8. Ceza Dairesi 2008/17006 E. , 2010/13676 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Genel güvenliği tehlikeye sokacak şekilde kasten yangın çıkarma ve tehdit HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere Gereği görüşülüp düşünüldü: Sanığın kendine ait halıları ve evi yakmaktan ibaret eyleminde mala zarar verme unsurları bulunmadığından, müştekiye ait elbiseleri yakma eylemi nedeniyle de açılmış bir dava olmadığından tebliğnamedeki bu suçun nitelendirmesine ilişkin bozma düşüncesine katılınmamı
**8. Ceza Dairesi 2008/17006 E. , 2010/13676 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Genel güvenliği tehlikeye sokacak şekilde kasten yangın çıkarma ve tehdit HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere Gereği görüşülüp düşünüldü: Sanığın kendine ait halıları ve evi yakmaktan ibaret eyleminde mala zarar verme unsurları bulunmadığından, müştekiye ait elbiseleri yakma eylemi nedeniyle de açılmış bir dava olmadığından tebliğnamedeki bu suçun nitelendirmesine ilişkin bozma düşüncesine katılınmamıştır. I- Sanık hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kurulan hükme ilişkin yapılan incelemede; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak: 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesi uyarınca uygulama yapılırken, aynı maddenin 3. fıkrası gereğince sanığın (c) bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait haklardan koşullu salıverilmeye kadar yoksun bırakılacağının gözetilmemesi, Bozmayı gerektirdiğinden hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), ancak bu aykırılığın CMUK.nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden "sanık hakkında TCK.nun 53/1. maddesinin uygulanmasına" ilişkin kısmın çıkarılarak, yerine "sanığın 5237 sayılı TCK.nun 53/1-3 madde ve fıkraları uyarınca (c) bendinde sayılan haklardan ise koşullu salıverilmeye kadar, madde ve bendlerde sayılan diğer haklardan ise hükmolunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), II- Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince; Sanığın mağdureyi tehdit ettiğine dair mağdurenin soyut beyanları dışında her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine, yazılı gerekçelerle mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı (BOZULMASINA), 7.12.2010 gününde genel güvenliği kasten tehlikeye sokulması suçundan nitelendirme ve uygulamada oyçokluğu, tehdit suçundan ise değişik gerekçeyle oyçokluğuyla karar verildi. (K.D) (K.D) KARŞI DÜŞÜNCE : Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar irdelenmeden yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle TCK.nun 62. maddesinin uygulanmamasına karar verilmiş olması nedeniyle genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan hükmün bozulması gerektiği düşüncesiyle onama kararına katılmıyorum. KARŞI DÜŞÜNCE : Sanık hakkında; suç tarihinde gayri resmi eşi olan müşteki ile birlikte yaşadıkları evde tartıştıkları, şüphelinin evde bulunan halıları evin tuvaletine götürerek evde müştekinin bulunmasına rağmen yaktığı ve çocuklarını alarak evden ayrıldığı esnada müştekiyi "Eğer geri geldiğimde ateşi söndürürsen seni ellerimle öldürürüm" diyerek tehdit ettiği ve evden ayrıldığı, müştekinin daha sonra olay yerine gelen görevlilerce kurtarıldığı, şüphelinin bu suretle müştekinin hayatı ve sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek biçimde ve müşteki üzerinde korku, kaygı ve panik yaratabilecek tarzda kasten yangın çıkardığı ve müştekiyi ölümle tehdit ettiğinden söz edilerek TCK.nun 170/1-a, 106/1. maddelerinden cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda; mahkemece sanığın mağduru tehdit etme ve kasten yangın çıkarma suçu sabit görülerek cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ancak; TCK’nun 170/1-a madde hükmünde öngörülen