11. Hukuk Dairesi 2023/566 E. , 2024/4764 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1885 Esas, 2022/1896 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/295 E., 2019/501 K. Taraflar arasındaki marka lisans sözleşmesinin hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili ve davalı ... tarafı…
**11. Hukuk Dairesi 2023/566 E. , 2024/4764 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1885 Esas, 2022/1896 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/295 E., 2019/501 K. Taraflar arasındaki marka lisans sözleşmesinin hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin 2006 11162 marka tescil numaralı “...” isimli markanın sahibi olduğunu, şirket yetkilisi...'ün davaya konu markanın kurucu ve yaratıcısı olduğunu, 28.04.2010 tarihinde, davalı ...'nun...’ün erkek kardeşi ...’e markaya dair işlemleri yapmak üzere özel vekâletname düzenlediğini, vekâletnamenin düzenlendiği tarihinden, kullanıldığı 22.01.2014 tarihine kadar, yaklaşık dört yıllık zaman diliminde bu özel vekâletname davalı ... tarafından iptal edilmediğini, işbu vekâletname ile vekil ..., 22.01.2014 tarihinde 2006/11162 marka tescil numaralı “...” isimli markayı markanın kurucusu ve gerçek sahibi...’e devrettiğini, davalılardan ..., tüm bu süreçten bizzat haberdar olmasına rağmen, vekil ... tarafından marka devrinin yapılmasından 5 gün sonra kötü niyetli olarak, kesin hükümsüzlüğü talep edilen Beyoğlu 57. Noterliği 27.01.2014 tarih ve 01984 yevmiye sayılı “Marka İnhisari Olmayan Lisans Sözleşmesi”ni düzenleyerek diğer davalı ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye 19 yıllığına lisans hakkı verdiğini, diğer davalı ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. Şirket yetkilileri de tüm bu süreçten haberdar olmakla birlikte, davalı şirketin kötü niyetli olarak hareket ettiğini, bu lisans sözleşmesi Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edilmediğini, kaldı ki, marka lisans sözleşmeleri markanın ömrü nedeniyle bu kadar uzun süreli yapılamadığını, davaya konu marka üzerinde tasarruf yetkisinin, marka hakkı sahibinde olduğunu, davalılardan ...'nun marka üzerinde tasarruf yetkisi olmadığı halde marka hakkında lisans sözleşmesi düzenlediğini, bu nedenle, Beyoğlu 57. Noterliği 27.01.2014 tarih ve 01984 yevmiye sayılı Marka İnhisari Olmayan Lisans Sözleşmesi'nin borçlar hukuku genel hükümleri uyarınca butlan ile sakat ve kesin hükümsüz olduğunu, belirterek davalılar arasında düzenlenen Beyoğlu 57. Noterliği 27.01.2014 tarih ve 01984 yevmiye sayılı “Marka İnhisari Olmayan Lisans Sözleşmesi”nin butlan ile sakat bir sözleşme olduğunun ve bu nedenle kesin hükümsüz olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafın iddialarının gerçek dışı olduğunu, davanın tamamen hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacı sıfatı bulunan ... Moda Giyim San. ve Tic. A.Ş.'nin kurucusunun... olduğunu, dava dilekçesinde sıralanan tüm olayların ve tüm şekli hukuki işlemlerin arkasında...'ün bulunduğunu, yapılan tüm işlemlerin de yöneticisi konumunda olduğunu, davacının hukuk dışı saikler ile yaratıcısı olduğu markayı diğer davalıya Beyoğlu 8. Noterliğinin 22.01.2008 günlü ve 1684 yevmiye no.lu devir sözleşmesi ile sattığını ya da devrettiğini, davacının söz konusu marka ile alakalı uzun süre her hangi bir işlem yapmadığını, davacının, 2014 yılında markanın müvekkili şirkete kiralanmasından sonraki tüm üretim ve pazarlama aşamalarında müvekkili şirkette olduğunu ve üretimin ve pazarlamanın içinde olduğunu, markanın müvekkil şirkete kiralanması aşamasından üretilip dava dışı 3. kişi şirketlere pazarlanması, satılması gibi her aşamada şirket adına hareket eden kişi olduğunu, Beyoğlu 35. Noterliğinin 22.01.2014 günlü ve 03049 yevmiye no.lu marka devir sözleşmesini yaparak markayı geri aldığını, bu marka geri alım işlemini tüm taraflardan sakladığını ve hiç bir şey olmamış gibi markanın müvekkili şirkete devri işlemini yaptırdığını, davacının vekâleten markayı devraldığı işlemin gerçek anlamda mutlak butlanla batıl bir işlem olduğunu ve hukuken korunmaması gerektiğini, taraflar arasında