Başvuru, başvurucu tarafından posta yolu ile gönderilmek istenen ve içeriğinde başvurucuya göre geçmişte yaşanan bir olayın anlatıldığı mektubun ceza infaz kurumu tarafından alıkonulması nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüğünün, ayrımcılık yasağı ile adil yargılanma hakkının ihlâl edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, başvurucu tarafından posta yolu ile gönderilmek istenen ve içeriğinde başvurucuya göre geçmişte yaşanan bir olayın anlatıldığı mektubun ceza infaz kurumu tarafından alıkonulması nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüğünün, ayrımcılık yasağı ile adil yargılanma hakkının ihlâl edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 9/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirtilen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/6/2015 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabul edilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü tanınan ek süre içerisinde 14/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 24/8/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekili, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 8/9/2015 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince 14/12/1999 yılında verilen kararla başvurucu otuz altı yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun posta yolu ile bir kişiye göndermek istediği mektup, Disiplin Kurulu Başkanlığının kararıyla alıkonulmuştur. Anayasa Mahkemesi Komisyonlar Başraportörlüğünce 2/6/2015 tarihinde Cezaevi idaresinden sözkonusu mektubun onaylı suretleri talep edilmiş 5/6/2015 tarihinde mektubun onaylı suretleri gönderilmiştir. Mektupta yer alan birkaç kelime dışında mektup Türkçe yazılmıştır ve üç sayfadan oluşmaktadır. Anlatılan olayların 1991 yılına ait olduğu anlaşılmaktadır. Diyarbakır ilinde bir kişinin cenazesi sırasında başvurucuya göre yaşanılan olaylar betimlenmiştir. Başvurucunun geçmişte yaşadığını iddia ettiği olaya ilişkin bu yazı, başvurucunun diliyle doğrudan anlatılmaya başlanmıştır. Söz konusu yazının bazı kısımları şöyledir:"AMED SERHILDANI1991 yılının 10 Temmuz sabahında yüz binden fazla insan Amed İstasyon Meydanında toplanmıştık... Bir cenaze töreniydi, fakat bu yas havasını aşan halk devrimci bir coşkuyla davul zurna eşliğinde dilan tutuyor, slogan atıyor, devrim şarkıları söylüyordu. Evet, Temmuz dört duvar arasındaki hücrelerde bir direniş geleneği başlatmıştı: ama bu topraklara özgü direniş ruhu Şeyh Said'ten bu yana bir sel gibi meydanlara ilk defa akıyordu....Ben o vakit on beş yaşındaydım....Vedat Aydın'ın cenazesi buradan araçtan indirilip camide yıkandı...Cenaze yıkandıktan sonra kitle tekrar harekete geçti. Başı sonu gözükmeyen bu mahşeri kalabalığın ön sıralarında yeşil-sarı-kırmızı bayraklar, posterler, pankartlar ve sloganlar eşliğinde Urfa Kapı'ya doğru yürümeye başladık. Güzergah boyunca bütün cadde başları özel timler ve sivil polisler tarafından tutulmuştu. Urfa Kapı'ya yaklaştığımızda surların üstüne mevzilenmiş kar maskeli özel timler taşlarla saldırmaya başladı. Birden yükselen sloganlar ve atılan taşlardan sonra görünmez oldular. Urfa Kapısından geçiş surların aza altındaki caddeden Mardin Kapı'ya doğru ilerledik. Yolun sağ tarafındaki surları silahlı siviller ve özel timler tutmuştu;...Mardin Kapıya elli metre kala kitle durduruldu. Bütün grup cenaze arabasının etrafını sarmıştı... Bu kısa süreli bekleyiş anında polisler kitlenin önündeki grupla pazarlık yapıyordu. Bir anda nasıl olduğunu anlayamadık. Silahlar patladı. Herkes kendini yere attı. Sağımıza solumuza vızır vızır mermi düşüyor, asfalt parçaları etrafa saçılıyordu. İçinde milletvekillerinin olduğu parti otobüsünden megafonla bir ses "Ateş etmeyin! Ateşi kesin!" diye sesleniyordu. Ateş kesilmedi, aksine taramalar daha bir arttı. Etrafımdaki birçok insan yaralanmıştı. Biraz sürünüp sonra yuvarlanarak kendimi kaldırım taşlarının kenarına ulaştırdım. Burası mermi tutmuyordu....Daha kendime gelememiş, ilk şaşkınlığı üzerimden atamamışken yüzlerce polis üzerimize saldırdı. Polisleri durdurmak için taş atmaya başladık, biraz geri çekildiler. Bu ilk saldırıda amaçlanan şey, mezarlığa bütün kitlenin değil sadece küçük bir grubun girmesiydi....Mardin Kapı yokuşunu sessizce tırmandığımız sırada panzerler önümüzü kesti. Hepimiz durup asfalta oturduk....... Hemen ardından yavaş yavaş yürüyüp tam da yokuşta Mardin Kapıyı zorlamışken üzerimize ateş açıldı....Kurşun yağmuruna tutulan kitlenin yokuş aşağı geri çekilmesi izdihama neden olmuştu.İnsanlar yaralı ya da ölü uçurumun dibinde üst üste yığılıp kalıyordu....Karartı halinde gördüğüm özel timler hareket edene ateş açıyordu.......Az ötede bir evin önünden geçerken bir kadın bana sıcak tandır ekmeği, yeşil soğan ve iki tane zeytin verdi. Elimdekileri ayak üstü yiyip daracık sokaklardan Ben ü Sen'e doğru yürürken aklımda sadece dağa çıkmak vardı." Mektup Okuma Komisyonuna 26/9/2013 tarihinde gelen mektup, aynı gün Disiplin Kurulu Başkanlığına sevk edilmiştir. Disiplin Kurulunun 26/9/2013 tarihli ve 2013/886-135 sayılı kararında 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un maddesinin üçüncü fıkrasına yer verilmiş ve şu sebeplerle mektup alıkonulmuştur: "Mektubun içeriğinde 'terör örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmeleri, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan - yanlış beyan içermesi nedeniyle' alıkonulmasına karar verilmiştir." Başvurucu bu karara karşı Bolu İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) nezdinde şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 22/10/2013 tarihli ve E.2013/1793, K.2013/1836 sayılı kararlabaşvurucunun şikâyetini reddetmiştir. Şikâyetin reddedilme gerekçesi şöyle belirtilmiştir:"5275 Sayılı Kanunun 68/3 maddesinde kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütü mensuplarının haberleşmesini sağlayan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflarhükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez ibaresi yer aldığından;İtiraza konu mektubun incelenmesinde, dosya kapsamıda hep birlikte değerlendirildiğinde Ceza İnfaz Kurumu Kararı usul ve yasaya uygun olduğundan itirazın reddine karar vermek gerekmiştir." Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Bolu Ağır Ceza Mahkemesi 11/11/2013 tarihli ve 2013/1269 Değişik İş sayılı kararıyla İnfaz Hâkimliğinin kararındaki gerekçeye atıf yaparak kararın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Başvurucu 9/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 5275 sayılıKanun'un maddesi şöyledir:"(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir." 5275 sayılı Kanun'un maddesine dayanılarak çıkarılan 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:"Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez." Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün maddesi şöyledir:"(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.(2) Resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır.(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve telgraflar zarfları ile birlikte verilir." Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün maddesi şöyledir:"(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararına göre işlem yapılır.(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.