DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2721 E. , 2024/464 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2721 Karar No : 2024/464 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Kooperatifi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24/05/2023 tarih ve E:2023/1008, K:2023/2618 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … tarih ve … sayılı Enerji Piyasas…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2721 E. , 2024/464 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2721 Karar No : 2024/464 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Kooperatifi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24/05/2023 tarih ve E:2023/1008, K:2023/2618 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile … tarih ve … sayılı Kurul kararının, tarımsal sulama tüketicileri açısından tarımsal sulama limiti yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24/05/2023 tarih ve E:2023/1008, K:2023/2618 sayılı kararıyla; … tarih ve … sayılı Kurul kararı yönünden; Düzenleyici işlemin ilanından sonra dava açma süresi içinde bu işlemin iptali istemiyle dava açılabileceği gibi, dava açma süresinin geçmiş olması hâlinde, düzenleyici işlemin uygulanmasına ilişkin yeni bir işlem tesis edildiğinde ilgililerin uygulama işlemini veya dayanağı olan düzenleyici işlemi ayrı ayrı veya birlikte yine dava açma süresi içinde dava konusu edebileceği, Dava konusu Kurul kararının 27/10/2020 tarih ve 31287 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı, bu tarihten itibaren davacı tarafından süresi içerisinde davalı idareye bir başvuru yapılmadığı gibi, kararın iptali istemiyle dava da açılmadığı, Kasım 2021 elektrik tüketim faturası ile davacı bakımından uygulama alanı bulan mezkûr karara karşı, bu uygulama işlemine bağlı olarak süresi içerisinde herhangi bir dava açılmadığı gibi idari başvuru da yapılmadığı, en geç bu faturanın düzenlenerek gönderildiği 30/11/2021 tarihinden itibaren süresi içerisinde idari başvuru yapılması veya dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra dilekçe ret kararı öncesi ilk olarak 10/10/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme imkânı bulunmadığı, Öte yandan, her ne kadar davacı tarafından dava konusu karar nedeniyle ikili anlaşma imzalandığı ileri sürülse de, ilgili dönemde geçerli olan anlaşmanın 30/11/2021 tarihli Kasım 2021 faturasından çok daha önce imzalandığı, dolayısıyla bu bakımdan sürenin evleviyetle aşılmış olduğu, … tarih ve … sayılı Kurul kararı yönünden; İptal davası açılabilmesi için idarî işlem nedeniyle ilgilinin menfaatinin etkilenmiş olması, etkilenen menfaatin somut, güncel ve meşru bir menfaat olması, iptali istenilen işlem ile davacı arasında makul ve ciddi bir ilginin bulunması gerektiği, aksi durumun kabulünün, toplum yararına olduğu düşünülen her konuyu tüm vatandaşların dava konusu yapabilmesi olasılığını beraberinde getireceği, bunun dava açma ehliyetine ilişkin yasal düzenlemenin amacına aykırı olacağı, Bu itibarla, ilgili dönemde görevli tedarik şirketi ile aralarındaki ikili anlaşma uyarınca fatura düzenlenmekte olan davacı bakımından 10907 sayılı Kurul kararının hiç uygulanmadığı, kararın yayımlandığı ve yürürlüğe girdiği tarihlerde davacının hâlihazırda 01/12/2021 başlangıç tarihli ikili anlaşma ile elektrik alan tüketici sınıfında olduğu, dava dilekçesi ekindeki faturalarda da bu hususun belirtildiği anlaşıldığından, dava dilekçesinde mezkûr kararda yüksek tüketim limiti düşük belirlendiğinden ikili anlaşma yapılmak durumunda kalındığı, karar dolayısıyla kendilerine fahiş tutarlı faturalar düzenlendiği iddialarının ileri sürüldüğü dikkate alındığında, davacıya uygulanması mümkün olmayan dava konusu Kurul kararının iptalini istemekte davacının kişisel, güncel ve meşru bir menfaatinin bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen süre aşımı nedeniyle reddine, kısmet ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 9636 sayılı Kurul kararının kendileri açısından her an uygulanmaya devam ettiği, yapılan ikili anlaşmaların söz konusu karara dayandığı, 10907 sayılı Kurul kararında ise 9636 sayılı Kurul kararında belirlenen esasların aynen muhafaza edildiği, anılan kararın Nisan 2022 dönemine ait faturada uygulamaya konu edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü ile Daire kararının … tarih ve … sayılı Kurul kararına ilişkin kısmının bozulması, diğer kısmın ise onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onüçüncü