4. Hukuk Dairesi 2017/993 E. , 2019/3948 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... Gazetecilik AŞ aleyhine 23/06/2010 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair verilen 15/11/2012 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilm…
**4. Hukuk Dairesi 2017/993 E. , 2019/3948 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... Gazetecilik AŞ aleyhine 23/06/2010 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair verilen 15/11/2012 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, davalı gazetenin 03.07.2009 tarihli nüshasında “... hakim de var” başlığı ile müvekkili hakkında asılsız ve gerçek dışı yalan haber yayımlandığını, yayının müvekkilinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu iddia ederek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalılar vekili ise, haberde belirtilen iddiaların savcılık soruşturma dosyaları kapsamında yer alan içeriğe uygun olduğunu, dava konusu haberin toplumsal ilgiye haiz güncel bir konuda sadece kamu yararı gözetilmek suretiyle kaleme alındığını, özle biçim arasındaki dengenin titizlikle korunduğunu, kişilik haklarının ihlal edilmediğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; lakap takılma sebebiyle davacının gülünç duruma düşürüldüğü, atılan başlığın davacının kişilik haklarını zedeler mahiyette olduğu gerekçesiyle istemin bir bölümü kabul edilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.