fiil, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda; yangın çıkarılma halinde suçun oluşacağı kabul edilmelidir. Yangın çıkarma, mahiyeti bakımından kişilerin hayatı, sağlığı veya mal varlığı bakımından nesnel bir tehlike yaratmalıdır. Yangın çıkarmak davranışından söz edilebilmesi için, yakmanın yangın sayılacak ağırlık ve boyuta ulaşması gerekmektedir. Bu nedenle ateşe konulan şeylerin kişiler ve mal üzerinde maddede belirtilen genel tehlikeyi doğurmaya elverişli biçimde yanmaya başlaması gerekmektedir. Yakılan veya ateşe konulan cisim kişilere ve mal varlığı üzerinde genel tehlike doğurmaya elverişli olmalıdır. Yanıcı maddeler uzaklaştırıldıktan sonra, ateşe verilen nesne yanmağa devam ediyorsa ve yakılan bu ateş özel araçlar kullanmadan ya da normalin üstünde bir çaba sarf etmeden söndürülemiyorsa artık genel güvenliği tehlikeye sokan bir yangından söz edilir. Yakma davranışı, yangın tehlikesine sebebiyet verecek ağırlıkta olmaması durumunda, artık genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçundan değil, mala zarar verme suçu söz konusu olacaktır. Buna göre, yakma eylemi özel araçlar kullanmaksızın ya da normalin ötesinde özel çaba gösterilmeden söndürülemiyorsa, başka şeylere sirayet etmesi veya yaygınlaşması ihtimali varsa eylemin TCK’nun 170/1-a maddesi anlamında yangın çıkarma düzeyine ulaştığı kabul edilecektir. Şayet yakma, yangın boyutuna ulaşmadan söndürülmüş ise kişilerin sağlığı veya mal varlığı bakımından zarar tehlikesi doğurmaya elverişli hale geldiği söylenemez. Somut olayda; Sanık gayri resmi yaşadığı mağdurla aralarındaki geçimsizlik nedeniyle ona duyduğu kızgınlıkla ona ait giysi ve evde bulunan halıyı tuvalete götürüp üzerine yanıcı madde döküp ateşe verdikten sonra iki çocuğunu alıp mağduru da tehdit edip kapıyı dıştan kilitleyip olay yerinden ayrılmıştır. Mağdur Apartmanın birinci katında bulunan evin balkonuna çıkarak yardım edilmesi için bağırdıktan sonra, tuvalet içinde tutuşturulan eşyaların üzerine su dökerek söndürdüğü, yangının sadece tuvalet kapısına az bir oranda sirayet ettiği, içinde yangın çıkarılan evin ise sanığın babasına ait olduğu, bu oluş ve tüm dosya içeriğine göre sanığın babasına ait evde yangın çıkarmasının, yangın tehlikesine sebebiyet verecek ağırlığa ulaşmadan mağdur tarafından söndürülmüş olması karşısında, TCK’nun 170/1-a maddesi kapsamında suçun oluştuğu söylenemez. Sanığın eyleminin yakarak mala zarar verme suçunu oluşturacağı, sanığın içinde yangın çıkardığı ev babasına ait olup yakılan halılar ise kendisine ait olması karşısında; 5237 sayılı TCK.nun 167/1-b madde ve bendindeki şahsi cezasızlık hali nedeniyle sanık hakkında aynı yasanın 151/1 ve 152/2-a maddelerinin de uygulanamayacağı gibi, meydana gelen yangının "kişilerin hayatı, sağlığı veya mal varlığı bakımından tehlike arz etmediğinden eylemin aynı yasanın 170/1-a madde ve bendine aykırılık da oluşturmayacağı düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. Keza; tehdit suçunun oluşması için sanığın sarf ettiği sözler mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratıp sonucu almaya elverişli yeterli ve uygun olmalıdır. Mağdur aşamalarda olayın oluş şeklinin birbiriyle tutarlı şekilde anlatmıştır. Tehdide ilişkin sözlerin söylendiği dosya kapsamıyla sabittir. Ancak; mağdur mahkemedeki anlatımında tehdit suçu konusunda anlatımda bulunurken “kocam genelde böyle konuşur” “ben onun böyle laflarına alıştım” demesi karşısında olayın oluşu değerlendirildiğinde, söylenen sözler korkutucu ve ciddi olmaktan uzak ve kızgınlıkla sarf edilmiş ve mağdur üzerinde korkutucu olmamıştır. Açıklanan nitelikleri gerçekleşmemiş, mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamıştır. Bu nedenle tehdit suçunun oluşmadığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine de katılmıyorum.