husumetin 2016 yılı sonlarında başladığını ve halen devam ettiğini, davacının adli makamları yanılttığını ve yaptığı resmi evrakları dahi karıştırarak hukuk dışı yalan beyanlarda bulunduğunu, davacının hukuka karşı dolanma arz eden tasarruflarının müvekkil şirketin Beyoğlu 57. Noterliğinin 27.01.2014 gün ve 1984 yevmiye no.lu marka inhisari olmayan lisans sözleşmesi ile aldığı hakkı ortadan kaldırmaması gerektiğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davaya konu davalılar arasında 2006/11162 marka tescil no.lu "..." isimli markanın 19 yıllık kullanımına ilişkin düzenlenen Beyoğlu 57. Noterliğinin 27.01.2014 tarih ve 01984 yevmiye no.lu marka inhisari olmayan lisans sözleşmesinin düzenlenme tarihi itibarı ile davalı ...'nun marka üzerinde tasarruf yetkisinin bulunmadığı, her ne kadar lisans sözleşmesinin düzenlenme tarihinde devre ilişkin tasarrufun sicile tescil edilmediği sunulan kayıtlardan anlaşılmış ise de usulüne uygun vekâletname uyarınca devrin gerçekleştirildiği ve bu devir sonrası davalı ...'nun marka üzerindeki haklarının son bulduğu, tüm bunların yanında esasen davalıların iyi niyetli olmadığı zira markanın devrinden ticari ilişki içerisinde olan tarafların (ikrar edildiği üzere) haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi marka tescilinin dahi 10 yıl süreyle korunduğu dikkate alındığında (her ne kadar bu konuda sınırlayıcı bir düzenleme mevcut değil ise de ) 5.000,00 TL gibi düşük bir ücret karşılığı 19 yılllık lisans sözleşmesi yapılmasının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne uygun düşmediği, davalıların yapılan işlemde kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili ve davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı şirketin taraflar arasında husumet başladıktan hemen sonra kurulduğunu ve kurucusunun da... olduğunu, ...'ün markanın ilk sahibi olduğunu, markanın kullanım hakkı konusunda Beyoğlu 35. Noterliğinin 28.04.2010 gün 14175 yevmiye no.lu vekâletname ile kardeşi ...'ü yetkilendirdiğini ve bu yetki ile Beyoğlu 57 noterliğinin 27.01.2014 tarihli 1984 yev. no.lu sözleşme ile devrini vekâleten sağlayan kişi olduğunu, devirden 5 gün önce 22.01.2014 tarihli sözleşme ile markayı...'e de aynı kişinin devrettiğini, devir tarihinde...'ün müvekkili şirkette çalıştığını, yakın akrabası ... vasıtası ile gizli ortağı olduğunu, muvazaalı devirler ile markanın devralındığını ve mahkemenin hukuka karşı hile içeren davayı kabul ettiğini davacının kötü niyetli olduğunu belirterek hatalı kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; karar duruşmasından kısa süre önce davadan haberdar olduğunu, bilginin de dosya içeriğine ilişkin olmayıp yargılamanın yapıldığına ilişkin olduğunu, ...' e yapılan tebligatın geçersiz olduğunu, o tarihte İstanbul'da olmadıklarını, ...' ün apartmanın altında büfe işlettiğini, tebligatın hiç ulaşmadığını, savunma hakkının kısıtlandığını, davacı ... şirketinin dava ehliyetinin dava konusu olduğunu, vekil ...tarafından ablası...'e yapılan devirden haberdar olununca ihtarname yollandığını, cevap alınamayınca dava açıldığını, ilgili davada vekilin vekâletnameyi kötüye kullanması sureti ile abla kardeş arasında gerçekleşen muvazaalı işlemin tespiti ve tescilin iptalinin talep edildiğini, olası iptal kararının mülkiyet hakkı üzerinde değişikliğe yol açacağını, davacının gerçek olmayan iddialarına cevap verilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden davalıların istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; vekâletin kötüye kullanılması nedeniyle devir işleminin iptali istemli dava açıldığı ve davanın derdest olduğunu, mülkiyet hakkını belirleyecek dava devam ederken işbu davada karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sonucunun beklenmesi gerektiğini, tebligatların usulsüz yapıldığını, bu nedenle davayı takip edemediğini, savunma hakkının kısıtlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, marka inhisari olmayan lisans sözleşmesinin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, davalı ... temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.