11. Hukuk Dairesi 2012/12768 E. , 2012/18039 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Birecik Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/05/2012 tarih ve 2009/279-2012/292 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, lay
**11. Hukuk Dairesi 2012/12768 E. , 2012/18039 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Birecik Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/05/2012 tarih ve 2009/279-2012/292 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirket nezdinde klasik yangın sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan müvekkiline ait işyerinde 18/11/2008 tarihinde meydana gelen yangın neticesinde hasar meydana geldiğini, müvekkilinin davalı ... şirketinin kendisine teklif etmiş olduğu tazminatı ilk etapta kabul etmek zorunda kaldığını, ancak ödenen tazminat miktarının zararı karşılamadığını belirterek şimdilik 7.500 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, olayın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunduğunu, hasar dosyası kapsamında davacıya ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, olay sebebiyle davacının toplam bakiye zararının 41.406,58 TL olduğu, davacı tarafın imzaladığı iddia edilen ibranamedeki imzanın davacıya ait olmadığının anlaşıldığı, davacı tarafın toplam talebinin 40.406,58 TL olduğu nazara alınarak taleple bağlı kalınarak bu miktar üzerinden tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacının vergilendirme bakımından basit usule tabii olup, ticari defterlerinin bulunmaması ve diğer faktörler nazara alınarak tazminat miktarında BK m.43 gereğince %30 hakkaniyet indirimi yapılacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne 28.284,61 TL'nin temerrüt tarihi olan 22/12/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, işyeri sigorta poliçesi kapsamında meydana gelen yangın sebebiyle tazminat istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK.'un 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. Somut olayda mahkemece kısa kararda hüküm altına alınan alacağın ''olay tarihi olan 18.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile'' tahsiline karar verilmiştir. Ancak, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, hüküm altına alınan alacağın “temerrüd tarihi olan 22.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile'' tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ve gerekçe bölümünde faiz başlangıcı yönünden kısa kararda maddi hata yapıldığı açıklanmıştır. Mahkemece mevcut çelişki maddi hata olarak nitelendirilmiş ise de, bu husus maddi hata niteliğinde bulunmayıp, çelişkinin izahı doğru bulunmamıştır. Buna göre, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, faiz başlangıcı yönünden kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 13/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.