11. Ceza Dairesi 2011/7728 E. , 2013/7120 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, dolandırıcılık HÜKÜM : TCK'nun 204/2, 62/1, 53. maddelerince 2 yıl 6 ay hapis cezası, TCK'nun 158/1-e, 168/1, 62/1, 52/2, 53. maddeleri ve CMK'nun 231/5. maddesince 10 ay hapis cezası, güvenlik tedbiri ve 120 YTL adli para cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılması 1- Sanık müdafii ve katılan vekilinin “dolandırıcılık” suçundan kurulan hükmün açık…
**11. Ceza Dairesi 2011/7728 E. , 2013/7120 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, dolandırıcılık HÜKÜM : TCK'nun 204/2, 62/1, 53. maddelerince 2 yıl 6 ay hapis cezası, TCK'nun 158/1-e, 168/1, 62/1, 52/2, 53. maddeleri ve CMK'nun 231/5. maddesince 10 ay hapis cezası, güvenlik tedbiri ve 120 YTL adli para cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılması 1- Sanık müdafii ve katılan vekilinin “dolandırıcılık” suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların 5560 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK'nun 231/12. maddesi uyarınca temyizinin mümkün olmayıp, itiraza tabi olduğu ve itiraz mercii tarafından da bir karar verildiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE, 2- Sanık müdafii ile katılan vekilinin “sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; Belgede sahtecilik suçlarında failde genel kastın bulunması yeterlidir. Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda vurgulandığı üzere bu kast "zarar verme bilinci" olarak kabul edilmektedir. Suçun oluşması için suçluda zarar verme bilinci bulunduğunun kanıtlanması gerekir. Zarar verme bilinci, failin sahtecilik eyleminden bir zarar doğabileceğini öngörmesi, fakat bu durumun kendisini sahtekarlıkta bulunmaktan alıkoymaması şeklinde açıklanabilir. Somut olayda; 28.03.2008 tarihli iddianame ile suç tarihinde ilköğretim okulu müdürü olarak görevli olan sanığın, 01-02 ve 03.08.2007 tarihlerinde izinli olduğu ve görevinin başında bulunmadığı halde memur devam-devamsızlık defteri ile ek ders ücreti çizelgesinde görevinin başında olduğunu gösterir şekilde işaretleme yaparak ek ders ücreti almak suretiyle sahte belge düzenleyerek Milli Eğitim Müdürlüğünü dolandırdığının iddia olunması, sanığın aşamalarda 26.07.2007 tarihinde 10 günlük yıllık izne ayrılmak istediğini, bu nedenle yerine okul öğretmenlerinden ...'ı okul müdürlüğüne vekalet etmesi için Milli Eğitim Müdürlüğüne hitaben yazı yazıp gönderdiğini, ancak izin formunu yazmayı unuttuğunu, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından izin formu doldurulmadığı gerekçesiyle vekaletin onaylanmadığının adı geçen tanık tarafından kendisine bildirilmesi üzerine geri dönüp görevine başladığını, ...'ın 01-02 ve 03.08.2007 tarihlerinde kendi yerine okul müdürlüğüne fiilen vekalet etmesinden dolayı kendi adına tahakkuk ettirdiği ek ders ücretlerini elden bu kişiye verdiğini savunması ve bu savunmanın ... tarafından doğrulanması karşısında; öncelikle savunmada belirtilen ...'ın okul müdürlüğüne vekalet etmesine onay verilmesi yönünde yazılan 26.07.2007 tarihli yazının Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderilip gönderilmediğinin araştırılıp saptanması, sanığın sahtecilik kastı ile hareket edip etmediği üzerinde durularak eyleminin görevi kötüye kullanmak suçunu oluşturup oluşmadığı da kararda tartışılarak sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. Ö.S.G.