulunan ... tarafından yaz aylarında kullanılan evdeki çalışmaların, evi fiilen kullanan ...'in işveren olarak kabul edilmesini gerektiren bağımlılık ilişkisi içerisinde gerçekleştiği; para havalesi işlemlerinde ve tapu mülkiyet kayıtlarında adı geçmesine karşın, davacı tarafından davalı ...'e hizmet sunulmadığı, aralarında herhangi bir bağımlılık ilişkisi kurulmadığı dikkate alınarak; önceki kararların gerekçeleriyle de ortaya konulduğu üzere, yılda altı ay üzerinden gerçekleşen çalışma süresi gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. C. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Daire bozma ilamında; davaya konu edilen ev hizmetlerine ilişkin sigortalılık süresinin tespitine ilişkin olarak davacının eşi ... tarafından da davalılar aleyhine Bodrum İş Mahkemesinde açılan ve Dairemizce onanmak suretiyle kesinleşen hizmet tespiti ve prime esas kazanca ilişkin dava ile ilgili E.2020/78 K.2021/15459 sayılı karar ile “davacının davalılardan ait ait yazlık evde 01.05.2010-24.03.2013 tarihleri arasında toplam 1074 gün aylık 1.250,00 TL ücret ile ev hizmetlerinde davalılardan ... yanında çalıştığının ve bu çalışmasına ilişkin bildirimlerinin yapılmadığının ve primlerinin ödenmediğinin tespitine,davalılardan ... yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine”şeklinde karar verildiği,işbu davaya ilişkin Dairemiz bozma ilamı sonucunda ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından da davacı ... ile ilgili olarak “Davalı ...'e karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ...'e karşı açılan davanın kısmen kabulü ile davacının, davalı ...'e ait tescilsiz ev işyerinde 01.06.2010 -01.12.2010 tarihleri arasında 180 gün, 01.06.2011-01.12.2011 tarihleri arasında 180 gün ve 01.06.2012-01.12.2012 tarihleri arasında 180 gün olmak üzere toplam 540 gün hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret ile çalıştığının ve 540 günlük çalışma süresinin SGK Başkanlığı'na bildirilmediğinin tespitine” karar verilmiştir. Gerek hizmet tespiti gerekse prime esas kazanç yönünden, aynı tanık beyanları ve yazılı delillere dayalı her iki tespit davası sonucunda gerek süre gerekse prime esas kazanca ilişkin tutarlar yönünden farklı sonuçlandırılmış olmaları nedeniyle bir çelişki oluştuğu yönündeki davacı itirazlarının irdelenerek prime esas kazanç yönünden dosya içinde mevcut davacı ve eşi adına yapılan ödemelere ilişkin banka kayıtlarının irdelenmesi,hizmet tespiti süresi yönünden davacının beyanı alınarak davalı ...’in İstanbul’da ikamet ettiği sürelerde kendisinin de onunla birlikte İstanbul’a giderek çalışmasını devam ettirip ettirmediği, sadece Bodrum’daki evde hizmetini verdiğini belirtmesi halinde çalışmasının hangi dönemlerde, hangi işleri yaptığını,hususunda davacı beyanı da alınmak suretiyle belirlenmeli ve eş ...’e ait hizmet tespiti dava dosya içeriği de gözetilmek suretiyle deliller bu kapsamda takdir edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. D. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile; ...Evleri U Blok 2 numaralı dairenin; dava konusu 01.05.2010-24.03.2013 tarihleri arası döneme ilişkin aidat ödemeleri yönetim toplantısına katılım kararlarında kayıtlı ev sahibine ilişkin kimlik bilgilerinin temini yönünden Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen yanıt içeriğinde, "... Sitesi U Blok, 2 numaralı dairesinin, ... (T.C.....)'e ait olduğu, anılan 01.05.2010-24.03.2013 tarihleri arasındaki Site Genel Kurullarına ait hazirun kayıtlarında isminin geçtiği ve genel kurul toplantılarında hazır bulunmadığı, davalıların dava konusu döneme ilişkin ikametgah adreslerinin İstanbul ilinde olduğu, davacının çalışmasının geçtiğini iddia ettiği evin, adres kayıt sistemindeki daimi ikametgahları olmadığı, davacı müvekkilim, kendisini ve kocası ...... Bodrum, Yalıkavak'taki - .... Evlerindeki U-2 no'lu evde ev işlerini (temizlik, çamaşır ve bulaşık yıkama, sofraların hazırlanması ve toplanması v.s. ev işlerini) yapmak üzere, - (kocası ... de şöför ve ahçı olarak) 01.05.2010 tarihinde işe başlamıştır." ifadesine yer verilmiş olup; yapılan işlerin nitelik farklılığı dikkate alındığında, davacı ve eşinin çalışma süresi konusunda farklı sonuçlara varılmasının çelişki olarak nitelenmesine olanak bulunmadığı; aynı tanıklar dinlense dahi, her davadaki davacı çalışma düzeni konusunda delillerin o