Dairesi kararının, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmı aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmına gelince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilecekleri hükme bağlanmıştır. Aktarılan hükme göre, iptal davası açılabilmesi için gerçek veya tüzel kişiler ile dava konusu işlem arasında makul ve ciddi bir ilişkinin varlığı yeterli bulunmaktadır. Başka bir deyişle, İdare Hukukunun genel ilkelerine göre idari işlemin değişiklik yarattığı ya da doğmasına engel olduğu hukuki durumla menfaat bağı olan herkes, söz konusu idari işlemin iptalini isteyebilecektir. İptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali", Danıştayın istikrar bulan kararlarında, dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisi, davacının hukuki durumu ve uyuşmazlığın niteliği göz önüne alınmak suretiyle, her uyuşmazlık özelinde, yargı yerlerince tespit edilecektir. Bununla birlikte, menfaatin kişisel ve güncel olması koşulu, idari işlemin mutlaka davacı hakkında uygulanmış olması sonucunu doğurmamaktadır. Uyuşmazlıkta, davacı çok sayıda üyesi bulunan bir sulama kooperatifi olup sulama amacıyla kullanmakta olduğu elektrik enerjisini, ... Satış AŞ'den (...) temin etmektedir. Dava konusu 10907 sayılı Kurul kararı ile tarımsal sulama tüketici grubuna yönelik olarak tüketim miktarının düzenlendiği, 9636 sayılı Kurul kararının yürürlükte olduğu dönemde imzaladığı ikili anlaşmalar nedeniyle 10907 sayılı kararın davacı hakkında uygulanmadığı, ancak düzenlemenin kapsamı itibarıyla sulama kooperatiflerinin hukuki durumunu doğrudan ilgilendirdiği dikkate alındığında, menfaat ilgisinin bakılan davayı açmakta yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının faaliyet alanı ve dava konusu düzenlemenin niteliği dikkate alındığında davacının bakılan davayı açmakta ehliyeti bulunduğu anlaşıldığından temyize konu kararın davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacının iddialarının, tarımsal sulama tüketici grubuna yönelik olarak belirlenen 7 milyon kWh tüketim limitinin, kooperatif şeklinde faaliyet gösteren ve içerisinde çok sayıda tüketicinin birlikte yer alarak faaliyet gösterdiği tüzel kişilerin durumunun dikkate alınmadan belirlendiği, başka bir deyişle eksik düzenleme nedeniyle kooperatiflerin diğer tüketici gruplarına göre mağdur edildiği iddialarına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim … tarih ve … sayılı Kurul kararı ile tarımsal faaliyetler abone grubuna ilişkin tüketim limiti 100 milyon kWh olarak belirlenmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, dava konusu kararın 02/04/2022 tarih ve 31797 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı, ilgili dönemde elektrik faturaları görevli tedarik şirketi ile davacı arasında imzalanan ikili anlaşma uyarınca düzenlendiğinden kararın davacı bakımından uygulanmadığı, dolayısıyla en geç kararın yayımlandığı 02/04/2022 tarihinden itibaren süresi içerisinde idari başvuru yapılması veya dava açılması gerektiği anlaşılmakta ise de, tüketim limitini 100 milyon kWh olarak belirleyen 11095 sayılı Kurul kararının yayımlanmasından sonra davacı tarafından ...'a yapılan başvuru neticesinde ikili anlaşmasının feshedildiği, 07/09/2022 tarihinde davalı idareye yapılan başvuru ile 11095 sayılı karardan sonra ortaya çıkan yeni hukuki durum bağlamında dava konusu 10907 sayılı Kurul kararının geçmişe dönük etkilerinin ortadan kaldırılması talebiyle bir başvuru yapıldığı, yapılan başvurunun konusunun dava konusu kararın değiştirilmesi talebine dayandığı, aynı doğrultuda davacı tarafından CİMER üzerinden yapılan başvuruya da davalı idarenin E-… sayılı yazısıyla cevap verildiği dikkate alındığında, Dairece tüm bu hususlar bir arada değerlendirilerek uyuşmazlığın niteliği tam olarak ortaya konulmak suretiyle davanın süresinde olup olmadığının da tespiti gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2. Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 24/05/2023 tarih ve E:2023/1008, K:2023/2618 sayılı kararının davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmının ONANMASINA oybirliğiyle, 3. Anılan kararın davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA oyçokluğuyla, 4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 5. Fazladan yatırılan … TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, 6. 05/03/2024 tarihinde kesin olarak karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.