10. Hukuk Dairesi 2012/11433 E. , 2012/16243 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No :361-245 İşkazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazmini davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalılar avukatlarınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmay
**10. Hukuk Dairesi 2012/11433 E. , 2012/16243 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No :361-245 İşkazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazmini davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalılar avukatlarınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.09.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalılar kimse gelmedi. Karşı taraf adına Av. ... geldi. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü; 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddine; 2-Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a)Dava; 14.10.2002 tarihli iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin rücuan tahsili istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesi olup, anılan maddedeki “....sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün, Anayasa Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunmasına ve tazminat hesabının bu şekilde yapılması gerektiği halde; iş bu davada Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınmaksızın, artışları da içerir biçimde tüm peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığının hüküm altına alınmış olması isabetsiz bulunmuştur. b)Kurumun, sigortalı veya hak sahiplerine bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda; Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu gelir kesimini rücuan isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır. Dosyada mevcut 23.03.2012 tarihli Kuruma gönderilen yazının altına; hak sahiplerinden ..., ... ve ...’nın gelirden düşmeleri nedeniyle peşin sermaye değerlerinin gönderilemediğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; gelirden çıkan ve kendilerine fiili ödeme yapılan hak sahipleri olup olmadığı araştırılarak, gelirden çıkan hak sahiplerinin bulunması halinde bunlar yönünden; gelirden çıkılan tarihe kadar ödenen fiili ödeme miktarı belirlenerek, ilk peşin sermaye değerli gelir ile fiili ödeme miktarı karşılaştırılması sonucu, ilk peşin değer düşük ise ilk peşin değeri, fiili ödeme miktarı düşük ise fiili ödeme miktarı esas alınmak suretiyle, tazminine olanak bulunan kısmının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, davalılar avukatları yararına takdir edilen 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, 25.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.