Başvuru, müdahil olarak yer alınan davada iddiaların karşılanmaması, makul sürede yargılama yapılmaması, temyiz isteminin incelenmeksizin reddedilmesi ve açıkça hukuka aykırı karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; verilen iptal kararı sonucu yapılan yatırımların karşılıksız kalması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, müdahil olarak yer alınan davada iddiaların karşılanmaması, makul sürede yargılama yapılmaması, temyiz isteminin incelenmeksizin reddedilmesi ve açıkça hukuka aykırı karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; verilen iptal kararı sonucu yapılan yatırımların karşılıksız kalması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Ankara'nın Çankaya ilçesi sınırları içinde bulunan taşınmazın malikidir. Taşınmazın bulunduğu alanda Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından imar planı değişikliği yapılmıştır. Taşınmazın bulunduğu alan özel eğitim alanı olarak belirlenmiş iken sağlık alanına dönüştürülmüştür. Çankaya Belediyesi tarafından bu işlemin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açılmıştır. Mahkeme 17/8/2009 ve 22/10/2009 tarihli kararları ile dava dilekçesinin reddine karar vermiştir. Ret gerekçesi istemin açık ve net olarak ortaya konulamamasıdır. Daha sonraki dilekçeyi usulüne uygun bulan Mahkeme 8/4/2010 tarihli kararı ile de başvurucunun davalı Büyükşehir Belediyesi yanında davaya katılma talebini kabul etmiştir. Mahkeme 20/1/2011 tarihli hükmüyle davayı reddetmiştir. Ret gerekçesine değişikliği şehircilik ve planlama ilkelerine uygun olduğunu ifade eden bilirkişi raporu esas alınmış ve işlemin imar mevzuatı açısından da hukuka aykırılık taşımadığı belirtilmiştir. Başvurucu, dava dilekçesinin iki kez reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işin esasının hiç incelenmemesi gerektiğini belirterek bu kararı gerekçe yönünden temyiz etmiştir. Davacı Çankaya Belediyesi de temyiz isteminde bulunmuştur. Diğer davalı Büyükşehir Belediyesi ise temyiz isteminde bulunmamıştır. Danıştay Altıncı Dairesi 21/3/2012 tarihli kararı ile başvurucunun istemini davaya yanında katıldığı davalı idare olmadan tek başına temyiz isteminde bulunamayacağı gerekçesiyle incelenmeksizin reddetmiş, davacı Çankaya Belediyesinin temyiz istemini ise esastan reddetmiştir. Karar düzeltme aşamasında onama kararı kaldırılarak Mahkemenin kararı 28/11/2013 tarihli hükümle eksik inceleme yapılarak karar verildiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkeme bozma ilamına uyarak 20/11/2014 tarihli kararı ile işlemi iptal etmiştir. Ret gerekçesinde bilirkişi raporuna dayanılarak değişikliğin şehircilik ve planlama ilkeleriyle bağdaşmadığı, imar mevzuatı açısından da hukuka uygun bulunmadığıbelirtilmiştir. İptal hükmü davalı ve başvurucu tarafından temyiz edilmiş ancak talep esastan reddedilerek hüküm Danıştay Altıncı Dairesinin 24/5/2016 tarihli kararıyla onanmıştır. Başvurucu nihai hükmü 24/6/2016 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 21/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: " İdari dava türleri şunlardır: ...b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları " B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir"