15. Ceza Dairesi 2012/8330 E. , 2014/1885 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergile
**15. Ceza Dairesi 2012/8330 E. , 2014/1885 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; 28.08.2006 tarihinde şikayetçi ...'ün iş yerine adını ... olarak söyleyen bir kişinin telefon ederek 4 adet klima siparişi verdiği, iş yeri müdürü ile diğer çalışanların klimaları belirtilen adrese götürdükleri orada Hüseyin isimli kimliği tespit edilemeyen kişinin sanık ...'yi yeğeni olarak tanıttığı evde diğer sanık ...'nin de bulunduğu, klimaların eve bırakıldığı, paranın ödenmesinin beklenildiği, ancak; dolandırma kastı içerisinde olan sanıkların evden uzaklaşma yönünde bir mazeret uydurarak, başka ifadeyle; sanık ...'nin annesinin trafik kazası geçirdiği yönünde bir haber ulaştığını belirtilerek iki sanığın da evden çıktıkları esnada polisin olay yerine geldiği, klimaların tekrar evden çıkarıldığı, her iki sanığın bir takım şeyler uydurarak hileli davranışlarla şikayetçiyi ve onun görevlilerini aldattıkları ve kendilerine yarar sağlamaya çalıştıkları ancak eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı ve bu şekilde şikayetçiye karşı dolandırıcılık suçuna teşebbüs ettiklerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Sanık ...'nın, 09.12.2006 tarihinde, katılan ...'un mobilya ve halı mağazasına gelerek beğendiği koltuk takımı ve iki parça halı hakkında pazarlık yaptığı bedelin bir kısmını peşin olarak verdiği kalan kısmı ise teslimde evde ödeme konusunda anlaştıkları ve katılanın çalışanları tarafından eşyaların ... nin belirttiği adrese getirildiği eve teslim edildiği o sırada sanık ... nin "Bir dakika! Anneme gidip para alıp geleceğim." diyerek evden çıktığı, ancak; daha önce sanığın gelen tanık çalışanlara paranın önce mutfakta olduğunu söyleyerek dışarıya tanıkları çıkarttığı, sonra kendisi de çıkarak kapıyı kapatıp annesine gittiği, bir daha gelmediği, sanığın diğer eylemde olduğu gibi olayın başlangıcında dolandırma kastı çerçevesinde kafasında kurduğu bir senaryoyu uyguladığı ve eve eşyaların tesliminden sonra bir mazeret uydurarak gelen görevlileri evden çıkartarak kapıyı kilitleyerek çıkıp gittiği, böylece dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu eşyaların katılanın beyanlarına göre geri alınamadığı, sanığın bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Hükmün gerekçe kısmında; "temel ceza belirlenirken suçun işleniş şekli kastın yoğunluğu, sanıkların güttüğü amaç göz önünde tutularak asgari haddin üzerinde temel cezalar belirlenmiş keza yargılama aşamasındaki sanıkların beyanı, cezaların sanıkların geleceği üzerinde olası etkileri yönünden olumlu kanaat edinilemediğinden takdiri indirim sebebi uygulanmamış" denilmesinin yasal ve yeterli olması karşısında tebliğnamedeki 1 ve 2 numaralı bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii, sanık ... ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümlerde yer alan; 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bentlerin çıkartılarak yerine "sanıkların, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının a,b,c,d,e bentlerinde belirtilen haklarından, mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise 1-c bendindeki haklardan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına" yazılması, suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.