1. Hukuk Dairesi 2026/915 E. , 2026/1847 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/173 E., 2023/282 K. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 845 parsel sayılı 55326,12 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz 06.03.2013 tarihinde idari yoldan ham toprak vasfı ile Hazine adına tescil edilmiştir. Davacılar vekili; kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşı…
1. Hukuk Dairesi 2026/915 E. , 2026/1847 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/173 E., 2023/282 K. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 845 parsel sayılı 55326,12 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz 06.03.2013 tarihinde idari yoldan ham toprak vasfı ile Hazine adına tescil edilmiştir. Davacılar vekili; kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın daha sonra idari yoldan davalı ... adına 845 parsel numarası ile tescil edildiğini, taşınmazın davacılar ve murisleri tarafından imar ve ihya edilerek tarım arazisi haline getirildiğini, 30-40 yılı aşkın zamandır nizasız ve fasılasız zilyet olunduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiş; Dairemizin bozma kararından sonra 23.10.2023 tarihli duruşmada; murisin sağlığında hakkını davacılara bıraktığını, diğer mirasçıların bu taşınmazda herhangi bir haklarının bulunmadığını beyan etmiştir. Davalı ... vekili; davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; taşınmazda emek ve para sarfıyla yapılmış bir imar-ihya faaliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karara karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.06.2017 tarihli ve 2015/9997 Esas, 2017/4751 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu, aynı zamanda araştırma ve incelemenin de hüküm için yeterli olmadığı belirtilerek karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece; dava konusu taşınmazın (A) ve (C) harfi ile gösterilen alanlarında 20 yılı aşkın süredir kullanımın olduğu, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre davacıların dava konusu taşınmazı taşları kaldırmak, temizlemek, düzeltmek ve ekin ekmek suretiyle imar-ihya ettikleri, bilirkişi raporunda bu kısımların özel mülkiyeti haiz yerlerden olduğunun belirtildiği, dava konusu taşınmazın (E) harfi ile gösterilen alanının ise tarım arazisi niteliğini taşımadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; kararın davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07.02.2023 tarihli ve 2021/5564 Esas, 2023/608 Karar sayılı kararı ile; davacılar vekilinin dava dilekçesinde, çekişmeli 845 parsel sayılı taşınmazın davacılar ve onların murisleri tarafından imar-ihya edildiğini ileri sürerek davacılar adına tescilini istediği, keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin taşınmazın davacıların dedesi tarafından satın alındığını beyan ettikleri, davacıların 1989 yılında ölen babası ... ...’nin davacılar dışında başka mirasçısının da bulunduğu anlaşılmasına rağmen Mahkemece davacı tarafa muristen kalan taşınmazın ne sebeple adlarına tescilini istediklerinin sorulmadığı; bir başka ifade ile bağış, taksim vb. bir nedene dayanıp dayanmadıkları, buna göre davacıların aktif dava ehliyeti olup olmadığı belirlenmeden karar verildiği, diğer yandan işin esasıyla ilgili olarak Mahkemece, bozma kararına uyulduğu halde bozma gereklerinin yerine getirilmediği gerekçeleriyle öncelikle davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bulunduğuna kanaat getirilmesi halinde bozmada belirtilen şekilde işlem yapılarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğine değinilerek karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların muris babaları tarafından taşınmazdaki hakkının kendilerine ne şekilde bırakıldığının somutlaştırılmayarak buna ilişkin ispat külfetinin yerine getirilmediği, taşınmazın terekeye dahil olduğu, el birliği mülkiyetine tabi bir taşınmazda bir veya bir kısım mirasçının salt kendi payları için terekeye yabancı üçüncü bir kişi aleyhine tek başına dava açamayacağı gerekçesiyle davacıların aktif dava ehliyetleri bulunmadığından, davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1.d ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R- Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın Adıyaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.