8. Hukuk Dairesi 2022/4258 E. , 2024/7049 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/816 E., 2022/23 K. KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı Hazine vekili tarafı
**8. Hukuk Dairesi 2022/4258 E. , 2024/7049 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/816 E., 2022/23 K. KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; 4785 Sayılı Kanun'un l inci maddesinde "Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte varolan gerçek veya tüzel özel kişilere, vakıflara ve köy, belediye, özel idare kamu tüzel kişiliklerine ilişkin bütün ormanlar bu kanun gereğince devletleştirilmiştir. Bu ormanlar hiç bir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer.” düzenlemesine yer verildiğini, Anayasa'da ormanların kamu malı niteliğinin ön plana çıkarılarak üzerinde kamu mülkiyetinin bulunduğunun açıkça ortaya konduğunu, bu nedenle söz konusu yerlerin nitelikleri gereği özel mülkiyete konu olamayacağı ve zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceğini, 13.07.1945 tarihinden sonra yürürlüğe giren tapulama kanunlarına göre Devlet Ormanları üzerine tesis edilmiş bulunan ve idarece itiraz edilmemesi sonucu kesinleşmiş duruma gelen idarenin taraf olmadığı bir dava sonucu tescil yolu ile tesis edilmiş veya yüzölçümü arttırılmış olan ve benzeri şekilde tapu kayıtları bulunan şahısların bu yerleri kendi mülkiyetleri gibi gördüklerini, orman sınırları dışında kalan bu yerlerin l958 baskılı 1/25000 ölçekli gizli memleket haritası ile 1970'li yıllara ait hava fotoğrafı ve amenajman haritasına ve bugünkü fiili durumuna göre 50-100 yaşlarında 30 m. boylarında meşe ormanı ile kaplı olduğundan bu sahaların Devlet Ormanı olarak tescil olunması gerektiğini, Hazinenin tahdit dışında kalan, kamu malı niteliğinde gördüğü, ayrıca Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tüm taşınmazlar için her zaman dava açma hakkına sahip olduğunu, dava konusu taşınmazın halen orman niteliğini koruduğunu belirterek, Bursa ili ... ilçesi ... köyünde bulunan dava konusu 106 ada, 86 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısımlarının orman arazisi olduğu gerekçesiyle, (B) kısmı yönünden açılan davanın ise bu taşınmaz bölümünün bilirkişi raporunda tarım arazisi olarak belirlendiği, yine davalı tanıklarının davalının bu yeri satın aldığı kişi tarafından daha önce bu kısımda tarım yapıldığı, buğday ve mısır ekildiğini beyan ettikleri göz önünde bulundurularak bu kısmın orman arazisi olmadığı, krokinin ve haritanın incelenmesinde orman içi açıklık olarak da nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Bursa ili ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde kain 106 ada 86 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının kadastro ve orman bilirkişilerinin 06.06.2011 tarihli ortak raporunda; (A) harfi ile gösterilen 18795,95 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen kısım için açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi, davacısı ... köyünden ..., davalısı ... köyü şahsiyeti adına muhtarlık ve Hazine olan, Mustafakemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14.02.1968 tarih ve 1967/870 E., 1968/75 K. sayılı ilamında; ... köyünün köy civarında bulunan doğusu yol, batısı ..., kuzeyi yol, güneyi dere ile çevrili 13896 m2 tarlanın ve aynı köyün ... mevkiinde kain doğusu ..., ..., batısı kuru dere, kuzeyi kuru dere, güneyi ... tarlaları ile çevrili 24700 m2 yüzölçümlü tarlanın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, hükmün temyiz edilmeyerek 12.04.1968 tarihinde kesinleştiği, Mahkemece davalının savunmasında dayandığı bu dava dosyasının dosya arasına alınmadığı, yapılan keşif ve yargılama esnasında nazara alınmayarak, bahsi geçen ilam ve bu ilamın dayanağı olan krokinin keşifte uygulanmadığı, çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığının belirlenmediği ve sonuç olarak kesin hüküm hususunun tartışılmadığı, ayrıca usulüne uygun şekilde orman araştırması yapılmadığı gerekçeleriyle, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, orman mühendisi ve harita mühendisi bilirkişilerce dosyaya ortak sunulan 03.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda zemine uygulanan 14.02.1968 tarih ve 1967/870 Esas, 1968/75 Karar sayılı kesinleşen mahkeme ilamının ekinde bulunan kroki ile çekişmeli 106 ada 86 parsel nolu taşınmazın aynı yer olduğunun tespit edildiği, Mustafakemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14.02.1968 tarih ve 1967/870 Esas, 1968/75 Karar sayılı dava dosyası ile davacı ... tarafından, davalı Hazine ve ... Köyü Muhtarlığı aleyhine tescil istemli dava açıldığı, işbu dosyada verilen hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, bahsi geçen dosyanın davacısı ...'in davalının kayınpederi olup, davalının dava konusu taşınmazı kayınpederinden satın aldığı, bu hususun çekişmesiz olduğu, daha önceden görülen tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan Mustafakemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14.02.1968 tarih ve 1967/870 Esas, 1968/75 Karar sayılı ilamının HMK'nun 303 üncü maddesi anlamında kesin hüküm niteliğinde bulunduğu ve tarafları bağlayacağı gerekçesiyle, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı Hazine vekili, dava konusu 106 ada 86 parsel sayılı taşınmaz için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20 inci maddesi uyarınca, anılan mahkeme ilamının haritası bulunduğu takdirde anılan haritanın ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenerek ve haritalar çakıştırılarak yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanması, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktaları ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılması, sözü edilen ilamın dayanağı harita yoksa, ilamda tarif edilen sınır yerleri esas alınarak yerine uygulanması, bu yollarla dava konusu 106 ada 86 parsel sayılı taşınmazın tutunulan ve kesinleşen mahkeme ilamının ve varsa dayanağı haritasının kapsamında kalıp kalmadığının duraksamasız belirlenmesi gerektiğini, Mahkeme kararının bu şartları taşımadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.