dosyanın gereklerine göre değerlendirilmesi, yargılama süreçlerinin zorunlu sonucu olarak ortaya çıkmakta olduğu, kaldı ki, bozmaya konu karar gerekçesinde de belirtildiği üzere, "davacının davalılara ait ev işyerinde sezonluk olarak yaz aylarında fiilen 6 aylık dönemler halinde hizmet akdi ile çalıştığı, kışın ise evin havalandırılması ve benzeri hizmetlerin yılın tüm aylarında devamlı çalışan eşine yardım niteliğinde kaldığı, davacının tespitini istemiş olduğu sürelerde, sürekli çalışma iddiasının kanıtlanamadığı, 01.06.2010-01.12.2010 tarihleri arasında 180 gün, 01.06.2011-01.12.2011 tarihleri arasında 180 gün, 01.06.2012-01.12.2012 tarihleri arasında 180 gün olmak üzere toplam 540 gün çalıştığını tespit eden mahkeme kararı bu yönüyle yerindedir." ifadesiyle, kış aylarında salt evin havalandırılması işleminin iki kişinin tam süreli çalışmasını gerektirecek bir iş olmadığı, davacı tarafça İstanbul'da çalışma konusunda hiçbir iddia ileri sürülmediği, dava dilekçesinde yer alan, "Davacı müvekkil, kocası ile birlikte sürekli ve kesintisiz olarak her gün sabah saat 08.00'de işe başlamış, akşam en erken saat 22.00'ye, genel olarak 23.00-24.00-01.00 saatlerine kadar çalıştığı, zira, davalıların evinde hizmet ettiği için, genelde sabah saat 08.00'de çalışmaya başlamış, gündüz yemek ve temizlik işleri ağırlıklı olmak üzere, gece geç saatlere kadar süren yemekler, davalıların misafir ve yakınlarının gelişleri ve gecc geç saatlere kadar oturmaya devam edilmesi gibi durumlar sebebiyle, müvekkilem ..., her yıl mayıs ayından aralık ayına kadar bu suretle aralıksız ve kesintisiz ve mesai saati, hafta tatili, bayram tatili söz konusu olmaksızın çalışmıştır. Yine her yıl aralık ayından müteakip yılın nisan ayına kadar ise, davalılar genelde Bodrum dışında İstanbul'da) olduklarından, davacı müvekkilem, kocası ... ile birlikte Yalıkavak'taki evin tadilât, tamirat, boya-badana, su basmasına bağlı temizlikler ve yapılması gereken sair işleri ve periyodik temizlik işleri ile uğraşmış ve çalışmaya devam etmiş; ancak aralık ile nisan ayı arasında hafta tatilini (haftada 1 gün olarak) kullanmış ve yine aralık ile nisan ayları arasına rastlayan bayram ve genel tatil varsa bu günlerde çalışma yapmamıştır. Sonuç olarak, hizmet tesbiti talebinde bulunduğumuz 15/2010-24.03.2013 tarihleri arasında davacı, Kurum dışında kalan davalıların belirttiğimiz adresteki evinde yukarda belirttiğimiz gibi muhtelif işleri yapmak suretiyle aralıksız ve kesintisiz olarak çalışmıştır." açık ifadeyle de bu durum hiçbir şüpheye yer vermeyecek biçimde ortaya konulmuş iken; iddia ve savunma kapsamında yer almayan bir konu için davacının beyanının alınması konusundaki hukuksal gerekçe anlaşılamadığı gibi avukat aracılığıyla izlenen dava kapsamında, iddia ve savunmaların gereğince dile getirildiği yargılama sürecinde, adil yargılanma gerekleri kapsamında silahların eşitliği ilkesini ihlal edecek biçimde salt davacı beyanıyla sonuca varılmasına da olanak bulunmadığı için, bu yöndeki bozma gereğine de uyulması mümkün olmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili dilekçesinde özetle;davacının 01.05.2010-24.03.2013 tarihleri arasında davalılar nezdinde çalıştığını, davacının eşinin davalılara karşı açtığı hizmet tespiti davası sonucunda 01.05.2010-24.03.2013 tarihleri arasında çalıştığının kabul edildiğini, aylık ücretin tespiti yönünden de kararın hatalı olduğunu beyanla, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili dilekçesinde özetle; yetersiz tanık anlatımına ve bu tanık anlatımına dayalı yetersiz bilirkişi raporuna itibar edildiğini, Kurumun fer'i müdahil olması gerektiğini, Kurum aleyhine hüküm kurulmaması gerektiğini beyanla, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 ve 373 üncü maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79 uncu madde hükümleridir. 2. Değerlendirme Çalışılan yerin Bodrum'da bulunması ve yaz sezonunda kullanılması, davalıların ikametgahının İstanbul'da bulunması, yapılan işin ve işyerinin niteliği, dinlenen davacı, davalı ve kamu tanıklarının beyanları, dava dilekçesindeki açıklamalar, sair araştırmalar ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve Bölge Adliye mahkemesi direnme hükmünde dayandığı yasal dayanaklar ile gerekçeye göre Dairemize ait anılan bozma ilamının ortadan kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.