Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu 9/2/2004 tarihinde bazı fizyolojik şikâyetlerle Kocaeli Devlet Hastanesine (Hastane) başvurmuştur. Üroloji uzmanınca yapılan muayene neticesinde başvurucuya "sol spermatosel+sol inguinal herni" teşhisi konularak başvurucunun tedavisi için ameliyat olmasına karar verilmiş ve başvurucu 13/2/2004 tarihinde ameliyat edilmiştir. Başvurucu, ameliyat tarihinden yaklaşık bir yıl sonra 10/5/2005 tarihli bir dilekçe ile Sağlık Bakanlığına (İdare) başvurarak Hastanede yapılan ameliyat sonrasında idrarını yapamadığını, genital bölgesinde uyuşukluk ve duyarsızlık meydana geldiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İdare 24/6/2005 tarihli cevabi yazısı ile uygulanan yöntem ve tatbik usullerinin tıbbi kurallar çerçevesinde yapıldığı, buna rağmen başvurucuda spinal anestezi komplikasyonu geliştiği ve oluşan komplikasyonların söz konusu vakada sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğu gerekçesiyle başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucu bunun üzerine Kocaeli İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde 15/7/2005 tarihinde tam yargı davası açmıştır. Mahkeme 26/11/2008 tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucuya yapılan tıbbi müdahalede, organ işlevini azaltıcı istenmeyen sonuçlar meydana gelmiş ise de bu sonucun yapılan ameliyatta hekim hatasından kaynaklanmadığı, daha önceden öngörülen kabul edilebilir risk içerisinde kaldığı, bu nedenle davalı İdareye izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığı vurgulanmıştır. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 12/6/2014 tarihli kararıyla bozulmuştur. Kararın gerekçesinde İdarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu (ATK) Genel Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre kararın verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme, Danıştayın bozma kararına uymuş ve dosyayı ATK'ya göndermiştir. ATK Genel Kurulu 21/4/2016 tarihli raporunda; başvurucuya uygulanan tıbbi müdahalede spinal anestezi uygulanmasının tıp kurallarına uygun olduğunu, ameliyat bölgesi itibarıyla hangi anestezi yönteminin seçileceği yönünde hekimin takdir hakkının bulunduğunu, başvurucuda ortaya çıkan rahatsızlığın spinal anestezi uygulamasının bir komplikasyonu olduğunu ve hekim kusurunun tespit edilemediğini belirtmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar Danıştay Onbeşinci Dairesinin 21/12/2017 tarihli kararıyla onanmış ve karar düzeltme istemi de Dairenin 29/5/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu 7/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.